Atilla Yeşilada

Ticaret Savaşları?  Yeni Soğuk Savaş? Güldürmeyin beni!

5 Mart 2018

Ölmüş eşşek belediyeden korkmaz derler ya, valla 27 yıldır her gündeme gelen riskten “lemmingler” gibi kaça kaça iyice kaşarlaştım artık, kuru gürültüye bırakacak papuç kalmadı. “Göya” dünya ekonomisini tehdit eden risklere defakasyon uzvumla gülüyorum.  Dünyayı bekleyen en bir harbi ve  gerçek tehlike var, açıklayacağım. İfşa edeceğim!

Size bir nasihat, Abi nasihatı, 27 yıldır otton-boktan korkan ve geceleri uyumak için  Yeşil  Reçete kolleksiyonu yapan bir fani olarak söyleyeyim:  Dünyayı piyasaların tepkisine bakarak değerlendirmekten vazgeçelim. “Piyasalar” yani onu teşkil eden fon yöneticileri güruhu burnunun ucunu görmekten aciz. Hemen bir örnek vereyim: Bloomberg’de bir makale:  Fed faiz artırımları Gelişmekte Olan Piyasalar  (GOP, Ülkeler = GOÜ= rallisini raydan çıkarmaz!” Breh, breh husyelerin yarıçapına bak, greyfurt maaaaşşallah. GERÇEK:  Şubat’ta GOP’tan kaçan para 4.5 milyar dolar, son  haftada hisseler %2.6  değer yitirdi.

Şimdi size bu  haftayı rahat geçirmeniz için büyük sırrı vereyim. Trump ticaret savaşı filan başlatamaz. Putin de Soğuk Savaş. Biraz sakin olun, siyaset, sosyoloji ve tarih okumayan bir avuç fon yöneticisinin velvelesine kanmayın.

Trump çelik ve aluminyum ithalatına vergi koymuş!  Hih! Geberdik, bittik. Yahu açın biraz ABD yakın tarihini okuyun, Reagan’dan Bush’a kafası kızan, ya da oy oranı düşen her başkan aynı haltı yemiş. Kardeşim,  Pasifik Kıyısı’nda Çin ve ABD dışında ülkeler bölgesel ticarette gümrük duvarlarını yıkacak antlaşmayı 8 Mart’ta imzalıyor, bir anlamda Berlin Duvarı bir kez daha yıkılıyor. Bu ekonomilerin toplam GSYİH’sı 13.5 trilyonla ABD’ye eşit.    Global ticaret anlaşmalarının yerini bölgesel ve ikili serbest ticaret antlaşmaları alıyor. Hangi Ticaret Savaşı ya?

Daha da önemli bir nokta, Trump’ın kerizliğine yalnız AB, Çin ve Kanada değil, önce sanayi temsilcileri ve Kongre’deki Cumhuriyetçiler itiraz etti. Bu tür hamleler Trump’ın sonunu hızlandırmaktan başka hiç bir halta yaramıyor.

Külliyen  hayal ürün olan ikinci tehlike ise yeni bir soğuk Savaş. Putin “halka sesleniş” konuşmasında yeni silahlarını takdim etti, ABD’ye meydan okudu, mangalda kül bırakmadı. Bu silahların hepsini ABD’nin uzmanları 1990’larda denemiş, randıman alamadığı için başkalarına geçmiş. Yok böyle silahlar, hepsi tasarım aşamasında. Ayrıca örneğin Seattle’ı 15 dakikada Hiroşima’ya çevirecek süpersonik balistik füzenin de Rusya’ya nükleer savaşta avantaj sağlaması imkansız. Soğuk Savaşın Nükleer Savaşa dönüşmesini önleyen “karşılıklı garantili topyekün imha doktrinidir” (Mutually guaranteed destruction).  Şöyle der:  Ülke A sürpriz atakla B’yi vurursa, B’nin saldırı sonrasında dahi A’yı yerle yeksan edecek saldırı opsiyonları varsa, savaş çıkmaz.   ABD’nin de var. Putin 10 tane ABD kentini vurur, ardından Kuzey Kutbu’nun altında yatan nükleer denizaltılar St Petersburg’u Çernobil’e çevirir. Eeeee, peki ne iş bu halka sesleniş konuşması?  Mart’ta Rusya’da başkanlık seçimi var. Tanıdık geldi değil mi?

 

Daha geniş bakalım manzaraya. ABD bitmiş-miş. Ulan bunu twittlerken ABD icadı bir sosyal medya platformu kullanıp muhtemelen iPhone’dan mesaj atıyorsun. Kıçında Lulu Lemon ayağında Nike’s var. Biraz önce Koka Kola içip McDonalds yedin. Acaba bir de Domino’s dan bol malzemeli ısmarlasam mı diye düşünürken, TV’de zaplayıp Netflix’den neler çalarım hesabı yapıyorsun.

Bugün konvansiyonel bir savaş çıksa, Rusya 6 ayda, Çin bir yılda Orta Çağ’ın karanlığına gömülür, çünkü ne ekonomik güçleri ne de teknolojileri ABD ile başa çıkacak güçte değil. Beijing bunun farkında olduğu için hemen Kuzey Kore’ye ayar çekti, Trump’a karşı da alttan alıyor.

 

Peki, nedir gerçek tehlike?  Geçen hafta New York ve Londra’da millet helaya gitmek için kar kürerken, Kuzey Kutbu’nda penguenler güneş kremi sürünüyordu. Evet, geçen hafta Kuzey Kutbu’nda ısı tarihi ortalamanın 30 derece üstündeydi, Ulan Sayın Seyirci! Çünkü bizim iklim değişikliğine duyarsızlığımız sayesinde, soğuk havayı Atlantiğ’in güneyinden alıp kuzeye taşıyan, ya da yazın tersini yapan Gulf Akıntısı yavaşlıyor.

Hmmm..Nerde görmüştüm bu filmi?  The Day after Tomorrow. Netflix’de vardır belki, izleyin.   O Gulf Akıntısı kesilirse, Atlantiğ’in iki yakası İbiza’dan Florida’ya  kadar Buz Çağına geri gidiyor.  Kuzey Kutbu’nda yıllardır aralıksız süren ısınma yüzünden Grönland’daki dev buzullar eriyip suya karışmaya başladı. Aqua-sistemin Yerküre’nin iklimini dengeleyici gücü yavaştan bitiyor.

Gerçek tehlike budur. Gulf Akıntısı’nın aniden kesilmesi ihtimali binde birdir, ama gerçekleşirse, medeniyet biter. Bu yüzden nimet-külfet dengesi açısından derhal tedbir alınması gerekir.

Fosil yakıtlardan başlayıp karbon salınımı yüksek her türlü üretim ve tüketime acil vergi koymalıyız. Almanya’nın yaptığı gibi yenilebilir enerjiye tüm gücümüzle yatırım yapmalıyız.

Daha da ötesi, Trump hıyarının düşlediği, “her koyun kendi bacağından asılır” dünyası ki, globalleşme düşmanı neo-sosyalist kromozomsal-gomonist entel kardeşlerimizin de destek verdiği bir projedir, Yerküre’nin sonunu hızlandırmaktan başka bir şeye yaramaz.  Dünyayı kurtarmanın tek yolu daha fazla globalleşme. Globalleşmenin ticaret ve finansmandan küresel politikalar üretecek platformlara taşınması.  Ortak iklim ve çevre koruma politikası, göç koordinasyonu,  sınırötesi su kaynakları ve aqua-eko-sistemlerin  korunması için işbirliği temel ve çok acil öncelikler.

Çeliğe vergi konmuş bana ne, plastik çatalla ye, Dünya elden gidiyor be!

 

FÖŞ

 

Websitemde gözlerinizi kamaştıracak bir yenileme var:

 

http://atillayesilada.com/2018/03/05/istanbulanalytics-mart-ayi-ongoruleri/

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları