Atilla Yeşilada

Ekonomide erken boşalma sendromu

5 Şubat 2018

İnsanoğlunun davranışları çoğunlukla  kestirilemez, bazen de bir laboratuar faresinin deney dehlizinde peynire koşması kadar sıkıcı bir rutine sahip. Dikkat ederseniz insanoğlu diyorum, çünkü insankızı beni ilmi araştırma sahamın dışındadır.  13 yaşından beri bu türle çok yakından ilgileniyorum, hala hakkında tek bir şey öğrenebilmiş değilim.

Kestirilebilirlik, akçeli konularda %100.  İnsanoğlu tarihin her aşamasında açgözlülüğün kurbanı olmuş. Zaten bu yüzden komünizm gibi insanca bir ideolojiyi faşizme çevirip berbat ettik, kapitalizme methiyeler düzüp zulüm altında eziliyoruz.

Geçen sene ortasından beri Bitti-coin ve sanal paralarda balon vardır diyorum, sosyal medyada binlerce bahane bulundu, sonunda milletin elinde patladı. Şimdi tahvil balonu var sırada, o da uzun vadeli  tahvil tutanların elinde patlayacak ve yüz-göz dağılacak.

Bizim gibi ekonomi-finans arasında bir yerde sanat-bilim ve falcılık arasında bir düzlemde kehanet tellallığı yapanlar hemen her zaman zamanlamayı yanlış yapar, ama bu tespitlerde  haksız olduğumuz anlamını taşımaz. Bir değer ölçümüz, metodolojimiz  var, bu  aşıldığında felaket kapıda demek. Ha bugün içeri girecek, ha yarın.

Cuma günü ABD tahvil pazarı zortladı, ama birkaç gün veya hafta içinde yine toparlar. Bu sene böyle panik ataklarını sık sık izleyeceğiz. Sonunda 30 yıllık  boğa pazarı kasaplık olurken, beraberinde Gelişmekte Olan Piyasalara (GOP, Ülkeler = GOÜ) son 14 ayda 300 milyar dolar gömen cesur yürek yüzlerce fon yöneticisin kariyerini de silip bitirecek. Çünkü ABD ve Almanya’da tahvil getirileri yükseldiğinde GOP’dan para kaçar. Siz istediğiniz kadar yüzlerce yeni nesil, çok iyi eğitim görüp dünyayı değiştireceğine inanan roket bilimci genci dinleyin. “Bu kez başka olmayacak”. Hollanda Lale Balonu’ndan bu  yana tarih nasıl tekerrür ettiyse, yine edecek.

Eğer materyalizmin diyalektiğine bu açıdan bakarsanız, ekonomide erken boşalma sendromunun da ne anlama geldiğini hemen çakarsınız. Yıla hızlı başladık, yetmedi, daha fazlasını istiyoruz, o yüzden ikinci yarı yılda duvara toslayacağız.

Ocak ayında yayınlanan anket verilerine baktığınızda, naçiz kulunuz FÖŞ’ün tahmin ettiğinin aksine dört nala koşan, naralar atarak etrafa “Hepiniz birden gelin ulan, abilerinizi de getirin!” diye posta koyan bir ekonomi göreceksiniz. PMI sanayi üretim anketi 7 yıllık zirvede, Ekonomik Güven Endeksi bir kez daha kendini 100’ün üstüne attı, vesaire, vesaire.

Sebebleri basit. Makul neden, AB ve yükselen petrol fiyatları sağolsun, ihracat oldukça güçlü. İmalat sanayinde de atıl kapasite kalmadı. İhracatçı hem üretim hem de sabit sermaye yatırımını artırıyor. Henüz bütçeyi görmedik ama, faiz-dışı harcamaların hızla arttığına dair de bahse girerim. Tüketici de yılbaşında aldı zammı, TL de istikrarlı, cebinde ne varsa harcıyor. İşte bu “erken boşalma”. Sürmez, çünkü ortalama harcanabilir gelir artışı %9, enflasyon %10, tüketici kredisi faizi %20 olacak.

Ayrıca, anketlerde tüketici güvenini yükseliyor da, bakın Kadir Has Üniversitesi anketi ne saptamış:

“Son bir yılda yaşanan ekonomik gelişmelerin bir etkisi olarak kendini geçindiremediğini söyleyenlerin oranı yüzde 6, ekonomik olarak geçen yıla göre daha kötü olanların oranı yüzde 49, daha iyi olanların oranı ise yüzde 7,5 olarak belirlendi. Yüzde 26 ise son bir yıldaki gelişmelerden ekonomik olarak etkilenmediğini söyledi”.

Halkın %49’u  ekonomik büyümeden yararlanamamış, tüketim dalgası ne kadar sürer ki? Olsun, ihracatla büyürüz. Yahu, ihracatta ithal girdi oranı %55-60, petrol 70 dolar, dış ticaret açığı Aralık ve Ocak’ta aylık 9 milyar dolar tempoda genişliyor. Bunu finanse etmek için Karun Hazinesi lazım. Öte yanda global faizler yükseliyor, dış kredi alcan da swapla TL’ye çevirip ucuz kredi vercen. Ölme eşşeğim, ölme de yonca biçem.  Nasıl büyüycan ihracatla?  Aksine bu sene ithalat büyümeyi baskılayacak.

Hükümette de bir “erken boşalma sendromu” gözlüyorum: Yahu, işte al sana güçlü büyüme, arkana yaslan seyret, di mi? Nerde, bir Torba Yasa çıkıyor, her yanından teşvik kaynıyor. Hurda indirimi, istihdam sübvansiyonları, çeyiz, konut edindirme desteğinde artış, 80 milyar TL gecikmiş KDV iadesi. Valla bu ülkede maaşa bağlanmayan bir Çelik ve kız arkadaşı, bir de zombiler kaldı, onların da derdine çare olun ya!  Ha, bunlar da yetmiyor, Çetinkaya Saray’a çağrılıyor, “hani faizleri biraccık indiremez misin, gaco?” muhabbeti.

Bu yol klinikte yataklı tedavi gerektirecek bir erken boşlama çünkü verdiğin her teşviğin bütçe açığını artırıcı yönü var, bunu geçen sene gördük. Bütçe açığı artıp da dışardan para girmeyince, faizler yükseliyor. Faizler yükselince tüketici kredi alamıyor, sanayici yatırım yapamıyor. Sonunda ekonomi bir çeyrek şahlanıyor, ardından yine acilde.

Cevap hazırdır bu argumanlara da, “hep öyle söylüyorsun da, bir şekilde idare ediyorlar işte”. Etmiyorlar, size öyle geliyor. Sizin tuzunuz kuru, oturup CHP kurultayıyla uğraşıyorsunuz.  Ulan, iki adaylı seçim yapıldı be. AKP’de ne zaman Erdoğan ya da Yıldırım’a rakip çıktı? Neyse, o başka konu da, ben size bu politikaların niye halk nezdinde hiçbir karşılığı olmadığını, AKP’nin İDARE EDEMEDİĞNİ Kadir Has Ü. anketinden anlatayım:

“BBC’nin yayınladığı rapora dair haberde, 26 ilde kent merkezlerinde ikamet eden bin kişiyle 11 Aralık 7 Ocak arasında yapılan araştırmaya göre Türkiye’nin gündemindeki en büyük sorun olarak terör (yüzde 29) ve “FETÖ” (yüzde 18) görülüyor.

Bu iki maddeyi en büyük sorun olarak görenlerin oranı önceki yıla göre azalırken en büyük sorunu işsizlik (yüzde 17) ve hayat pahalılığı (yüzde 13) olarak görenlerin oranı ise artışta.

Ankete katılanlara sorulan, “Sizce şu anda Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu nedir?” sorusuna yüzde 16,9’luk kesim ‘işsizlik’, yüzde 14,1’lik kesim ise ‘Türk Lirasının değer kaybetmesi’ yanıtını verdi.

Ekonominin diğer önemli sorunları ise sırasıyla gıda ürünleri fiyatlarındaki artış, enflasyon ve faizlerin yüksekliği oldu”.

Yani  SİZ, bu makaleye itiraz edip ekonomi politikalarının başarılı olduğunu iddia edenler, aslında yaşanan ekonomik yıkımdan kendini kurtarmayı beceren mutlu azınlıksınız. Yükünüzü tuttuğunuz için de sosyal medyada “Asla bir daha CHP’ye oy vermem”   diyerek oyalanıyorsunuz.

Kadir Has  Ü. anketinden son bir done ile veda edeyim:  Geçen yıl ekonomik durumu kötüye gidenlerin oranı %49’a çıkmış. Hükümetin ekonomik politikalarını başarılı bulanların oranı ise %39’dan  %48’e çıkmış.  Bunun adı “fakirleştirici büyümedir” dostlar, zengin daha zengin, fakir daha fakir.

 

FÖŞ

 

Websitemde son yenileme

http://atillayesilada.com/2018/02/02/subat-ayinda-ekonomi-mali-piyasalarda-ne-olacak/

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları