Hakan Özyıldız

205 milyar dolar nasıl bulunacak?

9 Ekim 2017

Dünyada döviz bolluğunun sona ermek üzere olduğu artık genel kabul görmüş bir görüş. Tek tartışma hangi hızla olacağı konusunda.

Uluslararası Finans Enstitüsü IFF, 2018 için bulunduğumuz bölgeye yönelik olarak yaptığı tahminlerde, doğrudan yabancı sermeye girişlerinin biraz artacağını belirtiyor. O da yeni yatırıma değil, hisse senedi olarak. Buna karşılık tahvil ve hisse senedi piyasalarına girişler ve banka kredileri 2017’ye göre azalacakmış.

Bu şartlarda Türkiye’nin döviz ihtiyacı ne olacak ona baksak iyi olacak.

T.C. Merkez Bankası’na göre, temmuz sonu itibariyle, kalan vadeye göre bir yıldan kısa vadeli dış borç stokunun toplamı 170,5 milyar dolar. Önümüzdeki bir yıllık sürede, kamu (TCMB dahil) 7 milyar $, bankalar 94,5 milyar $ (49 milyar $’ı kredi kalanı mevduat), reel sektör ise 69 milyar $ dış borç ödemek ve/veya yeni borç bulmak zorunda.

Bu tutara yaklaşık 35 milyar dolar kadar olacağı tahmin edilen cari açığı da ekleyin. Toplam döviz ihtiyacı, üç aşağı beş yukarı 205 milyar dolar eder.

Bu parayı kim getirecek?

Bölgesel jeopolitik riskler, yaklaşan seçimler, OHAL, hukukun üstünlüğü, yüksek enflasyon, bütçe dışı yükümlülüklerin fazlalığı vb. şartların varlığını unutmadan, konuyu biraz ayrıntıyla ele alalım.

Bankalarla başlayalım. Bankalar isterlerse 49 milyar dolarlık yeni krediyi rahatlıkla bulurlar. Sadece eskisine oranla daha yüksek faiz ödemek durumundalar. Aynı şey mevduat tarafı için de geçerli. Yüksek faiz ödedikleri sürece kimse mevduatını çekmez.

Burada kritik soru şu; Banka öncesine oranla daha yüksek faizle bulabildiği dövizli borcu ve döviz mevduatını ne yapacak? Ya reel sektöre ve hanehalkına kredi olarak dağıtacak ya da Hazine’ye borç verecek. Vereceği borç dövizli olacaksa kur riskini banka değil alan üstlenecek. TL olacaksa o zaman kur riskini de dikkate alarak işlem yapacak. Kredi biraz daha pahalılaşacak.

Buradan ikinci soruya geçelim. Reel sektör ve hanehalkı daha pahalı olan yeni krediyi neden alacak? Şirketler yatırım, işletme veya ithalat için, hanehalkı da tüketim veya konut için. Sizce pahalılaşan krediye talep eskisi kadar olur mu? Olursa bankalar dışarıdan yeni döviz borcu bulup Türkiye’ye getirirler ve ekonominin döviz ihtiyacı olmaz.

Aksi bir durumda döviz talebini karşılamak için ya reel sektör ya da kamu bir şeyler yapmak durumunda kalacak.

O zaman reel sektörün dış borçlarını yenileme iştahına bakmak lazım. Şirketler ithalat için döviz kredisi talep ederler. Sadece ithal ettikleri ürünü rahatlıkla satabileceklerine inanıyor olmaları lazım. Bunun için de ekonomide talebin canlı olması gerek. O da hanehalkının ve kamunun gelirlerinin ve harcamalarının bu yıla göre artıyor olmasına bağlı.

Hanehalkının harcanabilir gelirlerinde durum artış yönünde değil. Yeni vergiler ve düşük maaş/ücret artışları harcanabilir geliri düşürecek. Talepte eskisi kadar canlılık göremeyeceğiz.

O zaman hane halkının ve onlara mal satacak şirketler kesiminin, yeniden yüksek faizle döviz borçlanma konusunda ne kadar arzulu olacakları da tartışmalı.

Bu arada hatırlatayım. Şimdiye kadar ödenmesi gereken 170,5 milyar dolar kadar yeni borç alınıp alınmayacağını konuşuyoruz. Bir de cari açığın finansmanı için 35 milyar doların nasıl bulunacağı konusu var.

Bana öyle geliyor ki bu döviz bulma işi eninde sonunda kamuya kalacak. Demem o ki, kamu, faizlerin yükselmekte olduğu bir dönemde, ödediğinden daha fazla dövizle borçlanmak zorunda kalacak. Buradan tüm döviz açığını kamu kapatacakmış gibi anlam çıkmasın. Öyle bir şey mümkün değil. Eğer bu yıl olduğu gibi yapılmaz ve 4749 sayılı Kamu Borç Yönetimi Kanunun hükümlerine uyulursa bir borçlanma limit var. O da OVP ye göre 65,9 milyar lira + %5 + %5 = 72,7 milyar lira. Yakında açıklanacak Hazine Finansman Programında ayrıntıları göreceğiz.

 

Son söz: Her zorluk için çeşitli çözüm yolları vardır, en kötüsü de gözyaşıdır. (Saint Exupery)

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları