Atilla Yeşilada

Fed niyetleri – Mali sistemin kabusları

12 Ekim 2017

FOMC tutanaklarında yazılmayanlara göre guvernörler önce sakin sakin tartışmışlar sonra sandalyeler havada uçmuş. Stanley Fischer “varlık fiyatlarında balon yok” diyince, “Sus bunak, artık huzur evine taşın!” diyen Patrick Harper’e Minesota’lı Neil Kasghari kafa atmış. “Ben hala enflasyonda ne olduğunu anlamıyorum” diye hıçkıran Janet Yellen’i William Dudley ayak masajı ve Xanax’la yatıştırırken, Lael Brainard ona “bitch” diye bağırıp, “Bıyık da bıraksan Beyaz Saray’ın moronu asla seni başkan yapmaz” diye kafasına çantasını fırlatmış. Bullard her zamanki gibi sarhoş olduğu için masanın altında sızmış. Sonuçta ayakta kalan 3 üye Aralık’ta faiz artımının daha olası olduğunu yazdırmışlar titreyen zavallı bir sekretere.

Dün bana Ankara’nın İncirlik’teki tüm ABD askerlerini tevkif edip, Kobani ve Cezire’yi işgal etmesinden korkarak vize yasağını bu gece 24:01’de kaldıracağını fısıldayan yüksek düzeyli Beyaz Saray yetkilisi anlattı bunları.

Evet, Fed rekor düzeyde düşük işsizliğe rağmen ücretlerin niye yükselip enflasyona yol açmadığını anlamıyor. Financial Times gibi serçe parmağını kaldırıp çayı porselen fincandan içen popo lalesi asilzade bozmaları ve IMF gibi kendi gölgesinden korkan “konsensus” takıntılıları da “Efendim, enflasyon bu kadar düşükken faiz mi artırılır? Bırakın ekonomi biraz daha ısınsın!” diye ahkam kesiyor.

Yahu, şu sorulara cevap veren yok:

  • Enflasyon düşükse bile ultra-gevşek para politikası ile yükseleceğine dair tek bir kanıt var mı?
  • Aşırı gevşek para politikasının finansal varlık fiyatlarında yarattığı köpüklerin sonucu yeni bir finansal kriz olursa hangi cephane ile müdahale edecek merkez bankaları?
  • Düşük enflasyonun geçici değil, kalıcı olduğuna dair teori ve empirik kanıt nedir lavuklar? Hem Bank of International Settlements hem de IMF yazıyor işte. Dünyada işgücü pazarında atıl kapasite var, sabit sermaye yatırımlarında zayıf seyir devam ediyor, o yüzden ücretler dolayısıyla enflasyon yükselemiyor. 2018’de yükselmeyeceğini kim garanti edebilir?

Sonuçta Fed FOMC içinde geleneksel Filips Eğrisi kuramına sadık kalanlar çoğunlukta çıktı ve Aralık’ta faiz artırımının sinyali verildi. ABD ekonomisinin ivmesine bakıyorum, kasırga etkisini dışlarsak yılık %3 civarında. 2018’de ivmeyi kıracak bir gelişme öngörmek zor. Fed gelecek yıl da 3 kez faiz artırımı yapar. Trump’ın düşük faizi tercih eden yeni bir başkan atayacağına güvenip faiz artırımlarını erteleyeceğine bahse girenler orayı TCMB zannediyor. Fed’in başına Ivanka Trump’ı atasan çoğunluğa göre karar verir. Çünkü medeni ülkelerde kurumsal kimlik, misyon ve hafıza şahsi sadakata her zaman galebe çalar, Comey’e sorun.

Fed artık alnına dövme yaptırmak ve New York’da Times Meydanı’nda ilan satın almak dışında faiz artırımlarına devam edeceğine dair her türlü mesajı verdi, ama futures piyasasına bakın, hala önümüzdeki 15 ayda 2 tane bekliyor andavallılar. ABD 10 yıllık DİBS’de “vade primi” nerdeyse sıfır. Bütün uzmanlar ABD tahvil pazarından başlayıp Türkiye gibi Gelişmekte Olan Pazarlara yayılacak bir finansal panikten bahsediyor, ama gidip akşama Zimbabwe devlet bonosu alıyor.

Bizde de kendini kurnaz zanneden Mandıra Filozofları ve finans dünyasını borsa-tahvilden ibaret zanneden Wharton-MIT mezunları TV’de “Efendim Fed’in 2017-2018 yol haritası fiyatlandı, bize bişicikler olmaz” diye üflüyor. Size finans teorisinden bir inci daha: Kriz, herkes “sıkma canını, okşa patlıcanını” modundayken vurur.

Bu arkadaşlar biraz kristal kuleden inip kahveyi koklasalar iyi olur. Türkiye’de ekonomi açısından borsa ve tahvil yoluyla giren para çerezdir. Yabancı doğrudan sermaye zaten taksimetreyi hiç oynatmaz. Net hata noksan da bu sene önemini kaybetti. Biz yaşatan ya da öldüren banka ve finans-dışı şirketlerin borçlanmasıdır. Bu borçlanmanın kesilmesi ya da pahalılaşması ekonomiyi çil yavrusu gibi dağıtır. Fed fed funds faizini artırdığında borçlanmalara temel teşkil eden 2-5 yıllık ABD DİBS getirisi veya LIBOR’un yükselmeyeceğini düşünen ya da iddia eden hakkaten tez zamanda bir psikiyatriste danışıp yeşil reçeteli ilaçlara başlamalıdır.

Size Ağustos ödemeler dengesi analizlerinde Türkiye’nin dış açık finans manzarasını anlatayım. Bakın İş Bankası araştırma ekibi ne yazıyor?

“Ağustos ayında doğrudan yatırımlar ivme kaybetmiştir. Bu dönemde doğrudan yatırımlar kaleminde 657 milyon USD net sermaye girişi kaydedilmiştir. Yılın ilk 8 ayındaki giriş 4,9 milyar USD olmuştur”. (Yani pireyi doyurmaz)

“12 aylık kümülatif verilere göre bankaların uzun vadeli borç çevirme oranı %89 ile son 7,5 yılın en düşük düzeyinde gerçekleşmiştir. Diğer sektörlerin uzun vadeli borç çevirme oranı ise Ağustos’ta %111 ile sınırlı oranda yükselmiştir”.

Özetle bankalar artık NET F/X borçlanmamakta, toplam dış borçlanmada payı az olan şirketler ise rasyoyu kısmakta (Bir yıl önce %150 civarındaydı net borçlanma).

Bankalar niye borçlanmıyor? Beni hala odasından kovmayan ya da silah çekmeyen bir kaç “sektör temsilcisi” ile görüştüm. Açıklamalar muhtelif:

  • Arap ve Avrupa bankaları limitleri kısıyor.
  • Kimse F/X kredi istemiyor ki borçlanalım?
  • Maliyetler acaip arttı, SWAP maliyeti %15 filan, dışardan borçlanıp TL’ye döndüğümüzde kredi fiyatı %18’e çıkıyor. Bu krediyi alana vermeyiz.

İngilizce sevenler için PAIntelligence’e bu konuda Goldman Sachs’ın analizini de koyduk: Özel sektör artık dışardan taze borç almaz.

Ehh, ne olmuş? Hakan Özyıldız size ne olduğunu anlatsın:

“T.C. Merkez Bankası’na göre, temmuz sonu itibariyle, kalan vadeye göre bir yıldan kısa vadeli dış borç stokunun toplamı 170,5 milyar dolar. Önümüzdeki bir yıllık sürede, kamu (TCMB dahil) 7 milyar $, bankalar 94,5 milyar $ (49 milyar $’ı kredi kalanı mevduat), reel sektör ise 69 milyar $ dış borç ödemek ve/veya yeni borç bulmak zorunda.

Bu tutara yaklaşık 35 milyar dolar kadar olacağı tahmin edilen cari açığı da ekleyin. Toplam döviz ihtiyacı, üç aşağı beş yukarı 205 milyar dolar eder.

Bu parayı kim getirecek?”

Kim getirecek, gurban? Soruyorum size? Varlık Fonu, Hazine dışardan borçlanır diyenler var. Ne kadarını borçlanır? 10, 20 milyar dolar?

Bankalar en fazla varolanı döndürür, ama bunun maliyeti 1 yıl içinde dolar bazında en az 100 belki 150 baz puan artar. ABD ve Almanya ile önsevişme sürerse, 250 baz puan artar. İçerde enflasyon en az %9, TCMB faiz indiremiyor, SWAP maliyeti de düşmez. Dövizden alıp TL’ye çevirdiğiniz krediyi %20’nin altında satamazsınız. Fabrika, makina, konut ve araba fantazi olur bu ülkede.

Bu iyi senaryo gardaş. Bir de bankalar ve özel sektörün “ben bu işten para kazanamıyorum, en iyisi bilanço küçülteyim”, yani dış borcumu itfa edeyim dediği kötü senaryo var. O zaman da Türkiye’den döviz çıkışı başlar. Önce ROM munzamları bozulur, sonra spotta döviz alımları başlar, nihayetinde döviz mevduat faizleri %5-6’lara fırlar.

Bişşicikler olmaz. Yavaş kaynayan suya atılan kurbağa da ılık bir banyo alırken gerinerek öyle diyordu. Sonra öğle yemeği yaptık hergeleyi.

 

FÖŞ

Şahsi websitemi yeniledim, ziyaret etmenizi rica ederim

http://atillayesilada.com/basin/

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları