Gizem Öztok Altınsaç

Enflasyonu çözmek yalnızca TCMB’nin görevi olmamalı

8 Mayıs 2017

Son gelen enflasyon verilerinin ardından piyasada yıl sonu enflasyon beklentilerinin ayrıştığını görüyoruz. Bir kısım analistler 2017 sonu için %10 ve üzeri enflasyon öngörürken, bir kısım analistler de %9-9,5 ile bitirmeyi tahmin ediyor. Temel sebep de 2016 Aralık ayındaki baz etkisi – enflasyonun aylık %1,6 gerçekleşmesi. Aralık’taki baz etkisi lehimize fakat aksi şekilde 2016 Eylül ve Kasım ayı enflasyonundaki baz etkisi de aleyhimize. Dolayısıyla TL’de çok iyi bir performans olmaz ya da gıda da ekstra önlemler görmezsek bu yılı tek hanede bitirmemiz oldukça şansa kalmış durumda.

Yine de enflasyon 2017’nin ikinci yarısıyla beraber düşmeye başlıyor.

Kısa vadeli enflasyon öngörülerinden ziyade birkaç detaya değinmekte fayda var. %12 konusunu dışarıda bırakırsak, son 10 yıldır enflasyon ortalaması %8,2. Yani %5 olan hedeften uzakta ve belirgin bir katılık söz konusu. Enflasyonu yaratan temel sebepler anlaşılmadan çözüme de ulaşmak söz konusu değil. Bunun temel sebepleri neler?

TCMB son enflasyon raporundaki çalışma enflasyon dinamiklerini gösteriyor. Aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere, son 10 yıldaki %8,2’lik ortalama enflasyonun bileşenleri;

  • 4 puan – %8,2’lik enflasyonun 4 puanı trend enflasyona işaret ediyor.
  • 1,3 puan gıda fiyatlarından
  • 1,3 puan döviz kurundan
  • 0,8 puanı vergiden kaynaklanmakta
  • Geriye kalan 0,8 puan ise çıktı açığı, reel ücretler ve ithalat fiyatları gibi dinamiklerden gelmekte.

Kaynak: TCMB Enflasyon Raporu,Nisan 2017

Dolayısıyla gıda fiyatlamasındaki sorunları, döviz kurundaki oyanklık ve artışı ve her iki yılda bir gelen vergi artışlarını çözmedğiniz müddetçe enflasyonda kalıcı düşüş kaydetmek oldukça zor. Enflasyon %8’lere geriler fakat o seviyeyi kalıcı olarak kıramaz. Bunun için de para politikası/faiz politikası yeterli olmaz. Çünkü gıda fiyatlamasında ya da vergi artışında TCMB’nin yapabileceği pek de birşey yok. Enflasyon beklentilerini yönetmekte sıkı para politikası uygulamaları son derece gerekli fakat yeterli koşul değil.

Bu sebepten örneğin uzun süredir gündemde olan gıda komitesinden artık bir takım adımların gelmesi gerekiyor. Gıda fiyatlarındaki sorunlar son iki yıldır tespit edilmiş durumda zaten.

  • Arz zincirinin uluslararası standartlara uyumlu hale gelmesi, işlenmemiş gıdanın hasat sonrası
  • Soğuk zincirden hiç çıkmadan tüketiciye ulaşması (fire vermemesi)
  • Pazarlama zincirinin son halkası olan depolama taşıma vs gibi kayıpların önüne geçilmesi

…gibi konularda artık önlemlerin alınması gerekmekte, aksi takdirde hem gıda fiyatlarındaki oynaklıktan hem de Nisan ayıyla beraber yıllık %16 gibi çok yüksek artışlardan kurtulmamız pek söz konusu olmayacak.

Diğer iki önemli dinamik olan döviz ve vergi artışına gelince. Döviz tarafında sadece TCMB değil tüm ülke dinamiklerinin (makro+siyasi) gidişatı önemli. Vergi tarafında ise daha çok Maliye Bakanlığı/Bütçe Politikaları ile ilişkileri. Özetle olay sadece TCMB’nin performansına kalmış değil.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları