Özlem Derici

Gerisin geri Ocak 2004’e

5 Aralık 2017

Bugün yayınlanan enflasyon verileri tek haneli oranlara ulaşmakla ilgili halen hayalleri olanları bile ümitsizliğe sürükleyecek cinsten. Kasım ayında TÜFE enflasyonu %1.5 ile yıllık enflasyonun %13.0’e dayanmasına neden oldu. Ekim ayında %11.9 olan yıllık enflasyonun yılı tek hanede bitirmesi artık imkansız. Hatta %11’in altında bitmesi de neredeyse imkansız hale geldi. Bu enflasyon görünümü neticesinde önümüzdeki yıl enflasyonun yılın son çeyreğine kadar %9 üzeri seyretmesini ve yılı %8.6 ile bitirmesini bekliyoruz.

Son beş aydır geçmiş yıllar ortalamalarının oldukça altında artış gösteren gıda fiyatları Kasım ayında ortalamaların 2.3 puan üzerinde gerçekleşti. Böylece yıllık gıda enflasyonu %12.7’den %15.8’e yükseldi. Ulaştırma yılın rekortmeni olmaya hazırlanıyor. Yıllık ulaştırma enflasyonu %16.8’den Kasım ayında %18.6’ya yükseldi. Tabi suçu sadece bu kalemlere yüklemek haksızlık. TÜFE’den gıda, içecek, enerji, tütün ürünleri ve altını hariç bırakarak hesaplanan çekirdek endeks, C-endeksine göre çekirdek enflasyon Kasım ayında %11.8’den %12.1’e yükseldi. Bu da hem maliyet unsurlarının devrede olduğunu hem de talep koşullarındaki iyileşmenin ikincil etkiler doğurmuş olabileceğini düşündürüyor. Çekirdek enflasyon bu denli yüksek bir seviyeye en son Ocak 2004’te yükselmişti. Manşet enflasyonda ise 2003 bazlı hesaplanan serilere göre görülmemiş yükseklikte bir oran.

Kasım ayında ÜFE enflasyonundaki artış sınırlı olsa da enflasyonun %17 üzerindeki seyri de tüketici enflasyonu ile ilgili kötümser beklentilere sahip olmamıza neden oluyor. Maliyet unsurlarının bu denli uzun süre fiyatlarda olması tüketici enflasyonuna yansımayı hızlandırabilir.

Son olarak hatırlatmak gerekirse tüm ülkelerin yayınlanan son enflasyon verilerine göre Türkiye Kasım enflasyonu ile Mısır, Arjantin, Nijerya ve Ukrayna’dan sonra dünyada en yüksek enflasyona sahip 5. ülke. Böyle giderse sıralamada her geçen gün basamak atlayacak ve zirveyi hedeflemese de enflasyon, ekonomiye büyümenin getirdiği kazanımı gözümüzün görmeyeceği zararlar verecek.

Aralık ayında negatif baz etkisi nedeniyle enflasyonun düştüğüne şahit olacağız ancak artık yılı %10 üzeri değil %11 üzeri bir oranda bitirmeyi bekliyoruz. Dahası TCMB’nin sabırsızlıkla beklediği düşüş birkaç ay önce beklenen enflasyondan çok daha yüksek seviyelere getirecek enflasyonu ve %8’li oranlara ulaşmamız pek de mümkün olamayacak. Bu enflasyon görünümünde TCMB’nin fiyatlama davranışındaki ilişkin vurgusunu kuvvetlendirerek devam ettirip faiz oranlarında artışa gidebileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki PPK toplantısında Geç Likidite Penceresi oranının %12.25’ten %13.25’e çıktığına yani 100 baz puanlık bir artışa şahit olabiliriz. TCMB’nin gecelik repodan bankalara sağladığı likidite limitini de sıfırlaması ve sadece GLP’den fonlama yapması yukarı yönlü esneklik sağlayan alanın yok olmasına neden oldu. Dolayısıyla TCMB marjinal fonlama oranında da benzer oranda bir artışa gidip kendisine esnek hareket edebileceği bir alan yaratmak isteyecektir. Bu yaratılan alan ne kadar koruma sağlar Ocak ayında da bir faiz artışı gelir mi göreceğiz önümüzdeki dönemde ancak büyüme yanlısı .

 

 

Özlem Derici Şengül
ozlem.sengul@spinnconsulting.com

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları