Atilla Yeşilada

Milli bir mesele olarak Rıza Sarraf Abimiz

4 Aralık 2017

Yakın çevrem beni milli hassasiyeti hastalık derecesinde yüksek, muhafazakar, çok dişli, bol menevişli ve tek eşli olarak tanır. Ayran görünce gözlerim sulanır, damarlarımda cacık dolaşır, has Hitit buğdayından yapılma ak ekmeğimi şalgam suyuna banarak yerken “Havasına, suyuna, anasına, ecdadına..” güftesini yüksek sesle mırıldanırım. Bu yüzden bazı çevrelerin Rıza Sarraf davasına gösterdiği ilgisizlik kanıma dokunuyor. Milli Dava kardeşim bu, boru değil. Hepimiz tek vücut olup hain ABD ve Üst Akıl’a karşı milli ve yerli çıkarlarımızı savunmalıyız. Efendim, Milli Dava olduğunu nerden biliyor muşuz?  Vay kanı bozuklar, vay! Bir kez Rıza Abi Ebru Gündeş Ablamız’ın eşi olur, o vesileyle milli eniştemizdir. İkincisi, aslen Farsi olmasına rağmen, TC pasaportu taşıdığı için aynı zamanda Yerli’dir de.

Bilhakkın, ben bir bilim insanı olduğum için, sınıflandırma meselesini çok ciddiye alıp, vakadan vakaya taşınabilir ve genele uygulanabilir olmasına çok dikkat ederim. Öyleyse şöyle bir tanım getirelim. AKP’nin çıkarlarına dokunan ve oy kaybına neden olacak her şey Milli Meseledir. Hemen örnekle izah edelim. Vatan haini, FETÖ’cü, PKK’lı ve dış mihrak projesi olduğu aşikar Kılıçdaroğlu’nun RTE’in bazı akraba ve ahbaplarının Man Adası’na para transfer ettikleri iddiasını dile getirmesi Milli Meseledir. Çünkü AKP rahatsız olmuştur.

İllevelakin, çok ufak bir pürüz vardır. Kılıçdaroğlu halen Türkiye’de olup çanına ot tıkanması kolay, fakat Rıza Sarraf ve Hakan Atilla ABD’de oldukları için susturulmaları meşakkatlidir. Üstelik, Rıza saf bir kardeşimiz olup, FBI ajanları tarafından 3 hafta bir otelde ağırlanmış, bu süre zarfında 3 eskort gitmiş, ikisi gelmiş, şaşallama ve  çifte kağıtlı işine dalınıp malın dibine vurulunca, psikolojik işkenceden yılan Rıza’cık şark bülbülleri gibi ötmeye başlamıştır. Önüne konan her kağıdı SWİFT dekontu misali   imzaladığı gibi, mahkemede üç gün süren ifadesinde birkaç bakan, birkaç banka ve Devlet-i Aliye’nin itibarını “otobüsün altına” atmıştır. Hiç şüphesiz Hakan Atilla’nın dünyaca ünlü avukatları çapraz sorguda onu  (nedense hızla İran’a tüyen) anasından doğduğuna pişman edip bütün suçlamaları çürütecektir.

Hey hat, bu Bharara dölleri olacak savcıların elinde Gülen Haşhaşisi’nin yıllarca usulsüz dinlemeden edindiği şatolara sığmayan “tapeler” olup, hepsi sırayla mahkeme salonunda arz-ı endam edip, 12 jüri üyesinde derin bir beyin iğfali yaratacaktır.  Bir noktada günah keçisi seçildiğini  görüp  ömür boyunca 2 metre boyunda ve aleti fayansa sürünen zencilerle duş almanın hiç de hoş olmadığına uyanan Hakan Atilla’nın da “Ulan benim başım  kel mi, bir iki hafta da ben otelde FBI ajanlarıyla alem yapıp bir kaç kağıt imzalayayım” demesi mümkündür.

Tabii, 12 tane hayatlarında BM veya ABD kanunları hakkında tek satır okumamış ve bir an önce evlerine dönüp bira-pizza-Amerikan futbolundan oluşan sefil hayatlarını yaşayıp, kredi kartı borçlarını ödemek isteyen jüri üyesinin ne karar  vereceğini kimse bilemez. Hakan Atilla’yı beraat ettirip, Trump’ı Yüce Divan’a göndermeleri mümkündür. Ama, celselerde ortaya atılacak iddiaları değerlendiren FETÖcü savcıların eski bakanlardan sistemdeki bankaların yarısına ek davalar açması da mümkündür.

Size inanılmaz gelecek, ama soyları Kunta Kinte, Speedy Gonzalez  ve  dinsel sapkınlık, cadılık, hırsızlık ve fuhuş nedeniyle Avrupa’dan kovulan bir avuç göçmenden gelen Amerikalılar’ın da gurur ve haysiyeti vardır, komik ama durum böyle. Onlara her gün “komplocular, biz sizin kanunlarınızı tanımayız, İran’la ticaret yaptık işte, siz popomuzu yalayın” tadında yüksek perdeden höykürürseniz, jüri suçlu kararı verirse, adamı kabak dolmasına çevirmeye niyetli olabilirler. Bu durumda bir veya bir kaç bankaya bir veya bir kaç milyar dolar cezanın esamesi okunmaz. Birisi Putin’i arasın da Rusya’yı nasıl şamar oğlanına çevirdiler, ondan duysun. Üstelik Rusya cari fazlası olan bir ülke, bizim gibi 72 sent kredi için 50 bankadan sendikasyon dilenen bir dış kredi bağımlısı da değil.

Özetle Rıza Sarraf meselesi millidir de, ekonomin damarında dolaşan kan beynelmineldir. Hem S-400 alarak Rusya ile tek gecelik ilişkide bulunmak, hem deniz altından doğal gaz boru hattı döşeyip AB ve ABD’nin kanına dokunmak, gorillerine başkentinde adam dövdürmek, “topunuz Nazi’siniz” diye yüksek sesle hakaret etmek…. Susarlar, susarlar, sonra punduna getirip, makattan kan alma durumu başlar.

Zaten Rıza Sarraf soğuk mezedir. Bizim heyecan biraz durulunca, sahne kenarında sabırsızca bekleyip, kostümünün orasını-berisini çekiştiren emekli general “Loose Cannon”   Michael Flynn görülecektir. Bu kahraman gazi hakkında Gülen’i karga-tulumba kargo uçağı ile Türkiye’ye postalamak (15 milyon dolar hediyesi var) ve Rıza Sarraf’ı hapisten çıkartmak için  bir takım Türk yetkililerle sohbet etme iddiaları vardır. Kendisi de pabucun pahalı olduğunu görüp, Özel Savcı Mueller’le sıkışmış ve Cuma günü “Trump bana Ruslarla görüş dedi” diye salya-sümük ağlayarak Amerika’da gündem olmuştur. Rivayetlere göre Türkiye ilişkileri nedeniyle dava açılmayacağı  vaadini almış olup bu konuda gayet large konuşacaktır.

Hakikaten 30 yılını orduya vermiş bir asker James Bond usulü yüzünde maske 20 eski Marine’le Pensilvanya’da malikane basıp birini kaçıracak kadar salak mıdır bilemem. Ya da  Nixon’un kellesini götüren kadar ağır bir suç olan yargıya müdahale teşkil edecek Rıza Sarraf’ı hapisten çıkartmaya söz vermiş olabilir mi? Bunları da itiraf ederse, Hakan Atilla davası biter General Flynn davası başlar.

Bir takım aklı evveller “Efendim piyasalar Hakan Atilla davasında oyun sonunu iskonto etti, işimize bakalım” gibi  beni koltuğumdan yerlere düşürecek kadar komik yorumlar yaparlar. Piyasalar kafalarına balyozla vurulmadığı sürece sadece bol likiditeyi paraya çevirecek fırsat bulmakla meşgul. 10 yıllık DİBS’de getiri %13’ü aşıp Saray danışmanları da “TCMB faiz artıracak” diye gaz verince, gelip TL almışlardır.   Rıza Sarraf ve General Flynn davasının ekonomimiz ve siyasi ilişkilerimize etkisi hakkında bilgi dağarcıkları benim safra kesem kadardır. Yarın, bir kötü haber daha çıkarsa, yoğurt ve hıyardan cacık oluncaya kadar TL ve DİBS satar, Noel tatili için alışverişe giderler.

Bir ülkenin kaderi ulu-orta pazar yerinde okyanus ötesine dayılanarak tayin edilmemeli, o ülkenin geleciğini de piyasa denen likidite bağımlısı mahlukattan okumak fevkalade tehlikelidir.

 

Milli ve Yerli  FÖŞ

Websitemdeki son makale için:

 

http://atillayesilada.com/2017/12/04/ekonomide-yeniden-dengelenme-sart/

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları