Atilla Yeşilada

Bir finansal paniğin anatomisi, ya da bu satışlar ne kadar sürer?

7 Şubat 2018

Bir finansal paniğin anatomisi, ya da bu satışlar ne kadar sürer?

 

Bugün “Susma Muharrem Abi, asla susma!” başlığını atarak CHP Kurultayı’nı anlatacaktım. AKP Türkiye’de kenarda-köşede kalmış birkaç cılız özgür sesin yuvalandığı Internet’i de susturmaya çalışırken, CHP’deki şevkli ve keyifli iç rekabeti eleştirmenin ne denli yanlış olduğunu yazacaktım. Ne yani, CHP de AKP gibi her şeye EVET diyen bir zombiler ordusu mu olsun?

İllevelakin, FÖŞ gibi yazarlığı bir vatani görev addeden ve halkını bilgilendirmeyi  Odin’den gelen  emir olarak yerine getiren bir İlah-Yazar için öncelikler önemlidir. İstediğinizi yazamazsınız, ben Orhan Pamuk değilim, asla bir Masumiyet Müzesi yazmayacağım, Adım Kırmızı olmayacak, en fazla Adım Mor olur. Emir, büyük yerden:  Halkını Finansal Panik Atakları hakkında bilgilendir, ya da Valhalla’da Fenrir’e yem olursun!

Önce, fazla okumadığınız için hemen sinir hapını vereyim:  Kasmayın,  yaşadıklarımız oyunun sonu değil. En fazla bir hafta daha sürer. Bu sonun başlangıcı. Oyunun sonu 2018’in 3cü veya 4cü çeyreğinde sahnelenecek, ama yıl boyunca böyle histeri krizleri göreceğiz. Çünkü, dünya ekonomisi yeni bir evreye atladı, enflasyon geri geliyor ve hisse-tahvil fiyatları buna ayak uydurmak zorunda. Henüz uyduramadı.

Hatta size final sahnesini de anlatarak “spoiler alert” yapayım. Kriz olmaz.  Ralli 6-9 ay dinlenmeye geçer. Bizim gibi çok borçlu ülkelerin mali varlıkları uzun süre değer kaybeder, ekonomileri daralır veya duraksar, ama sonra daha sağlıklı bir piyasa yapısı ile hayat devam ederiz.

Finans basınını okuyorum, TV’leri seyrediyorum. Bu panik atağının nedeni bilinmiyormuş. Nasıl bilinmiyor ya? Bir yıldır bu köşeden nara atıyorum:  Enflasyon geliyor, deflasyon bitti. Tahviller hala deflasyon fiyatlıyordu. Hisse senetleri büyümenin ebediyen yüksek, faizlerin ebediyen düşük kalacağı bir Alis in di Wonderland fiyatlıyor. Cuma günü ABD tarım-dışı istihdam detayında ücretlerin yıllık %2.9 artması tetik görevi yaptı, ya da nitrogliserin şişesine uzanan fitili ateşledi.

Peki, niye bu panik atağı krize dönüşmez?  İlk cevap kredi pazarında. Kurumsal tahvilleri iflas riskine karşı sigorta eden CDS primlerinde hafif bir yükseliş var, junk yani düşük kredi notlu tahvil fonlarından yüklü çıkışlar var, ama  genelde kredi spredleri yani gösterge ABD DİBS faizleriyle eş vadeli ülke ve firma tahvilleri arasındaki faiz farkı açılmıyor. Kredi mekanizması işliyor; karşı taraf (counter-party) ve iflas riski sabit.

İkincisi, 2008 Büyük Finansal Krizi’nin tabana yayıp yıllara uzatan kurumsal kırılganlığı tamir ettik. ABD’de Frank-Dodd, Avrupa’da PIIGS krizi sonrasında alınan tedbirler, Basel III, MiFid vs derken, bugün sistemin göbeğinde oturup kan damarı görevi yapan finansal kurumlar şoklara daha dirençli. Türev ürünler vasıtasıyla bilanço dışında  taşıdıkları pozisyonları da az-çok biliyoruz. Henüz sapıtmadılar. Doğru, sermaye piyasalarında payı gittikçe artan bono-tahvil fonlarında birikti risk, onlar da bayağı bir kaldıraç taşıyor. Ayrıca, son bir kaç ayda ürkek ve salak para, yani bireyseller Exchange Traded Funds denen barut fıçılarına para soktular. Onlar kaçabilir, bu da panik atağını bir ya da birkaç gün uzatabilir. Ama o kadar işte.

Üçüncüsü ve en önemlisi dünya ekonomisi genişleme döngüsünün sonunda değil başında. Dün JP Morgan – Markit Ocak küresel PMI ekonomik aktivite anketi yayınlandı. Ekonomik aktivite 40 aylık zirvede. Eğer PMI’ın ABD verilerinin yerine daha güvenilir bulduğum ISM’leri koyarsak, aktivite daha da güçlü. Buna karşın enflasyon baskıları mutedil.  Anketi düzenleyen ekonomistlere göre ileriye dönük göstergeler ekonominin daha fazla ivme kazanacağını müjdeliyor.

Hatırla, eh sevgili! Fed parasal sıkılaştırma yapmıyor!  Ayağını hafifçe gazdan çekiyor.  AMB hala ne zaman eksi faiz rejiminden çıkacağı konusunda tereddüt içinde. Size aşağıda bir grafik sunuyorum, bu Goldman Sachs ABD finansal koşullar endeksi. Fed bunca faiz artırımı yapmış, finansal koşullar hala fevkalade gevşek.  Yani bu çalkantı birkaç hafta sürse dahi, ekonomiyi vurmaz. ABD 10 ve 30 yıllıkların halihazırdaki düzeyi de ipotek kredisi talebini azaltmaz.

 

Eeee, o zaman tehlike ne?  Tehlike şu. ABD DİBS pazarında halen enflasyon fiyatlanıyor, ama vade riski tam fiyatlanmıyor.  Eğer dünya ekonomisi hızlı büyüyecekse, tasarruf fazlası eriyecekse, vade riskinin şimdiye nazaran 100-150 baz puan daha yüksek olması gerekebilir. Tabii bu fiyatlama hemen olmaz. Aylara yayılır.

 

Başka şekilde anlatayım. Bu rallinin bitmesi için yatırımcıların:

  • Fed’in 2019-2020 yılında yapacağı faiz artırımlarını da iskonto etmesi,
  • Fed’in duracağı fed funds oranını yukarı revize etmesi gerekir.

Bunlar da olacak, çünkü dünya büyümesinin önünde riskler az, ivme yüksek. Ama şimdi olmaz. Yıl sonuna doğru dünya ekonomisinin ısındığını, AMB’nın politik baskılarla QE’den çıktığını, ABD’de bütçe açığı-Fed’in bilanço daraltma baskısının tahvil pazarını iyice sarstığını göreceğiz. O zaman hisse senetleri de değerlemede harbi bir risksiz faiz oranı iskonto edecekler.

Bunlar Türkiye’yi nasıl etkiler? Bir kez, bu fon yöneticisi milleti çok akıllı, ama akl-ı selimden zerre kadar nasibini almamış. Bu panik atağının merkezi Wall Street,  Gelişmekte Olan Piyasalara (GOP) bir şey olmaz diye son derece akılcı, ama insan psikolojisinden zerre kadar çakmayan bir önkabul var. Halbuki, son 6 günde 4 milyar dolar kaçtı GOP’tan. Tarihteki tüm panik ataklarında Gelişmiş Piyasalar-GOP korelasyonu günler içinde +1’e gider. Bu histeri krizi bir kaç gün daha sürerse, TL de babayı yer.

Ama merak etmeyin, TL’nin  de cicim ayları daha bitmedi. Bizi bekleyen TCMB’ye faiz indir baskısı, erken seçim, ABD’yle papaz olma, Suriye’de çamura saplanma gibi riskleri hiç hesaba katmayalım hadi. Ama 2-7 yıllık vadede dolar  kredi faizleri 100-150  baz puan daha artsın, bizim banka ve firmalar dış borçlanmadan çekilir Abicim.

2009’da resesyondan çıktıktan bu yana Türkiye’yi yaşatan biraz AKP’nin mahareti, biraz da QE’ydi. İkincisi artık sona erdi. Bakalım AKP’nin mahareti nereye kadar götürecek. Ya da başka şekilde sorayım:  AKP ne zaman “manzarayı görüp” erken seçime kaçacak?

 

FÖŞ

 

Websitem hasretle sizi bekliyor

 

www.atillayesilada.com

 

 

 

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları