Güldem Atabay Şanlı

Trump’la görüşme ne virgül, ne de nokta

18 Mayıs 2017

Masadaki konuların önemi bir yana, Erdoğan’ın Trump ile görüşmesi zamanlama açısından daha kötü olamazdı.

İktidarına her gün yeni bir deprem ile devam eden Trump açısından geçtiğimiz bir haftalık süre, ABD’de dikkatlerin Erdoğan’a çevrilmesine izin veremeyecek kadar önemli gündemlerle doluydu. Hatta yaşananlar 1972 yapımı “Başkanın Bütün Adamları” (All the President’s Men) filminin içine düşmek gibi sanki.

  • FBI Başkanı Comey’in Trump seçim kampanyası-Rusya bağlantısı araştırmasına devam etmesi nedeniyle bizzat Başkan tarafından görevden alınması;
  • Hemen ardından Trump’ın Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’la yaptığı görüşmenin ABD basınına kapalı ancak Rus basınına açık oluşu;
  • İsrail kaynaklı olduğu speküle edilen ve müttefiklerden bile gizlenen IŞİD’le ilgili istihbaratı bizzat Trump’ın Lavrov ile paylaştığının ortaya çıkması;
  • Watergate Skandalı’nı yıllarca iğneyle kuyu kazıyarak ortaya çıkararak Başkan Nixon’ın istifasını sağlayan Washington Post’un Trump’ın bizzat Putin’den para aldığını iddia edilen Cumhuriyetçi vekillerin konuşmaları haberleştirmesi,
  • ve en sonunda ABD Adalet Bakanlığı’nın eski bir savcı ve 2001-2013 arasında FBI Başkanı Mueller’i Trump-Rusya bağlantılarını araştırmak için görevlendireceğini açıklaması Trump’ın kabuslarına girecek kadar büyük, çok büyük gelişmelerdi.

Şekil 1: Trump ve Yakın Çevresinin Rusya Bağlantıları Mercek Altında https://www.washingtonpost.com/graphics/national/trump-russia/?utm_term=.7930686d1404

Kaynak: Washington Post, Egeli & Co.

Bu açıdan Trump ile görüştüğü haftada Trump’ın başına gelenler Erdoğan açısından da önemli talihsizlik anlamına geliyor. Çünkü masadaki diğer önemli konularla birlikte, ABD’nin Rakka Operasyonu’nun merkezine ağır silahlarla desteklediği YPG’yi koyup Türkiye’yi dışlayarak başlamasına günler kala, görüşmenin önümüzdeki günlere yansımaları olmalıydı. Ancak, Trump’ın kendi koltuğunun hızla ve şiddetle sarsıntıda oluşu verilen ya da alınan sözlerin çok sağlam bir zeminde gerçekleşmediğinin habercisi.

Bu tabi Rakka Operasyonu’nun başlamayacağı anlamına gelmiyor. Aksine, Musul’da kaydedilen ilerleme yanında IŞİD’in Suriye’deki başkenti konumundaki Rakka’nın kuzeybatı ve kuzey kırsalında ilerleyen ABD destekli YPG ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri (SDG’nin) “Fırat’ın Gazabı Operasyonu” altında geçtiğimiz hafta stratejik önemdeki Tabka’nın %95’ini 50 gün gibi kısa sayılabilecek bir sürede IŞİD’den geri almasının önemi büyük. Rakka’nın 45km batısındaki Tabka, hem havaalanı, hem Suriye’nin SSCB zamanından kalma en büyük su rezervini barındırmakta. IŞİD’in Tabka’yı kaybetmesi demek aynı zamanda Rakka-Halep-İdlip hattının, Rakka-Hama-Humus bağının ve Der Zor-Rakka-Halep hattının da kesilmesi anlamına gelmekte.

Hem önemli bir noktayı kaybetmenin IŞİD’li vahşilerde yaratacağı moral bozukluğu açısından önemli. Hem de, büyük barajı ile su ve elektrik kaynağı olan Tabka’da IŞİD’in artık söz hakkının olmayışı Rakka Operasyonu’nu da başarıya taşıyabilecek önemli etkenlerden. Başka bir açıdan bu durum, IŞİD’i batılı büyük şehirlerde olası terör saldırıları yapabilme açısından iyice yaralı bir hayvana döndürmüş oluyor.

Şekil 2: Rakka için Son Durum-10 Mayıs 2017

Kaynak: Stepagency, Egeli & Co.

Suriye’de sahadaki gerçekler Erdoğan-Trump görüşmesinde YPG’nin silahlandırılması yoluyla Rakka’nın geri alınacağı planının değişmeyeceğinin habercisi zaten. Ki, iki lider arasında yapılan 22 dakikalık görüşme; öncesi yakın ekibinin ABD ziyaretlerinde Türkiye hükümetinin YPG’den duyduğu rahatsızlığın iletilmesine rağmen ABD’nin planlarını değiştirmeyeceği net olarak artık ortada.

Türkiye açısından bu aşamadan sonra geriye yapılacak en önemli iş, kısa sürmeyecek ve belki yılı aşacak Rakka Operasyonunun başlaması sonrasında gelişmeleri izlemek. Rakka Operasyonu’nun başarısı için ABD’nin Türkiye’nin lojistik desteğine ihtiyacı var ancak bu da olmazsa olmaz bir şart değil şu aşamadan sonra. Fakat operasyon başladıktan sonra TSK’nın 25 Nisan’da olduğu gibi YPG hedeflerini vurması da bundan böyle kolay değil. Türkiye’de iktidar ve TSK’dan beklenen, açıktan olmasa da en azından dolambaçlı yollardan Suriye Demokratik Güçleri yani esasta YPG’nin Rakka’yı IŞİD’den almasına destek olmak. Bunun için de Erdoğan’a verilen; verilebilecek tek söz Rakka alındıktan sonra Suriye’li Kürtlerin kendi alanlarına geri çekilecekleri.

Bu sözün hükmü ise oldukça tartışmalı.

Her ne kadar Suriye’li Kürtler taktiksel amaçlarının silahlanarak bir isyan başlatmak değil, stratejik önceliklerinin IŞİD’i yok etmek olduğunu söyleseler de, Rakka Operasyonu sonrasında özer Irak Kürdistanı benzer bir yapı çoktan söylemlerine girmiş durumda. Hele tam da Irak Kürdistanı bağımsızlık oylamasına adım adım ilerlerken.

Diğer yandan Trump’ın merkezinde olduğu deprem nedeniyle Rakka Operasyonu’nun sekteye uğrayabileceği; tutulmayacağı şimdiden aşikâr olan sözlerin tutulmadığı noktada Türkiye açısından ABD’deki politik karambol nedeniyle Suriye içinde yeni “fırsatlar” çıkabildiğini düşünmek de oldukça naif bir yaklaşım olur. Unutulmaması gereken önemli nokta, Türkiye’nin keskin itirazlarına rağmen Rakka Operasyonu’nun YPG’ye ağır silahlar temin edilerek girilmesi kararını alanın eski Başkan Obama olurken; Obama’nın planını uygulamaya koyanın yeni Başkan Trump oluşu. Kısaca, ABD’nin içerideki politik karmaşalarından bağımsız, Suriye planları devamlılık arz etmekte. Türkiye’nin Karaçok Dağı’nda YPG karargâhını bombaladığı geceyi izleyen günlerde ABD tanklarının sınıra nasıl dizildiği, ABD’li askerlerin YPGliler ile beraber fotoğraflarının nasıl basına yansıdığını atlamamak gerek. Zaten zamanlama açısından da operasyonun en makul olduğu yaz aylarının kaçırmak, darbe üzerine darbe yiyen IŞİD’in yeniden güçlenmesi anlamına gelecek.

Bu açıdan Rakka Operasyonu ve hatta sonrasında Türkiye’nin sahadaki yeni gerçeklikle uyumlu strateji değişikliğine gitmesi gerekebilir. De facto duruma göre şu anda Rojova’nın batısında Rusların doğusunda Amerikalıların oluşu; bir anlamda iki süre gücün Kürtleri koruyuşu sahanın en temel gerçeği. Bölgede ABD-Rusya güç savaşları gelecek yıllarda Kürtlerin üzerinden olacak gibi görünüyor. Rusya’nın Kürtlerle ilişkisi dengeli olsa da ABD açısından Kürtler Orta Doğu’da geleceğin yeni müttefiki olarak konumlanıyor. Bitmek bilmeyen Suriye Savaşı bir gün bittiğinde, müttefik konumuna taşınan bir entitenin de içinde PKK gibi terörist unsurları barındırması ise pek kolay ve mümkün değil.

Bu uzun bir süreç ama varacağı noktada da başlı başına Türkiye’nin elini rahatlatan da bir süreç aynı zamanda. Rakka Operasyonu ve sonrasında yaşanacaklar, ufka bakmayı bilenler açısından bugün neden iktidar kulislerinde Türkiye’nin Kürtleri ile yeniden bir “barış süreci“ benzer bir girişimin konuşulduğunu da çok gösteriyor.

Körfez Savaşı sonrası kurulan Irak Kürdistanı öncesi ve sonrası Türkiye ile yaşananlar; bugün Türkiye ile özerk Irak Kürdistanı arasında kurulan ilişkilerin derinliği bir manevranın mümkün olduğuna dair en belirgin kanıt. Fakat böyle bir manevranın hangi noktada yapılacağı kararı Rakka’da işlerin gidişatına bağlı biraz da. Rakka’da başarı için Türkiye’nin SDG-YPG ile ortak adım atmasının gerekeceği zamanlarda iktidarın izleyeceği yolu hep birlikte göreceğiz zaman içinde.

Bu yolun da taşları aslında Suriye merkezli olmayan ABD-Türkiye arasındaki başka ilişkilerden, mayınlı alanlardan geçmekte aslında.

Trump-Erdoğan görüşmesinde masada Suriye konusu haricinde Fetullah Gülen ve çok muhtemelen de Zarrab ile ilgili dosyalar da bulunmaktaydı. İki konuyu birbirinden ayırmak bu aşamadan sonra çok da kolay değil zaten. Hatırlanırsa, 2012-13’te yaşanan deprem de Gülen sosuna bulanarak bir FBI soruşturmasının ardından başlamıştı.

Görüşme sonrası basına yansıyanlardan, Trump’ın bizzat Türkiye’de FETÖ’den tutuklu papazın serbest bırakılmasını istediği haberleri zaten gündemin maddelerini yakalamak açısından ufuk açıcı. Fetullah Gülen’in kısa zamanda Türkiye’ye iade edilmeyeceği artık net; Türkiye zaten bari tutuklayın noktasına ilerlemiş durumda. Gülen’in adı sıklıkla Brezilya olarak geçen başka bir ülkeye “devri” ise; çok muhtemel Türkiye’nin başta Suriye olmak üzere başka konularda ABD’ye vereceği destekten, NATO içindeki konumunu sürdüreceği belirlendikten sonra atılabilecek bir adım olarak bekletiliyor. Üstelik Türkiye’deki 2019 başkanlık seçimi öncesi böylesi bir gelişme beklemek pek gerçekçi değil. ABD’nin organize kriminal davalar konusunda kadim tecrübe sahibi NY Güney Bölge Federal Mahkemesinin elindeki Zarrab davasında Trump’ın verebileceği herhangi bir sözün ise, mevcut Rusya ile ilişkilerinin araştırılmasının da yarattığı baskı altında pek bir değeri yok.

Büyük resme bakınca ortaya çıkan ABD ile Türkiye’nin anlaşamama gibi bir şansının zaten olmadığı. Pazarlık konusu olarak öne sürülecek NATO ortaklığına devam ya da tamam kararı, Türkiye’nin ABD ile hatta batı ile bağlarını koparıp tamamen S-400 füze pazarlıkları yaptığı Rusya’nın güdümüne girmesi anlamına gelir. Yüzünü doğuya dönerek Şangay Beşlisi adını daha sık kullanan Erdoğan açısından, Şangay Beşlisi hayalinin de anlamı aslında Rusya’nın Türkiye üzerinde artan gücünden başka bir şey değil. Bu da Türkiye’nin, iktidar anlamına gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın manevra kabiliyetini, nefes alma alanını hızlıca daraltacaktır. Düşürülen uçak krizi sonrası Suriye’de Türkiye’nin elini bağlayanın ABD değil, Rusya olduğunu akıldan çıkarmamak gerek. Rusya’nın Türkiye’nin hareket alanını genişletmek karşılığında iktidarın Suriye’de desteklediği gruplardan vazgeçmek zorunda kalışını da.

Kısaca, Rakka Operasyonu’nda ABD’nin müttefiki olarak Orta Doğu’da yükselen Suriyeli Kürtlerden ilerde bağımsız devlet olacakları endişesiyle rahatsız olan Türkiye esasta ne İncirlik Üssünü ne de NATO üyeliğini kolay kolay pazarlık konusu yapabilir. Üstelik Rusya’nın o çok konuşulan Suriye anayasa taslağı içinde Suriye’nin mevcut sınırları içinde farklı nüfuz bölgelerine ayrılabileceğinin işaretleri, Türkiye-ABD ilişkilerini kopararak Rusya ile daha sıkı fıkı olmanın da Türkiye’nin isteklerinin gerçekleşmesi anlamına gelmeyeceğini anlatıyor.

Başa dönersek, Erdoğan’ın Trump ziyareti zamanlama açısından başarısız ve dolayısıyla masadaki konular açısından verimsiz bir randevu oldu. Sırada yakından izlemememiz gereken Ruysa ilişkileri nedeniyle etrafındaki çemberin giderek daralmakta olduğu Trump’ın geleceğinin ne olacağı ve ABD’deki karmaşadan bağımsız devam edeceği anlaşılan Rakka Operasyonu’nda yaşanacaklar.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.

Şekil 3: Suriye’de Son Durum-Rakka Operasyonu Öncesi

Kaynak: HaberYirmi, Egeli & Co.

 

Kaynak: http://www.egelicoaileofisi.com/content/files/reports/23460552-7b28-4ef0-a13b-6c49ac5ea63d.pdf

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları