Özlem Derici

Manşette iyi detayda sürdürülebilir değil

13 Haziran 2017

TUIK’in yayınladığı birinci çeyrek GSYH verilerine göre ilk çeyrekte geçen senenin aynı dönemine göre %5.0 büyüdük. En son 2016’nın ikinci çeyreğinde %5 üstü büyümeye ulaşmış ve nasıl gerçekleşmiş olabileceği konusunda da epey kafa patlatmıştık. Bu sefer nasıl gerçekleştiği ile kafamızda soru işareti yok, zaten piyasa oldukça kuvvetli bir büyüme bekliyordu ancak nasıl sürdürülebileceği ile ilgili epey bir soru işareti var.

Verilerin biraz detayına inecek olursak özel tüketim büyümesinin %5.1, kamu tüketiminin %9.4, inşaat büyümesinin %10 olduğunu görüyoruz. Bu kalemlerden inşaatı bilemiyoruz ama kamu ve özel tüketimin %5.0’lik büyümeye katkısı zaten 4.4 puan. Yatırımlar, ayrımını göremesek de muhtemelen kamu ağırlıklı olarak toplam büyüye 0.6 puan eklemiş. Bu kalemlerden tüketim teşvik katkılı, kamu harcamaları bütçe dengesinden feragat etmenin bir sınırı olduğu için geçici, inşaat ise eninde sonunda doygunluğa ulaşacağı için sürdürülebilir büyümeye hizmet etmekten çok uzak.

Güven verici tek büyüme ihracattaki %10.6 artış. Bu kuvvetli artış sayesinde dış talebin toplam büyümeye katkısı 2 puanın üzerinde oldu. İhracattaki artışa kurdaki değer kaybı kaynaklı yorumunu yapanlar var ancak geçtiğimiz yıllarda lira üzerindeki baskının boyutunu hatırlayınca kuveetli ihracat artışının birinci çeyreğe düşmesini açıklamak zor. Daha çok yurtdışı pazarlarımızdaki canlanmanın payı var demek daha doğru olur. Hem Avrupa’da toparlanma, hem Rusya ile hafif de olsa düzelen ilişkiler, hem de petrol fiyatlarının stabil seyri ihracattaki zayıflığın yavaş yavaş geride kalacağının işareti.

Ancak önümüzdeki tüm çeyreklerin bu şekilde gerçekleşmesini beklememek lazım. İhracat hacim artışı Kasım 2011’den bu yana ithalat hacim artışının önünde gidiyor. Ancak aşağıdaki grafikten de göreceğiniz, görmeseniz bile tahmin edeceğiniz gibi yüksek büyüme ithalat talebini kamçılayacak ve enerji dışı ithalat hacimlerinde bir artış görülecektir. Dolayısıyla yılın ikinci yarısında bu aradaki farkın kapanıp terse dönmesini bekliyoruz. Uzun lafın kısası dış talebin büyümeye pozitif katkısı da sürdürülebilir değil.

Sonuç, bu sene sonunda %4 üzeri büyüme bizi bekliyor; ancak bunun ne pahasına olduğunu zaman gösterecek. TCMB’nin sıkı para politikası duruşunu koruması, mali disipline yeniden sahip çıkılması, reform ajandasına geri dönülmesi ve teşviklerin kademeli ve kontrollü bir şekilde bir kenara bırakılması Türkiye’nin %4 üzeri sürdürülebilir büyümesi için gerekli olan adımlar. Bu adımların sağlıklı bir şekilde atılabilmesi için global koşulların da aynen bugün olduğu gibi devam etmesi gerekiyor. Fed’in bilanço küçültmesi, Avrupa ve gelişmiş ülkelerde enflasyon yaratamama sorunun yeniden baş göstermesi ve jeopolitik risklerin yeniden alevlenmesi büyümeyi aşağıya çekebilecek unsurlar. Bu rüzgarlardan kaçmak mümkün değil ancak etkilerini en aza indirmek üzere şimdiden hazırlık yapmak mümkün. TCMB’nin bu hafta vereceği karar bu açıdan da önem taşıyor. Sürdürülebilir büyüme için yukarıda saydığımız unsurlara düşük enflasyonu da eklemek gerekiyor ki burada sıkı duruşun korunması hepimizi uzun vadede hissedilir büyümeye sahip.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları