Gizem Öztok Altınsaç

Makro reform ne kadar olası?

17 Nisan 2017

Referandum sonrası piyasada dolaşan tüm yabancı raporlarda benzer görüş hakim: kısa soluklu rallinin ardından baskı sürebilir, makro reformlara gerek var. 2019 seçimlerine 2-2,5 yıl kadar kalmışken makro reform yapılması ne kadar olası? Çok değil.

Öncelikle makro reform ile teşvikleri ayırt etmemizde fayda var. Makro reformlar nasıl sonuçlanır?

  • Verimlilik artışı sağlanır
  • Finansal derinleşme gerçekleşir
  • Mali gücü geliştiren borçluluk azaltan politikalar uygulanır
  • Kalıcı istihdam yaratılır, işgücü piyasası esnek hale gelir
  • Potansiyel büyümeyi artıran politikalar -tüketimle değil yatırımla büyüme sağlanır
  • Konjonktürel değil yapısal büyüme ile sonuçlanan önlemler alınır– ki kalıcı olsun.

Türkiyedeki durum ne?

Ekonomide olan bitene daha çok konjonktürel bakıldığı için döngüsel politikalar izlenmekte –yani teşvikler. Kredi Garanti Fonu, ekonomide üretim olmadığı halde işgücü yaratılmaya çalışılması, ve diğer mali harcamalarla ekonominin desteklenmeye çalışılması daha çok teşvik kapsamındadır. Oysa ki sorun yapısaldır; bu sebepten de uzun soluklu reform ihtiyacı vardır. Son dönemde gündememize giren teşviklerin orta vadedeki olası sonuçları ise;

  • Özel sektor bilançolarının güçlendirilmek yerine zayıflamasına izin verilmesi
  • Bankacılıkta aktif kalitesinin bir miktar zayıflamasına göz yumulması
  • Bütçe gibi önemli bir çıpanın sorgulanır hale gelmesi..

… kısa vadede büyümede bir hareket yaratsa da orta vadede makro dengeyi zayıflatır. Bu tarz teşvikleri daha çok zaman kazanmak için kullanmakta fayda var.

Reformlardan ise sonuç alınması ancak 2-3 yıllık vadede mümkün olur ve bir fedekarlık rasyosu vardır. Dolayısıyla reform sürecinin başlangıcı kolay geçmez ve 2-3 yıl bu sürece katlanmak gerekir.

2019 seçimlerinden önce TR’nin böyle bir zamanı var mı? Pek yok. Bu sebepten de reform yerine kısa vadede sonuçları olan teşviklere ağırlık veriliyor.

Şu hatırlanmalı – global büyümenin potansiyelinden 1 puana yakın kaybettiği bir 5 yılın içindeyiz. Global büyüme ve gelişen ekonomilerdeki toparlanma sürse dahi bunun daha çok döngüsel olduğunu düşünmekte fayda var. Yapısal değil. Yapısal büyümede 2008 krizi sonrası güç kaybı (potansiyel büyümenin düşmesi) aşikar.

Global ekonomide büyümeyi desteklemek adına son 1-1.5 yıldır maliye politikaları kullanılmakta. Aşağıda global büyümeye bakacak olursak 2016 yılında %3’lük global büyümenin 0.5 puanı maliye politikasının desteği ile gerçekleşmiş. Ve gerçekleşmesi bekleniyor. Türkiye de özellikle bu yıl bu resmin dışında değil. 2017’de TR’de maliye politikasının büyümeyi desteklediği bir yıl oluyor, olacak.

Kaynak: OECD-Interim Economic Outlook, March 2017

Reform beklentisi içine girmişken, ekonomiyi destekleyeceğiz diyerek elimizdeki mali çıpadan da olmamakta fayda var. Mart 2017 Nakit gerçekleşmeleri iyi gözükmüyor. 12 aylık kümüle rakamlarda hem faiz dışı denge hem de nakit açığı, 2009 dönemine ekonomin küçüldüpğü döneme yaklaşmış durumda.

Özetle yukarıda saydığımız sebeplerden reform işi zaten oldukça zor, en azından faizi düşük tutmamıza yarayan mali disiplini kaybetmeyelim.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları