Tahvilleri “itfa duvarı” bekliyor, borçlanma maliyetimiz yükselecek

1 trilyon dolar değerinde sabit getirili borçlanma kağıtlarının önümüzdeki yıl Avrupa, Orta Doğu ve Afrika'da vadesi dolacak, bu durum Türkiye'yi nasıl etkileyebilir? Cevabı haberimizde
11:046 Aralık 2017
Tahvilleri  “itfa duvarı” bekliyor, borçlanma maliyetimiz yükselecek
1 trilyon dolar değerinde sabit getirili borçlanma kağıtlarının önümüzdeki yıl Avrupa, Orta Doğu ve Afrika'da vadesi dolacak, bu durum Türkiye'yi nasıl etkileyebilir? Cevabı haberimizde

2018 yılında başlayacak dev bir itfa dalgası, getirilerin yükselmesine neden olabileceği gibi, Türkiye gibi “riskli” görülen ülkelerin kredi ve tahvil ihraç maliyetinin yükselmesine de neden olabilir.
Financial Times’da yer alan yeni araştırmaya göre, 1 trilyon dolar değerinde sabit getirili borçlanma kağıtlarının önümüzdeki yıl Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da vadesi dolacak.

Bahsedilen bu borçlanmalar tahvil getirilerinin şimdikinden daha yüksek olduğu finansal kriz sonrası yatırım yapılabilir seviyedeki şirketler, devletler ve finans kuruluşları tarafından gerçekleştirildi.
MUFG Bank tarafından yapılan araştırmaya göre, vadesi dolacak borçların yarısından çoğu finans kuruluşları tarafından ihraç edilen tahviller olacak. İtfaların yaklaşık üçte biri finans-dışı şirketlerin, geri kalan kısmı da devlet veya ilişkili kamu kuruluşlarından geliyor olacak.

Tahviller, yıl boyunca paralarını koymak için adres arayan yatırımcılar için şimdiye dek çekici getiriler sağladı. Bu anlamda yatırımcılar muhtemelen yeniden finansman arayan borçlulardan daha yüksek sabit faiz oranları talep edeceklerdir.

Bank of America Merrill Lynch’in yüksek getiri endeksi, 2012 yılında borçlanma dalgası başladığında yüzde 8’in üzerinde bir getiri sağladı. Şu anda yüzde 5,3 civarında bir getiriye geri döndü.
MUFG’nin sermaye piyasası tahvilleri ve krediler masası eşbaşkanı Anthony Barklam’a göre, önümüzdeki yıl vadesi dolması beklenen 1 trilyon dolarlık tutar, piyasanın bundan sonraki birkaç yıl görmeye devam edeceği bir büyüklük.

Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği ve veri sağlayıcısı Dealogic’in rakamlarına göre; 10 trilyon doları aşan yapıya sahip uluslararası borç sermaye piyasalarının küresel ölçeğiyle karşılaştırıldığında vadesi dolacak bu borçların tutarı oldukça önemlidir. Dealogic’e göre 10 trilyon dolarlık tutarın 2.5 trilyonunun vadesi 2018 yılında dolacaktır.

Barklam, borçlanacak olanları “piyasayı artık tek yönlü bir bahis olarak algılamayan bir yatırımcı tabanı için hazırlıklı olmaları gerektiği” konusunda uyardı.

“Faizler ve yatırım getirileri azalmaya devam ederse; emeklilik fonları, sigortacılar ve sabırlı uzun vadeli sermaye sahipleri, getiriler yükselene kadar daha fazla nakitlerini yastık altına koymayı tercih edebilirler. Uzun vadeli yatırımda kalmak yerine daha basit yatırımlara yönelmeyi tercih edebilirler” şeklinde sözlerine devam etti.

Ancak, kurumsal tahvil yatırımcıları daha yüksek getiri talep ederse, kurumsal şirketler gibi bazı borçlanıcılar krediler için bankalara yönelebilir.

Ticari bankaların kurumsal şirketlere borç verme isteği “tahvil ve banka piyasası arasındaki daha sert rekabeti” tetikliyor diyen Barklam “kurumsal yatırımcıların mevcut tercihlerini değiştirmeye başlaması durumunda tahvil ihraç eden kurumların sabit getirili yatırımlar yerine diğer varlık sınıflarını daha çekici bulabileceğini” iddia etti.

MUFG’nin rakamları, Batı Avrupa devletlerini ve devletler üstü borçlanıcılarını içermiyor – ki bunlar sermaye piyasalarının Avrupa Merkez Bankası’nın tahvil alımındaki programındaki gevşemesinden en çok etkilenen alanları. Dolayısıyla, ECB bu yeni borç arzında bir toparlayıcı rolünde bulunmayacak.

PineBridge Investments’ın sabit getirili menkul kıymet ve krediler küresel başkanı Steven Oh, getirilerin – kısmen arzdaki artışa tepki olarak ve kısmen de ECB’nin alımlarındaki daralmaya bağlı olarak- önümüzdeki yıl bir şekilde yükselmesinin muhtemel olduğunu belirtti.

Bu, bazı tahvil ihraç eden firmaların finansman için banka piyasasına geri dönmesine yol açabilir, tahminini paylaştı. Ancak ‘borç verenler için mevcut çok düşük sabit getiriler göz önüne alındığında’ yatırımcı talebinin ağırlığının yarattığı baskı da eklenince getirilerin yatay kalabileceğini öngördü.

Yatırım yapılabilir kağıtları almaya ihtiyacı olan kurumsal yatırımcılardan gelen müthiş bir bastırılmış iştah var. Yeniden finansman sağlamanın bugün piyasada gördüğümüzden daha yüksek getirilerle gerçekleşmesi gerekecek ancak bu önemli bir geçiş olmayacak gibi.

Bununla karşın, Lombard Odier Investment Management’ın kıdemli yatırım stratejisti Charles St Arnaud: ‘Getiriler çekici kalacak ancak zayıf göstergeleri olan borçluların biraz daha zorluk çekmesi ve ek bedel ödemesi gerekebilir.” yorumunda bulundu.

Türkiye gibi ülkeler daha yüksek faizle borçlanacak

2018 yılı sonunda Fed ve AMB’nın piyasalara verdiği likidite de 2009 yılından bu yana ilk kez eksiye dönecek, yani bu merkez bankaları artık para basmayacak. Global kredi pazarında ise canlanan sabit sermaye yatırımlarının yarattığı talep yüzünden koşullar sıkılaşıyor, yani bankalar daha yüksek faizler talep ediyor. En son olarak, dolar kredilerinde Fed’in faiz artırımları kendini hissettirecek. Fed’in 2018 yılında da 3 kez 25 baz puan faiz artırdığı bir senaryoda, 1 yıllık LIBOR faizi en az 75 baz puan, belki 100 baz puan yükselebilir.

Türkiye halen “çok riskli” olarak algılanan, ve cari açık finansmanı dahil 210-215 milyar dolar borçlanmak zorunda olan bir ekonomi. Bankalar, firmalar ve Hazine bir yanda vadesi gelenleri yeniden borçlanacak kurumlarla rekabet edecek, öte yanda yükselen küresel faizlerle boğuşacak.

Yorumlar

Son güncelleme: 11:046 Aralık 2017
Paylaş Tweet