Nergis Kasabalı

Siz yerli yatırımcıdan haber verin

21 Haziran 2017

Yıllardır borsada yabancı yatırımcıların pozisyonunu takip eder, ona göre piyasanın gidişatı konusunda değerlendirmeler yaparız. Genellikle girişlerini borsanın çoktan hakettiği bir paye olarak yorumlar, çıkışlarda ise bizi anlamadıklarından dem vururuz. Ama ne hikmetse yerli yatırımcıların neden tasarruflarının çok küçük bir kısmını borsada değerlendirdiklerini pek konuşmayız. Bu konuda herkesin hemen verecek cevabı hazırdır; Türkiye’de faizler çok yüksek ve borsa çok oynak.

O zaman şu soruları soralım; 1) BIST’te yerli kurumsal yatırımcı oranı artsa borsanın oynaklığı azalmaz mı? 2) Suç faizde ise faizlerin düştüğü dönemde borsaya neden daha fazla yerli yatırımcı katılımı olmuyor?

Varmak istediğim noktayı en baştan söyleyeyim; Borsa İstanbul’da arzu edilen düzeyde yerli kurumsal ve bireysel yatırımcı olmamasının arkasında pek çok sebep sayılabilir ancak kanımca en önemli sebep borsa konusunda bugüne kadar oluşmuş algıdır. Bu algıyı değiştirmek ve borsaya daha çok tasarruf çekebilmek için Borsa Yönetimi, Aracı Kuruluşlar, Halka Açık Şirketler ve Portföy Yönetimi şirketlerinin hep birlikte koordineli bir yeni strateji belirlemesine ihtiyaç var düşünüyorum.

Biri bana mesleğimi sorduğunda borsa ile ilgili araştırmalar yapıyorum dersem çoğunlukla karşı taraftan gelen ilk tepki şöyle oluyor; “Ben de bir ara borsada oynamıştım, ama artık oynamıyorum.” Bunu söyleyenler de çoğu zaman ortalamanın üstünde eğitim düzeyi olan insanlar. Yani borsa algısı, şans oyunu gibi birşey, bir iki oynarsın, tutmazsa küser gidersin. Öncelikle kamuoyu nezdinde bu algının değişmesi çok önemli diye düşünüyorum. Halk arasında borsada “oynamak” ifadesini yatırım yapmak olarak değiştirdiğimizde önemli bir aşama kaydetmiş olacağız. O zaman, faiz, altın, gayrimenkul gibi hisse senedine de tasarruflardan daha anlamlı bir pay ayrılabilir. Bunun için de kanımca doğru teşvik, bireysel katılımı arttırmak yönünde değil, fonlar vasıtasıyla borsada yatırımı teşvik etmek yönünde olmalıdır.

Buraya kadar anlatmak istediklerimi gelin biraz mevcut durum ve verilere bakarak inceleyelim.

Önce, çok önemli olduğunu düşündüğüm, arz tarafına bakalım:

2012 ortalarında borsada işlem gören hisse sayısı 389 iken bugün bu sayı 297’ye gerilemiştir. Bunda halka açıklığı %5’in altında olan şirketlere borsadan çıkma hakkı tanınması, birleşme ve devralmalar gibi sebepler etkili olmuştur. Oysa bir zamanlar, hafızam beni yanıltmıyorsa 2023’te 1000 şirkete ulaşmak gibi bir hedef vardı. Yeni halka arzlar hem yurtiçinde hem de yurtdışında yeni yatırımcılara ulaşmak için her zaman iyi bir vesiledir. Nitekim son dönemde halka açık iki büyük grubun hisse satışları ve 1 milyar TL’nin üstünde bir yeni halka arzın piyasada kolayca alıcı bulduğunu ve büyük fonların alıcı olduğunu gördük. Belli bir büyüklükte ve yatırım hikayesi güçlü arzların, çok istisnai durumlar haricinde mutlaka alıcısı olur ve borsaya az veya çok yeni yatırımcı kazandırır. Büyüklük, kurumsal yatırımcı için, özellikle yabancı kurumsal yatırımcı için önemli bir kriter. BIST-30’un dışındaki hisselere yatırım yapabilen kurumsal yatırımcı sayısı son derece sınırlıdır. Oysa Borsa Istanbul’a son 10 yılda gelen piyasa değeri 5 milyar doların üstünde sadece 2 şirket, 1 milyar doların üstünde ise 5 şirket var. Bugün piyasa değeri sıralamasında ilk 10’a giren şirketlerin çoğu 10 yıl önce de ilk 10’da olan şirketler. T. Telekom hariç diğerleri de sıralamada biraz aşağılardan yukarı çıkmış şirketler. Yani son 10 yılda halka açılanlar arasına ilk 10’a girebilen tek şirket Türk Telekom, o da 2008 yılında halka açılmıştı. Neyse ki bu dönemde bazı büyük şirketlerde ana ortak satışları yoluyla ortalama halka açıklık oranında bir miktar artış sözkonusu. Bu tür satışların her birinin de borsaya yeni yatırımcı kazandırdığına inanıyorum. Diyeceksiniz k son yıllarda dünyada da halka arzlar ciddi oranda azaldı. Evet, doğrudur ancak bir taraftan da 10 yıl önce olmayan veya henüz varlığından kimsenin haberdar olmadığı bazı yeni ekonomi şirketleri halka açılıp, bugün bizim borsamızın toplam piyasa değeri kadar değere ulaşmış durumda.

Gelelim yatırımcı tarafına; Önce yabancı yatırımcıların son yıllardaki seyrine bir bakalım. İçerde ve dışarda yaşanan tüm çalkantılara rağmen yabancı yatırımcıların Borsa Istanbul’da payı hala oldukça yüksektir. Son 10 yılda yabancı yatırımcıların borsa içinde toplam halka açık piyasa değerindeki ortalama payı %64. Şu anda da %65, maksimum gördüğü seviye %72 civarı idi. 2017’de gelişmekte Olan Ülkelere fon akışının çok güçlü oluşunun bunda payı var ama son yıllarda en kötü zamanda dahi %62’nin altına düşmedi. Bir borsada yabancı payının %65-70 seviyelerinde olması, yabancıların yeterli teveccühü gösterdiği anlamına gelir. Daha yüksek seviyeler bizi ani çıkışlara karşı daha kırılgan hale getirir. Son yıllarda yabancı yatırımcıların elde tutma sürelerinin kısaldığını ve işlem hacmindeki paylarının bir miktar artarak %25’lere ulaştığını görüyoruz. Bu da bize yabancı yatırımcı profilinin bir miktar değiştiğini gösteriyor.

Gelelim esas konumuza; neden yerli yatırımcı katılımı artmıyor?

Yurtiçi yerleşiklerin toplam varlıklarının içinde hisse senedinin oranı bugün sadece %5’tir. Yıllar içinde bu oran artmamış, bilakis biraz geriye gitmiştir.2012 yılı başında hisse senetlerinin toplam varlıklar içindeki payı %7 idi. Toplam yerli yatırımcı sayısına baktığımızda da benzer bir tablo çıkıyor karşımıza. Son 5-6 yılda toplam yatırımcı sayısının en yüksek seviyesi 2013 yılında 1.1 milyonun biraz üstündeki seviye idi. Mart sonu itibariyle rakam 1.025 mn’a gerilemiştir. Daha önemlisi, bireysel yatırımcıların elinde tuttuğu toplam pay senedi değerinin %90’ı 100 bin yatırımcıya aittir.

Menkul kıymet yatırım fonlarının toplam büyüklüğü son 5 yılda %50 artarak 46 milyar TL’ye ulaşmış. Aynı dönemde emeklililk yatırım fonları 3’e katlamış ve 63 milyar TL’lik büyüklüğe ulaşmış. Portföy Yönetimi şirketlerinin yönettiği portföy büyüklüğü 130 milyar TL. Ulaşılan bu rakamlar, ülkenin toplam tasarruf büyüklüğü içinde hala çok küçük ancak özellikle emeklilik fonlarındaki büyüme oldukça iyi. Ancak, Menkul Kıymey Yatırım Folarının varlıklarının sadece %6.4’ü hisse senedinde. Emeklillik fonları biraz daha iyi durumda, onların toplam varlıklarının %11.3’si hisse senedinde. Böyle giderse otomatik katılımla gelen fonlarda da durum çok farklı olmayacak.

Oysa hisse senedi yoğun fonların getirilerini TEFAS’tan kontrol ettim, hisse fonlarının getirileri hiç fena değil. Son bir yılda %30-40 arası getiri sağlamış çok sayıda fon var. Daha uzun vadeli 3 yıl ve 5 yıllık dönemler itibariyle bakınca da enflasyon ve mevduatın üstünde getirmiş epeyce fon var. Demek ki profesyönel yönetildiğinde dalgalanmalara rağmen orta vadede anlamlı bir getiri sağlanabiliyor.

En başta söylediğimi son söz olarak da tekrarlamak istiyorum. Yerli yatırımcı nezdinde varolan algıyı değiştirmek ve borsaya fonlar aracılığıyla katılımı arttırmak için sermaye piyasalarında faaliyet gösteren tüm kurumların elbirliğiyle ve koordineli bir çalışma başlatması lazım. Aksi takdirde 10 yıl sonra da aynı konuları/sorunları konuşmaya devam edeceğiz.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları