Borç  döngüsü  sona ererken

Yapı Kredi Yatırım Başstratejisti Murat Berk zamanın ruhunu çok iyi irdeleyen bir inceleme kaleme alarak, Gelişmekte Olan Ülkeler’de QE (yani […]
19:2712 Haziran 2018
Borç  döngüsü  sona ererken
Yapı Kredi Yatırım Başstratejisti Murat Berk zamanın ruhunu çok iyi irdeleyen bir inceleme kaleme alarak, Gelişmekte Olan Ülkeler’de QE (yani […]

Yapı Kredi Yatırım Başstratejisti Murat Berk zamanın ruhunu çok iyi irdeleyen bir inceleme kaleme alarak, Gelişmekte Olan Ülkeler’de QE (yani karşılıksız para basma politikalarının) tetiklediği borç furyasının (döngüsünün) sonuna gelindiği kehanetinde bulundu. 2009’dan bu yana sürekli genişleyerek tüm dünyaya doping etkisi yapan Fed, AMB ve BoJ bilançolarından ikisi gelecek sene daralacak, arkalarında kuraklıktan solan bir GOÜ özel sektörü bırakacak. Bu vizyon dolu incelemeyi sizlerle paylaşıyoruz:

 

 

Ebedi Dönüş

 

Nietzsche’nin ebedi (bengi) dönüş kavramı, hayatı sonsuz bir istekle onaylama sonucuna ulaştıran bir öğretidir. Nietzsche’ye göre; “insan tüm yaşamı durmadan döndürülen bir kum saatidir.” Ana akım ekonomide de genelde göz ardı edilen ama ekonomi ve piyasaların en önemli konularından biri döngüler, özellikle de borç döngüleridir. Bir açıdan bakıldığında insanlık tarihi aynı zamanda borç döngülerinin de tarihidir.

Aralarında Helene Rey ve BIS’ten Claudio Borio’nun da yer aldığı iktisatçıların işlediği küresel finansal döngü kavramı, bahsettiğimiz makro ölçekteki borç döngüsü kavramı ile ilgilidir. Ray Dalio ise borç döngülerini ekonomik analizlerinin ana noktası olarak alır. Özellikle finansallaşmanın hızla arttığı 21. yüzyılda olanları anlamanın yollarından biri de borç döngülerinin neresinde olduğumuzu kestirebilmek. Bu söylendiği kadar kolay değil, ama son derece önemli.

 

Yaklaşık son on senede gördüğümüz trendlerin, gelişmiş ve bazı gelişmekte olan ülkelerin aşırı borç yükü, bu yükün de tetiklediği 2008 krizine karşı alınan tedbirlerin sonucu olduğunu düşünüyoruz. 2008 sonrası merkez bankaları 12 trilyon dolarlık niceliksel gevşeme yani piyasaya para aktarımı yaptılar. Bu da faizlerin düşük kalmasının en önemli sebebiydi. Homer ve New York Üniversitesi Profesörü Sylla’nın “Faiz Oranlarının Tarihi” isimli kitabındaki verilere göre de 2008 sonrası dönemde faizler son 5000 senenin en düşük seviyelerini gördü. Fakat 2016 ve 2017’de 4 trilyon dolar olan niceliksel gevşemenin bu sene 400 milyar dolara düşmesi bekleniyor. Bazı ülkelerde borç kamu ve özel arasında yer değiştirdiyse de yok olmadı, aksine artmaya devam etti ve küresel borç tarihi zirvesine ulaştı.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) yıllık Dünya Yatırım Raporu’nun son sayısı geçtiğimiz hafta yayınlandı. Bizce, UNCTAD raporunun özellikle doğrudan yabancı sermaye ile ilgili bölümleri dikkat çekici. Geçen seneki raporda yüzde iki civarı artış görülen doğrudan sermaye yatırımları 2017’de, bu beklentinin aksine yüzde 23 daralmış ve 1.43 trilyon dolar olarak gerçekleşmiş. Bunun ana sebebi de uluslarası birleşme ve satın alımlarda yüzdeki 22’lik düşüş. Ayrıca potansiyel gelecek yatırımlar açısından gösterge sayılabilecek greenfield yatırımları yüzde 14 azalmış.

 

Bu raporun doğrudan sermaye çekmek isteyen ülke ve şirketler ile bunun ötesinde genel trendleri takip edenler açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.

Kesin konuşmak mümkün değil ancak dünya genelinde birçok alamet bu döngü için maksimum parasal/mali gevşeme ve şirket karları seviyelerine gelindiğini, bundan sonrasının zorlu olmaya aday olduğunu düşündürüyor.

Daha kısa vadede de S&P 500 gibi küresel hisse senedi endekslerinin yaz aylarında şubat diplerini test edebileceğini veya altına sarkabileceğini düşünmeye devam ediyoruz

 

 

Gelişmekte Olan Ülkeleri en iyi biz takip ediyoruz, tıklayın

 

FÖŞ de Gelişmekte Olan Piyasalar ve Türkiye bağlantısını yazdı, tıklayın

Yorumlar

Son güncelleme: 19:2712 Haziran 2018
Paylaş Tweet