Atilla Yeşilada

Varlık Fonu, Babayiğit ve yaz saati uygulaması

13 Kasım 2017

“Türkiye’yi parlamenter sistem mi, yoksa başkanlık sistemi mi kurtarır?” tartışmasına hiç girmedim, çünkü soru baştan yanlıştı. Soruyu böyle sormak, futbolu video-hakem ya da kale çizgisine kamera koyarak kurtarma çabasına benziyor. Türk futbolu niye her sene biraz daha geriye gidiyor, Kardeşim? Çünkü, hakem o kadar baskı altında ki, sahaya alt beziyle çıkıyor, çaldığı her düdük kaybet-kaybet. Futbolcu ahlaksız, omuzunda nefes hissetse kendini yere atıp Yeşilçam yıldızı gibi kıvranıyor. Seyirci hafta sonunda eş-dostuyla keyifli bir spor müsabakası seyretmeye değil, devletin ona ettiği zulmün hıncını çıkartmaya gelmiş. Başkanlık tartışması da öyle, Türkiye’yi mehdi yönetse, ya da Vatikan Kardinaller Konseyi, sonuç değişmez, geri kalmaya mahkumuz. Çünkü bu ülkede hiç kimse şu iki can alıcı sorunun cevabını düşünmüyor.

• Modern toplumların temel ihtiyacı olan güçler ayrılığı ilkesini tesis edecek sistem nasıl kurulur?
• İşlevsel demokrasi ve hızlı kalkınma için olmazsa-olmaz kurumlarımızı tamir etmek için politik sistemi nasıl rehabilite etmeliyiz?

Parlamenter sistem zaten AKP’li çoğunluğun fikrini Saray’a emanet etmesi ile fiilen bitti, OHAL’le komaya girdi. Bakın, muhalefeti yok sayan çoğunlukçu sistemleri sevmem, ama onlar da iş görebilir. Örnek ABD. Başkan Cumhuriyetçi, Temsilciler Meclisi ve Senato’da çoğunluk ha keza. Niye vergi reformu yasalaşmıyor? Çünkü her Kongre üyesi temsil ettiği ekonomik sınıf, etnik köken ya da seçim bölgesinin menfaatlerini korumak için kıyasıya mücadele veriyor. AKP’li MV de böyle savaşsa, muhalefetin yokluğu hissedilmez bile. Ama 2019’da tam-zamanlı başkanlık sistemine geçince bu günleri mumla arayacağız. Size bu öngörümü 3 örnekle açıklayacağım.

Türkiye Varlık Fonu (TVF) başkanlık sistemi denen tek bir adamın tüm ülke adına karar verdiği sistemin mahzurlarının komik bir örneği. Komik, çünkü bir mahzuru yok. Sadece TVF’nu “tüm sorunları bir çırpıda ve tek anda çözümü” olarak ilan eden AKP’yi alay konusu haline getirdi. Varlık Fonları niye kurulur? Bir ülkenin cari fazlası, tasarruf fazlası ya da mebzul miktarda satılık doğal kaynağı vardır. Toplumun kaçınılmaz yaşlılık günlerinde emekli maaşına katkı yapmak için fona para aktarılır, fon da bu kaynakları yatırımlarla değerlendirerek gelecekte vatandaşlara temettü öder. Bizde TVF’na girdi olacak hangi “fazla” var lan? Bütçe açık veriyor, toplum böbreğine kadar borçlu, yani o da açık veriyor, dış denge açık veriyor, doğal kaynak ithal ediyoruz. İhraç ettiğimiz ürünler beyin, akademisyen ve Beyaz Türkler. Peki o zaman TVF niye kuruldu? Odin Aşkına, bana sosyal medyada mesaj atın, konum yollayın, NİYE? Hangi hükümet üyesine sorsanız, başka cevap veriyor:

• Tüm kamu şirketlerini tek çatı altında toplayıp sinerji sağlayacağız (BOTAŞ, Ziraat Bankası ve THY çorbasından nasıl sinerji sağlanır?)
• Karları biriktirip mega-projeleri finanse edeceğiz: Finans giderleri ve görev zararları çıkınca hiç biri karlı değil.
• Piyasalarda spekülatif hareketlere müdahale edeceğiz. Hangi parayla? TCMB bazen günde bir kaç milyar dolar satıyor, dolar sadece 4-5 kuruş düşüyor.
• Mega-projelere ucuz finansman sağlayacağız, yani, borçlanacağız. İyi de Hazine ne güne duruyor. Hangi ahmak size TVF Hazine’den daha ucuz borçlanır diye öğüt verdi? Bu zat maaş alıyor mu?

Nitekim kurulalı nerdeyse 2 yıl oldu. TVF bir bok yiyemediği gibi, yüzlerce insanın maaşını ödüyor ve sosyal medyada her gün vatandaşın vicdanını sızlatan tevatürlerin de odağı olur (Her şey hacizli, Dubai’den X milyar dolar borç aldık, palavra). N’oldu? Birkaç sivri akıllı Erdoğan’a erişip “Efendim, bakın herkesin var, biz de bir TVF kuralım, şöyle güzel olur, böyle yahşi olur” diye brifing verdi, Sevgili Başkanım da, “tamam, yarın kurun” dedi. Hiçbir Odin’in kulu da “Ya bu salakça bir fikir, bu adamları bir daha Saray’ın çevresinde görürseniz kıçlarına iki kurşun sallayın” diyemedi.

Babayiğit daha da vahim bir hata olmaya doğru yavaş, tedirgin fakat geri dönülmez adımlarla ilerliyor. Ful-elektrikli bir araba olacakmış. Pazartesi sabahı Hürriyet yazarı Emre Özpeynirci “İşte yerli otomobil böyle yapılacak” adlı araştırmasında projeyi masaya yatırdı, çok teşekkür ederim. Onun sayesinde (benim görüşüm olur) otomobilin asla satılamayacağına bir kez daha ikna oldum.

Öncelikle araba yerli ve milli olamayacak, maalesef. Platform ve pil teknolojisi dışardan gelecek. Buna rağmen proje 2 milyar Amerikan kaymesine maloluyor. Elektrikli olduğu için Türkiye’de pazar payı çok cüzi, en fazla %5 olur. Dışarıya satamazsınız, çünkü dışarda satış ağı kurmak yatırım maliyeti olan 2 milyar doları ikiye katlar. Ayrıca kimse Chief Brave diye bir markayı da almaz, belki Butt Tulip daha iyi olur. Ha, bunlar yetmiyor. Bir de devletin her köşeye şarj istasyonları kurarak bir kaç milyar kayme daha cebinden, yani sizin vergilerinizden bayılması lazım.

Bakın, artık Türkiye’nin bir numaralı ihracat kalemi otomotiv. Dört tane dünya pazarında husyelerini masaya vuracak yerli üretici var. Toyota’da da bizden, dün kuru üstü şuşi yerken gördüm). Elektrikli oto karlı bir şey olsa onlar üretirdi be Kızanım.

Peki niye yapılıyor? Çünkü Türkiye’nin Tek, Ebedi ve Tartışılmaz Lideri çocukluğundan beri yerli oto hayal etmiş. Onu durduracak hiç bir güç yok. Yargıya gidemezsin, parlamento veto edemez, halk sokağa çıkıp bu kaynak israfını protesto edemez.

Bir sabah uyandık, baktık ki yaz saati uygulaması “mulga olmuş”. Kimse halka nedenini açıklama zahmetinde bulunmadı. Bulunmaz da, yerli ve milli devlet anlayışında halk sandıkta yetkiyi, poposunu ve tüm malını-mülkünü lidere devreder, sonra da hesap sorarsa mapusa tıkılır. Bir sürü komplo teorisi ortaya atıldı, efendim Kabe saatiyle uyumlu olsun diye yapılmış, bizi Batı’dan koparacak nihai adımmış, vs. Sonra hükümet biri dizi araştırma ısmarlayarak sabit saat uygulamasının nasıl enerji tasarrufuna yol açtığını “hesaplattı”. Vallahi kıçım bile gülmeyi reddetti, çünkü o sırada AKP’nin Atatürkçülüğü sahiplenmesine katılmakla meşguldü. Bütün dünya enerji tasarrufu için yaz saati uyguluyor, biz tersini keşfettik. Bakanlar her fırsatta sabit uygulamasının erdemlerini anlattılar. “Kolumuzdan, bacağımızdan vazgeçeriz, sabit saatten vazgeçmeyiz, beyhude tırmalamayın, bu konu kapandı” diye hamasi nutuklar atıldı. Bir sabah uyandık, Bakanlar Kurulu kararı ile yaz saati seneye yeniden başlıyor.
2020’de bir sabah uyanacağız ve başkanlık kararnamesi ile donların şapkanın üstüne giyilmesi yasalaşacak. Ertesi gün de baklavadan önce iki dilim havuç yeme şartı getirilecek. Maden ocakları Diyanet’e devredilecek. T Futbol Federasyonu ve TCMB görev değiştirecek (Merak etmeyin, şimdikinden kötü olmaz). Kim mani olacak ki? 100 milyar dolarlık KİT bir gecede TVF’na atıldı, beş güzide şirket 2 milyar doları sokağa atıyor, ses çıkartmadınız Güzel Kardeşlerim.

 

FÖŞ

Şahsi web sitemi ziyaret etmenizi rica ederim
www.atillayesilada.com

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları