Çetin Ali Dönmez

Sanayileşmenin neresindeyiz?

26 Eylül 2017

Ülkemizin gelişmesi, büyümenin hızlanması istihdamın artması cari açığın dizginlenebilmesi için sanayileşme ve hatta yüksek katma değerli sanayileşme gerekiyor. Özellikle teknolojik ürünlere ödemekte olduğumuz paraların çoğu yurtdışına gidiyor, çünkü ithal ediyoruz bu malları. Sanayileşmeyelim demek, üretmeyelim anlamına da geliyor, üretmezsek bu malları üreten diğer ülkelerden satın almak durumundayız, hatta bazen parasını da versek ithal edemeyebiliriz. Çarpıcı bir örnek vereyim; son dönemlerinde batı ülkelerinin ithal cenneti olan Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’da, savaş zamanında ölüleri defnetmek için kefen bezi bulunamamış, dolayısıyla kendi göbeğimizi kendimiz kesecek kadar sanayileşmeye önem vermemiz gerekiyor, bundan kaçış yok.

Sanayimizi geliştirmenin yolu, bu işi yapan ya da yapacak olan müteşebbislerin önünü açmaktan, sanayicilere hızlı hizmetten, sorunlarının hızlı çözümünden, nitelikli iş gücü istihdamından geçiyor. Bu yazının kalan bölümünde kısaca sanayileşmenin hızlanması amacıyla kurulan organize sanayi bölgelerini(OSB) ele alacağım, hasbelkader dikkatimi çeken bazı konulara dikkatinizi çekeceğim.

Organize sanayi bölgeleri, gelişmiş Batı ülkelerindeki uygulamalardan esinlenerek ülkemizde kurulmuş, sanayileşmemize pozitif katkıları da olmuş bunu inkar edemeyiz. Organize sanayi bölgelerinin Türkiye’de ilk kuruluşu 1960’ların başında Bursa’da deneniyor, daha sonra diğer şehirlere de yayılıyor; bugüne bakıldığında, neredeyse her ilde en az bir tane organize sanayi bölgesi var diyebiliriz.

Organize sanayi bölgelerine ilişkin mevzuat çalışmalarına ise 1980’li yıllarda başlanmış, ancak temel hukuki çerçeve 2000 yılında çıkarılan 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ile çizilmiş durumda. Kanun’a göre Organize Sanayi Bölgeleri, ilgili bölgedeki belediye, il özel idaresi ve sanayi odaları ya da sanayi ve ticaret odaları ya da bunlar yoksa ticaret odalarının katılımıyla kurulabileceği gibi kooperatif usülü biraraya gelen gerçek ve tüzel kişiler tarafından da kurulabilmekte. Ancak gerçek ve tüzel kişilerin biraraya gelerek kurdukları organize sanayi bölgeleri, özel organize sanayi bölgeleri olarak tanımlanıyor, bunlara kamulaştırma yetkisi verilmemiş, belediye İl Özel İdaresi ve odaların dahil olduğu OSB’lere kamulaştırma yetkisi verilmiş.

Kanun dikkatle incelendiğinde, aslında kümelenen ve o bölgede faaliye gösteren sanayicilerin OSB sınırları içinde rahat hareket etmeleri, belediye vb. kamusal kurumlardan izin almaksızın bazı inşa ve altyapı faaliyetlerini yapabilmeleri, işyeri ruhsatlarını da bizzat OSB yönetimlerinin vermesi gibi esnek uygulamalar hedeflenmiş. Buraya kadar güzel, işleri kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılmış, ama bazı konularda biraz daha dikkatli değerlendirmeler yapmak gerekiyor.

Öncelikle bazı sanayicilerin, özellikle yeni yeni ortaya çıkan çoğu genç yaşta girişimcilerin, organize sanayi bölgeerinde kolay yer bulamadıkları yönündeki açıklamalarından hareketle organize sanayi bölgelerinde hangi gerçek ve tüzel kişilere ne kadar arazi tahsis edildiği, bunların üzerine fabrika binası yapanların bu binalardan kaçının bizzat kendi faaliyet alanları için kullandığı bunlardan kaç tanesini kiraya verdiği, bu işin bir rant kapısına dönüşüp dönüşmediğinin kamusal otorite tarafından tespit edilmesinde fayda görüyorum. Benim önerim sadece bir tespit yapılmasıdır, kimseyi töhmet altında bırakacak bir hedefim asla bulunmuyor, sadece bundan sonrası için yapıacak uygulamalarda gereksiz tahsislerin önlenmesi, gerçekten o bölgede iş yapacak sanayiciye daha etkin ve daha faydalı olunabilmesi için bu veriye ihtiyaç var, söylediğim kısaca budur.

Diğer taraftan, organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren bazı sanayicilerden, özellikle bizzat kendileri tarafından idare edilmesi ve çevik olması gereken OSB yönetimlerindeki bürokrasiden serzenişler duyuluyor zaman zaman. Neredeyse bazı OSB’lerde kaymakam, vali vb. kamu görevlilerinin OSB yönetimlerinden daha çevik, daha pratik davrandığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor bazı sanayicler tarafından. Buradaki önerim de kısaca şöyle: OSB’lerin çalışma şekillerini, yetkilerini, hiyerarşiyi, organizasyon yapısını bu işlerin içinde yer almayan dolayısıyla -tabir yerindeyse- sistemin hastalıklarının bulaşmadığı genç ve uzman bir ekibe inceletmek ve oradan çıkacak tespitlere göre organize sanayi bölgelerini belki yeniden reorganize etmek, mevzuatı sadeleştirmek, bu çalışmaları yaparken de mümkünse OSB yönetimlerinde yer almayan sanayicileri de dinlemek son derece yerinde olacaktır.

Devlet olarak da OSB’ler ile ilgili bazı konularda eksikliklerimiz olduğunu düşünüyorum. Bınların başında OSB’lere ulaşımın koaylaştırılması geliyor. Marmara Bölgesi içinde bir OSB’ye yolum düştü, ne yönlendirme tabelaları doğru düzgün konulmuş, ne de yollar doğru düzgün yapılmış. Adı üzerimde organize sanayi bölgesi olan yerlere giden yollarda kamyon trafiği çok olur; öyle bir yol yapılmış ki baksan bölünmüş yol dersin ama iki araba sığmıyor, bir buçuk şeritli yoldan gidip geliyor araçlar. Bu türden sorunlar dışında OSB’lerde çalışacak nitelikli iş gücünün işe nasıl gidip geleceğini de hiç planlamamışız maalesef. Toplu taşıma hizmeti son derece yetersiz, raylı ulaşım hızlı tren yok, ondan sonra sanayici nitelikli eleman bulamamaktan şikayet ediyor, haklı ama oralarda çalışmak istemeyenler de haklı. OSB’lere ulaşım çok zor, çalışan kesim hem kendisi hem de çocukları için şehir merkezlerine yakın oturmak istiyor. Ataşehir’de oturan mühendis Gebze Organize Sanayi Bölgesi’ne nasıl gidecek, TEM Çamlıca gişeleri kuyruk herkes kara yoluyla gidiyor. İstanbul’un Avrupa yakasında oturan mühendis nasıl gidecek Hadımköy’e? Raylı sistem var mı? Mahmutbey gişelerindeki ızdırabı yaşayan adamdan ne verimlilik beklenir, siz verin cevabı.

Organize sanayi bölgelerini incelerken dikkatimi bir konu daha çekti. 2002 yılının Ocak ayında ayrıca Endüstri Bölgeleri Kanunu çıkarılmış, ama bugüne kadar tek bir endüstri bölgesi kurulmamış, en son bu yıl konu gündeme gelmiş, Kanun’un yayımlandığı tarihten tam 15 yıl sonra, ilk endüstri bölgesi Trabzon’da kurulacak şeklinde haberlere rastladım internette. Başkaca da bir şey yazmak istemiyorum bu konuda.

Özetle, sanayileşmenin önündeki bürokratik engelleri kaldırmadıkça, nitelikli iş gücünün dolaşımını kolaylaştırmadıkça, konut ve ticari inşaat projeleri dolayısıyla oluşan arazi rantının sanayiciyi de inşaatçı haline getirmesini önlemedikçe, sanayileşmek, hızlı büyümek, kronik hale gelen işsizliği azaltmak çok ama çok zor.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları