Güldem Atabay Şanlı

Irak Kürdistanı: Bağımsızlık Referandumu…ama ne için?

17 Ağustos 2017

Dünyanın en büyük üçüncü petrol ihracatçısı Irak, Saddam döneminin sona erdirilmesinin ardından güzel bir başlangıç yapmayı başaramadı. Gelinen noktada ülkeyi bir çöküş hikâyesi olarak değerlendirmek mümkün. Bu durum, fiili olarak 1991’den ve anayasal olarak 2005’ten bu yana Erbil merkezinde özerk bir bölgede hâkim olan kuzeydeki Kürtler için de böyle. Merkezi Bağdat’ta olan Irak hükümeti için de böyle.

Mezhepçilik virüsü Irak’ta siyasetin cemaatleşmesine neden olurken, toplumun dinsel farklılıklar üzerinden kutuplaşan yapısı uzlaşma zeminini ortadan kaldırmış durumda. Artan yolsuzluk ve hırsızlığa bağlı olarak siyasilerin tüccarlaşması; İran, Suudi Arabistan, ABD ve Türkiye derken yabancı güçlerin her daim Irak’ta devam eden nüfuz savaşı ülkenin ABD işgali sonrası vaat edilen demokrasiye yaklaşmasına engel olan önemli nedenler arasında ön sırada.

Hal böyleyken, halen IŞİD ile en doğrudan savaş içinde olan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Barzani 7 Haziran’da açıkladığı bir kararla 25 Eylül’de bağımsızlık için referanduma gidiyor. 6 Aralık’ta da başkanlık ve parlamento seçimlerinin yapılması planlanıyor. Şimdilik.

Referandum kararını alanlar eski Irak Cumhurbaşkanı Talabani’nin liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve IKBY Başkanı Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokratik Partisi (KDP). “Referandum kararını sadece parlamento alabilir” diyerek karara katılmayanlar da son dönemin yükselen partisi Değişim Hareketi (Gorran) ve Kürdistan İslami Hareketi. Başka bir ifadeyle, I. Dünya Savaşı’nın sonunda hak ettiğini alamadığına inanan ve son 100 yıldır bağımsızlık peşinde koşan Kürtler; 25 Eylül’de yapılacak bağımsızlık referandumu konusunda tek vücut değiller.

Peki, neden değiller? Hele ki referandumdan %95 ve üzeri bağımsızlık için “evet” beklenirken.

Kerkük kimin olacak?

Erbil ile Bağdat arasındaki özerklik anlaşmasının kökleri 1970’lere dayansa ve hatta 2005 anayasası ile bölgede bir bağımsızlık referandumu planlanmış olsa da, somut adımları atmak pek öyle kolay değil.

Bir kere, Kürtler ile Bağdat arasında hala özerk bölgenin sınırları netleştirilebilmiş değil. Önemli petrol kaynakları üzerindeki Kerkük’ün kime ait olduğu Erbil-Bağdat arasındaki mayınlı temel konu. İran-ABD ve Türkiye’nin de söz hakkı iddia etmesi anlaşma zemini yakalamayı zorlaştıran etkenlerden. “Şii” diye bölgede ikinci sınıf muamelesi gören ve istenmeyen Irak Ordusu IŞİD 2014-2015’te Musul-Kerkük’e saldırdığında geri çekilirken; Kerkük ve Musul’u IŞİD’den kurtaranın IKBY’nin Peşmerge ordusu oluşu ise dengeleri değiştirici bir etken. Çünkü bölge resmen Kürtlere ait olmasa da; o zamandan bu yana Kürtlerin kontrolünde.

Şimdiyse, 25 Eylül’de yapılacak “bağımsızlık referandumu” sadece IKBY’nin anayasa ile belirlenmiş illeri olan Erbil, Süleymaniye ve Duhok’da değil; tartışmalı bölgelerin başında gelen Kerkük’te de yapılacak. “Evet” çıkması halindeyse IKBY Kerkük’ü kendi topraklarına katmak isteyecek. Hak görecek. Ve bu durum belki de bölgede yeni savaşların tetikleyicisi olacak.

Şekil 1: Irak-IKBY Haritası

Kaynak: The Economist, Egeli & Co.

Türkiye duruma müdahil ülkelerin başında…

Türkmenlerle Osmanlı’dan gelen duygusal bağlar hep dillerde. Fakat Türkiye’nin motivasyonu çok daha derinde. Bir kere uluslararası anlaşmalarla desteklenmese de, mevcut iktidar açısından, I. Dünya Savaşı sonrasında yapılan bir paylaşım hatası nedeniyle Musul ve Kerkük kaybedilmiş durumda. Bugüne gelince ise pratik açıdan petrol ana konu. 2005 sonrası Türkiye-IKBY ilişkileri Türkiye’nin PKK sorunu nedeniyle yumuşak bir başlangıç yapmamış olsa da; zaman içinde artan ticaret ve PKK ile Barzani’nin ters düşen yaklaşımları Türkiye’nin Irak Kürdistanı ile ilişkilerinin gelişmesine yol açabildi. Şimdilerde, Kuzey Irak’tan petrol ihraç eden Türkiye, Barzani yönetimi ile ilişkilerini bozmaktan yana değil. Fakat Iraklı Kürtlerin ayrılma çabalarının Türkiyeli Kürtlere etkileri sakıncalı olabileceği gibi; Kerkük iddiaları ve bölgede artan gerilim, petrol sevkiyatlarını da tehlike altına sokabilir. Kerkük’te Türkmenlerin çoğunlukta olduğu Türkiye’nin son dönemlerdeki ana tezi. Bağımsızlık referandumu ve Kerkük’ün de resme girmesi son yıllarda petrol transferi açısından çok “verimli” çalışan Türkiye-IKBY ilişkilerini bozabilir.

İran açısından Şii merkezi hükümetin zayıflamasına neden olacak şekilde Kürtlerin ayrılması bir de petrol kaynaklarının üzerine oturmaları kabul edilebilir değil. Kürtlerin bağımsızlığı ABD açısından tabu olmasa da, IŞİD henüz tam anlamıyla alt edilmemişken, IŞİD’e karşı en güçlü şekilde savaşan Kürtlerin dikkatlerini başka yönlere başka gerginliklere dağıtmaları arzu edilen bir hal değil.

IBKY’den Barzani’nin Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığına ilişkin yapmakta olduğu yurt dışı temaslarında, Türkiye-İran ve ABD’nin aksine bazı ülkelerden güçlü destek de var. Bu konuda en yüksek sese sahip olanların başında bölgede kendine müttefik arayışı hiç bitmeyen İsrail var. İsrail’in Peşmerge’yi eğittiği, teknik destek verdiği artık bir sır değil. Avrupa tarafında benzer bir destek açıkça İsveç’ten gelmekte. Arap ülkeleri tarafındaysa daha kapalı şekilde Ürdün destek vermekten yana. Bölgenin ağır toplarından Suudi Arabistan ise her zamanki gibi duruma mezhepsel açıdan bakarak, “Şii İran” yanlısı birleşik bir Irak yerine, parçalanmış bir Irak tercihini çok da fazla gizlemeye gerek duymadan devam ettiriyor. Zaten Suudiler açısından İran’ı güçlendirmeyecek her türlü manevra bölgede mubah; örneğin bakınız Katar’ın başına gelenler.

Referandumun ertesi günü…

Erbil ve Bağdat arasında zaman içinde kemikleşen problemler var çünkü. Mesela, Irak anayasasının 140’ıncı maddesine göre, başta Kerkük olmak üzere diğer tartışmalı bölgelerin kim tarafından yönetileceği konusunda 31 Aralık 2007’den önce bir referandum şart koşulmuşken; Bağdat’ın bu konuda adım atmaya yanaşmaması önemli bir sorun. Yine mevcut anayasada petrol sahalarından elde edilen petrol gelirlerinin beli oranlarda paylaşılması öngörülürken, Kürt yönetiminin anayasadaki bir boşluktan faydalanarak 2013’ten bu yana açtığı yeni petrol sahalarına ait geliri Bağdat’la paylaşmaması bu ve petrolü Türkiye üzerinden tek taraflı olarak satması diğer önemli bir sorun. Bu duruma tepki olarak da Bağdat’ın 2014’ten bu yana IKBY’ye ulusal bütçeden ayrılan payı kesmesi bir diğer önemli sorun. Çünkü bölgenin asayiş gücü olan Peşmerge’nin ve neredeyse üçte ikisi kamuda çalışan nüfusun gelirlerinde yapılan %70’e varan kesintiler sonrasında bölgede derin bir ekonomik kriz yaşanmakta ve bu kriz IŞİD’in saldırıları sonrasında iyice derinleşerek bir sorunlar zinciri oluşturmakta.

Irak Kürdistanı’nda bir ay kadar sonra yapılacak bağımsızlık referandumu yabancı kaynaklarda çokça yazılıp çizilmekte bu aralar. Bizdeyse, “Kürt” ve “bağımsızlık” kelimeleri yan yana gelince sinirler gerildiğinden, üstü çokça örtülü bir şekilde yer alıyor basında. Fakat Barzani ve diğer IKBY yöneticilerinin ifade etikleri üzere gerçek; Iraklı Kürtler bağımsızlığı seçiklerinin ertesi günü IKBY’nin bağımsızlık ilan etmeyeceği. Üstelik oylama Bağdat’taki merkezi hükümetin onayı dışında yapıldığından esasta bağlayıcı bir niteliği de olmayacak.

%98’e yakın oranda beklenen destek sonrası Erbil, hem Bağdat’la olan gelir paylaşımı problemlerinin çözümünde, hem Türkiye ve İran ile olan ilişkilerinde, hem Suriye’nin geleceğinin belirlenmesinde daha güçlü bir şekilde masada olmak planlarında. Diğer yandan, IŞİD’le sürdürdüğü etkili savaş sonrasında dikkatler Kerkük’te IŞİD’e karşı başarısından neden IŞİD’den sonra hala geri çekilmediğine odaklanmadan Kerkük’e hâkimiyetini de ilan etmek peşinde elbette. Diğer yandan, Nisan 2018’de Irak’ta genel seçimler var. Bağdat’ta koltuğu alacak kişi üzerinde güç sahibi olabilmek, hazır henüz Kerkük kontrolündeyken iş Bağdat’la pazarlık aşamasına geldiğinde, elini güçlü tutmak için “bağımsızlık kararı” desteğine ihtiyacı var.

Barzani sorunu: Referandum amaç mı araç mı?

Tüm bunların ötesinde, IKBY’de parlamentonun 2015’ten bu yana toplanamıyor oluşu, “demokrasiye” de facto ara verilmiş olması, Kürt nüfusun ezici çoğunluğu bağımsızlıktan yanayken; Barzani yanında yer almakta bir kesimi isteksizleştirmekte. Referandumdan hemen sonra; 6 Kasım’da Barzani’nin parlamento ve başkanlık seçimlerini planlamış olması da Iraklı Kürtlerin bağımsızlık arzusunun yolsuzluk ve demokrasinin altını oymakla suçlanan Barzani’nin politik emellerine kaldıraç edildiğini düşündürmekte. Ekonomik problemler, ayyuka çıkan yolsuzluk tartışmaları ve demokrasiden uzaklaşma veri iken, referandumdan çıkacak çok güçlü bir evet 2015’te görev süresi sona ermesine rağmen koltuğunda oturmaya devam eden Barzani’nin gücünü pekiştirmesine, politik hayatını uzatmasına ve hatta babadan-oğula şeklinde bir yönetim düzenine geçebilmesine vesile olacak.

Tüm bunlardan ortaya çıkan, Orta Doğu’da bugünü anlamak için en az 100 senelik bir perspektiften mezhepsel gerginlikler/fanatizm ve diktatörlük sevdaları üzerinden olayları değerlendirmenin gerektiği. Irak Kürdistanı özelinde de durum farklı değil. Halk desteği çeşitli nedenlerle azalan Barzani önümüzdeki ay kendi halkının en büyük arzusu üzerinden sıçrayarak esasta kendi gücünü devam ettirme çabası içinde görünüyor. Kerkük de bunda “paydaş” varken böyle bir Barzani’nin planladığı bir referandumla çözülecek bir konu zaten hiç değil. Bu nedenle bağımsızlık referandumu ses getirecek olsa da, bugünden yarına değişim yaratmaktan uzak kalacak. Bu açıdan da Ankara-Bağdat ve Ankara-Erbil ilişkilerinde kısa vadede dramatik değişimler beklemek gerçekçi değil.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları