Atilla Yeşilada

Akıllı olun!  Likidite denizi kuruyor

9 Mart 2018

Tanrı bir gün Cennete inip yavruları Havva ve Adem’i ziyaret eder. “Gelin yavrularım” der, “size 2 hediye getirdim”.  Adem heyecandan kafayı sıyırtır, “Bana, bana, çabuk göster Babacığım, ay çok heyecanlıyım” diye yerinde tepinmeye başlar. Tanrı cebinden bir erkeklik aleti çıkartıp “ilki bu..” demeye kalmadan, Adem malafatı elinden kapıp bacaklarının arasına monte eder ve oynamaya başlar. Kısa süre sonra çişiyle toprağa adını yazmayı keşfedince bahtiyarlıktan uçar. Sonra maymunlarla yükseğe işeme yarışı başlar. Ardından aleti göbeğine vurarak davul çalmayı öğrenir.  Sevgili Atamız yuvarlak bir taşın üstüne koyduğu cevizi aletiyle kırmayı denerken, Tanrı ve Havva iç geçirirler. “Sevgili Babacığım” der Havva, “ikinci hediyeniz neydi?” “Akıl, kızım”.

Tüm kadınların her gün mutlu olsun, yüzleri asla  dert görmesin.

 

Üst Akıl’la işbirliği içinde olduğu şüphesiz Moody’sin gece yarısı darbesiyle notumuzu düşürmesi halis vatan evlatlarında derin infial yarattı. Türkiye’nin Hristiyan-Haçlı zihniyetine karşı kaçınılmaz zafer ve Müslüman alemi liderliğinin eşiğine vardığı gören Yüksek Faiz Lobisi’nin elindeki tüm imkanları seferber ederek bizi durdurmak isteyeceği kesin.   Maliye Bakanımız Ağbal derhal gerekli tepkiyi verdi:  “Moody’s’in verdiği notun bizim açımızdan hiçbir itibarı yoktur”.

Gözyaşları içinde alkışlarken, EVET ama YETMEZ diye haykırıyorum. Bu Türk düşmanlarına gerçek cevap TCMB’nin faizleri 500 puan indirmesi, özel bankaların Köşk’te toplanarak bu sene en az 1 trilyon TL daha kredi vereceklerine ant içmesi, istihdam teşviklerinin 5 milyon kişiye çıkartılması ve 170 milyar TL KDV iadesinin Pazartesi akşamı iş saatleri sonunda ödenmesidir.    Türk’ün ve onun milli-yerli  ekonomisinin aşırı ısınmadan korkmadığı, “Mutfağa giren terler” atasözünün gereğinin yerine getirileceğini dünya-alem bilmelidir.

Yahu, akıllı olun be! Artık uyanın bu afyon tribinden de biraz dünyayı takip edin ya. Alo, alo, Kütahya, çekil aradan, ben bu milletin artık iyice dumura uğrayan cerebral cortex’ine sesleniyorum:  Bizi 2009’dan bu yana besleyen Likidite Denizi hızla kuruyor, yakında Aral Gölü’nden beter olacak.  Tedbir alın, borçlanmayın, ekonomiyi soğutun, reform yapın, kaldırın artık şu OHAL’i.

Perşembe günü AMB PPK  toplantısında “yolgöstermede” ufacık bir değişikliğe gitti:

ECB açıklamasında, “görünümün kötüleşmesi halinde varlık alımlarının artırılabileceği” ifadesi yer almadı.

“Varlık alımları Eylül 2018’e kadar aylık 30 milyar euro olarak sürecek, gerekirse daha sonra da devam edebilir” ifadesinin yer aldığı karar metninde, “Faiz oranları net varlık alımları sonra erene kadar cari seviyelerde kalacak” denildi.

Sıradan bir vatandaş için hiçbir şey ifade etmeyen bu nüans aslında AMB’nın Eylül’de para basmayı sonlandıracağı, ve 2019’da da negatif faiz rejiminden çıkma niyetini ifade ediyor. Euro-bölgesi’nde enflasyon hala çok düşük (çekirdek Y/Y %1), ama artık resesyon riski kalmadı,  beyhude para basmanın anlamı yok. AMB PPK içinde şahinler bilek güreşini kazanmış, Türkiye gibi  har vurup harman savuran ülkelere   akan yatırımların bir payandası daha çökmüştü.

İlk payanda Fed’in bonkörlüğüydü. O bitti artık. ABD akılalmaz bir hızla büyüyor, ve Trump hıyarı ne yaparsa yapsın, yavaşlatamaz. Fed 2019’da da, 2020’de faiz artıracak. Üstelik bilançosundaki tahvilleri satarak piyasadan para da çekecek.

Merkez Bankaları içinde en utangaç ve edilgen olanı Bank of Japan’da bile bir “bit kanlanması” vakası teşhis ediyorum. Başkan Kuroda Odin izin verirse 2020 yılında para basmayı kesmek istiyor. Yapar, yapamaz, mesele o değil. Mesele  dünyaya rezerv para sağlayan dev Merkez Bankaları artık parasal teşviğe ihtiyacın azaldığı kanaatindeler.

Size bir kötü haber daha. Uzun yıllardır piyasaları likit, faizleri de düşük tutan tasarruf fazlası da buharlaşıyor. Çin MB artık çok mülayim de olsa bir sıkılaştırma patikasına girerken, Beijing Çin’in dünyaya sermaye ihracına karşı çok sıkı tedbirler alıyor.  Eğer Xi Jinping ömür boyu lider seçilmenin rehaveti içinde gölge bankacılık sisteminin üstüne giderse, Çin’de tasarruf fazlasının çok hızlı eridiğini göreceğiz ve global finansal koşullar bir nebze daha sıkılaşacak.

Moody’s de zaten bu olasılığa değindi. Bir gün gelecek yabancı yatırımcı sizin borcunuzu ödemeyeceğinizi çakıp tüyecek.  Nerden biliyor ödeyemeyeceğimizi?  Bakın size Financial Times’dan arakladığım bir grafiği sunayım:  2008 Büyük Finansal Kriz’den bu yana Çin, Türkiye, Brezilya ve Güney Kore EN HIZLI F/X borçlanan ekonomiler.

 

 

Nedir bizim özel sektörün F/X borcunun ortalama vadesi?  5-7 yıl arası tahmin ederim. Yani, birbiri ardından Fed, AMB ve belki de  BoJ para basmayı keserken, bizim özel sektör dış borcunun en az yarısını yenileyecek.  İyi ama hangi şartlarda?

Basit bir denklem var. Nominal GSYİH dolar bazında borcunuzun ortalama faizinden daha hızlı büyüyorsa, bu şartlar altında ödeme güçlüğü çekmezsiniz. Tabii bizde öyle bir durum söz konusu değil. TL akıldışı faiz politikaları yüzünden ebediyen değer kaybetmeye mahkum. Hadi bana inanmayın, cari açık milli gelirin %5’ne varmış, bu durumda hangi ülkenin parası değer kazanmış Koçlar?  Yetmedi mi?  Enflasyon %10.5 be, TL değer kazansa donumuzu bile ithal giyeceğiz.

Peki yükselen faiz ortamında nasıl döndüreceğiz bu borcu kardeşim?  Kredi Garanti Fonunu yedik, şimdi KDV iadesi ile şirketleri biraz daha yüzdüreceğiz… Sonra?

Türkiye’de tek bir aklı selim sahibi dahi yok mu  bu soruyu soracak, hakikaten şaşırıyorum.

Zamanımız çok az.  Fonlara para akıyor, ABD-Alman-Japon tahvil getirileri çok düşük, o yüzden fon yöneticileri  50-100 baz puan getiri farkı için gelip bizim gibi ülkelerde “junk” tahvilleri alıyorlar. Kredi riski acep nedir diye sormadan banka hisselerine yumuluyorlar. Sürmez!

Süreceğini sananlar 1994, 1998, 2001, 2008 ve daha nice örnekte ağır sopalar yiyip, tasfiye olmuştur.

 

 

FÖŞ

Websitemi ziyaret edin

www.atillayesilada.com

 

davet

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları