Güldem Atabay Şanlı

Küresel Rekabet Endeksi 4,0: Dünya Geleceğe Hazır mı?

20 Ekim 2018

Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum-WEF), küresel rekabet endeksi çalışması yaptı.  4.Sanayi Devrimi (4SD) bir taraftan insanlığın yeni bir döneme girişini belirlerken, bir yandan da ekonomik ve sosyal şok olarak dünyaya damgasını vuran 2008’de yaşanan küresel finans krizinin onuncu yıl dönümünde WEF’nin yaptığı çalışma ekonomik toparlanmanın eksik kalan yanlarını açığa çıkarması açısından önem taşıyor.

 

4SD ve Büyük Durgunluk’un sonuçları refah kavramının yeniden tanımlanmasına ve tabi politika yapıcıların da yaklaşımlarını kökten sorgulamalarına neden oluyor. Sorumluluk hisseden liderler zaten artan sorunlara çözüm arayışında ve kısa vadeli tepkisel önlemlerden öteye uzanmaya çalışıyorlar.

 

Bu çerçeve içinde WEF 40 yıldır uzun vadeli küresel rekabetin ölçütlerini belirleyen kurum olarak yeni “KÜRESEL REKABET ENDEKSİ 4.0”açıklarken ekonomi yönetimleri için bir pusula olmayı amaçlıyor. Bunu da uzun vadeli rekabet tamının içine 4SD’nin etkilerini koyarak yapıyor.

 

Çalışmanın sonuçları ise küresel ekonomi açısından çok aydınlatıcı sonuçlar içermekte.  Ortaya çıkan skor 60, birçok ülke ekonomisinin ideal rekabet koşullarından uzak; uzun vadede dayanıklılıklarını ve büyümelerini, kendi nüfuslarına yarattıkları olanakları artırabilmeleri adına mesafe kaydetmeleri gerektiğini anlatıyor. Çalışmanın dayanağı olan 12 ayak (kurumlar, altyapı, ICT’ye uyum, makroekonomik istikrar, sağlık, beceriler, ürün piyasası, emek piyasası, finansal sistem, piyasa büyüklüğü, iş piyasası dinamizmi ve inovasyon kapasitesi) içinde kurumların işleyişi gibi temel kalkınma problemleri küresel rekabet açısından engel teşkil etmeye devam ediyor.  Buna karşın rekabet gücüyle benzerlerinin önüne geçebilen ülkeler de, diğerleri açısından örnek teşkil ederek gidilmesi gereken yön hakkında önemli bilgiler sağlıyor.  Diğer yandan Rapor, Sanayi 4.0’ın açtığı yolda yeni sosyal düzen ve ekonominin gelişimi hakkında önemli ölçütler belirlemesi açısından da önem taşımakta.

 

Raporun detaylı sonuçlarına gelince…

 

Teknolojide hızlı değişim, politik kutuplaşma ve kırılgan ekonomik toparlanma ekonomilerde büyüme ve refaha ulaşmak adına yeni yolların açılmasını gerektiriyor.  Bu amaçla WEF’nin bu seneki küresel rekabet raporu bir yandan 4SD’nin etkilerini hesaplamalara katarken, küresel ekonomide gereken hızlı dönüşümü de ölçümlemiş oluyor.

 

Bu yıl kullanılan göstergelerin %60’ı, işgücü çeşitliliği, basın özgürlüğü, işgücü hakları, e-devlet ve yıkıcı işletmelerin rekabet gücüne bozucu etkisi gibi faktörlerin önemine daha fazla inanarak yeni belirlenmiş durumda.  Sonuçlar dikkat çekici.

  • Dünya ekonomisi 4. Sanayi Devrimi’ne hazırlıklı değil:Ölçülen 140 ekonomi içinde 103 ülkenin skoru 100 üzerinden aldıkları 50 ve altı elde ettikleri skorla, inovasyon kapasitelerinde sorun olduğunu; rekabet güçlerini olumsuz etkilediğini gösteriyor. Bu konuda en hazır devlet Singapur (85,6) olarak ön planda; arkasından Lüksemburg (79,0) ve ABD (78.3) geliyor.
  • Küresel rekabette lider ülke ABD 85,6 puanla en ön planda: ABD’nin en son birinci spota oturduğu yıl 2008’di.  Skoruna 100 üzerinden bakıldığında ABD ekonomisinde bile ilerleme potansiyeli olduğunu gösteriyor.  Diğer tarafta, Doğu Asya Pasifik ülkeleri rekabet konusunda Avrupa’nın önünde.  Singapur (83,5), Almanya (82,8), İsviçre (82,6) ile ABD’yi izliyor.  Arkasından gelen ülkelerle böylece ilk 10 da belirlenmiş oluyor: Japonya (82,5), Hollanda (82,4), Honk Kong SAR (82,3), Birleşik Krallık (82,0), İsveç (81,7) ve Danimarka (80,6).
  • Gelecekte sürdürülebilir büyüme ve gelir artışı isteyen ülkeler bugünden rekabet skalasındaki zayıf alanlarına yatırım yapmalı. Çalışmanın sonuçları rekabet gücü ve gelir arasında birebire yakın bir ilişkiye işaret ediyor.  Rekabet endeksinde en yüksek 20 sırdaki ülkelerin hepsi yüksek gelir sahibi ülkeler arasındayken, rekabet endeksinde ilk 40 içindeki ülkelerden sadece Çin (28), Malezya (25) ve Tayland (38) orta gelir grubuna ait ülkelerden.
  • Ekonomilerdeki açıklık oranının yüksekliği, rekabet sıkalasında onları ön sıralara yükseltiyor:Küresel ticaret gerginliği artarken WEF bu Rapor’da daha fazla ekonomik açıklığın hedeflenmesi çağrısında bulunuyor.  Bu çağrıyı yaparken de küreselleşmenin yoksullaştırdığı kesimler için ülke bazında önlemlerin uygulamaya konması gereğine vurgu yapıyor.
  • Kapsayıcı politikalar büyümeye katkı sağlayabilir:WEF çalışmasında rekabet gücü ve geliri paylaştırıcı politikalar, sosyal güvenlik ağları ve insan sermayesine yatırım arasında bir çelişme olmadığını vurguluyor.  Bu nedenle de hükümetlerin büyümeci ve kapsayıcı politikalar uygulaması gerektiğinin altını çiziyor.

Türkiye özelindeyse:

Türkiye, 140 ülke içinde rekabet sıralamasında 61. sırada. 2017’de uygulanan metodolojiyle bu sıralama Türkiye’nin bir sene içinde üç basamak geri düştüğüne işaret etmekte.

  • Türkiye’nin rekabet açısından avantajları:
    • Inovasyon (47)- özellikle araştırma kuruluşlarının kalitesi açısından
    • Sağlık (48)
    • Altyapı(50) – özellikle hava ve deniz taşımacılıklarında bağlantıları açısından
  • Türkiye’nin rekabet gücünü artırması için geliştirmesi gereken alanlarıysa:
    • Makroekonomik İstikrar (116): özellikle enflasyon (121)
    • Emek gücü piyasası (111): özellikle işçi hakları (115) ve kadın işgücünün emek piyasasına katılımı (111)
    • Beceriler (77):  özellikle nüfus içinde dijital becerilere sahip kesim (118) ve beceri sahibi emek gücüne ulaşımda kolaylık (117)
davet

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları