Aylin Seçkin

Doğal afetlerin ekonomik maliyeti

15 Kasım 2017

Antalya Finike ve Kumluca’da 13 Kasım akşamı etkili olan ve seralarda büyük zarara yol açan hortum felaketi, doğal afetler kısa vadede sigorta konusunu, uzun vadede de iklim değişikliği gerçeği ile yaşamak zorunda olduğumuzu tekrar hatırlattı.

Türkiye taze sebze meyve üretiminin yaklaşık % 30’unu karşılayan bu bölgede hasar 200 dekar seranın tamamen tahrip olduğu yönünde. Hasar tespit çalışmaları sürerken ben de kabaca bir tahminde bulunmak istedim. İnternetten araştırarak 2016 fiyatlarıyla 1000 metrekare (1 dekar) telli sera maliyetini ortalama 100 bin lira olarak buldum. 200 dekar alan için sadece kurulum maliyetleri 20-23 milyon lira civarında tutuyor. Bazı seralar sigortalıyken çoğunluğu sigortalı değilmiş ve bu ilk patlıcan, biber, domates haşatıymış. Bu durum esas sıkıntı yaratan kısım. Seraların kenarda bir birikimlerinin olmadığı gözüküyor. Borçlarını bile ödeyemeyecek çiftçinin, seracıların sorunları şehirde gıda fiyatlarının aşırı artmasıyla birlikte bir tarım krizine dönüşebilir.

Sosyal devlet sorumluluğu kapsamında sera sahiplerine bir yardım planı elbette uzatabilmeli ve bu konuda hızlı, net ve şeffaf davranmalıdır. Ancak daha önemli bir nokta da sigorta tercih değil zorunluluk olarak kabul edilmeli ve devletin daha etkin yaptırım ve denetimine tabi tutulmalıdır. Böyle afetlere karşı maliye kanalları yardım planları yapabilmeli, yardım alan sera sahiplerini ise sigortayı ön koşul olarak belirtilmelidir. Bu nokta özellikle aşağıda biraz daha örneklerle açacağım sebeplerden dolayı önemlidir.
Son Antalya tufan afeti asıl dikkat edilmesi gereken noktanın iklim değişikliği olduğunu bir kez daha göstermiştir. İklim değişikliği bir tevatür değil bilimsel bir gerçektir ve birtakım planların yapılması, politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. İklim değişikliğinden doğan afetlerin ekonomiye etkileri artık bütçede düzenli yer ayrılması gereken bir kalem olarak planlanmalıdır. Kışın kar fırtınaları, baharda hortum ve sel baskınları, yazları yangınlar artık olağan sayılmalı ve bütçe kalemlerini yapılırken bu doğal afetlerin daha şiddetleneceğini ve daha sıkça karşımıza çıkacağını göz önünde bulundurulmalıdır.
Temmuz ayında bir hafta arayla İstanbul ve çevresini vuran iki büyük fırtına ve şiddetli yağış iklim değişikliğinin yaratabileceği ekonomik tahribatın sinyallerini zaten vermişti. Temmuzda yaşanan sel, deprem ve dolu felaketinin sigortaya maliyeti 300 milyon TL’yi buldu. Dünyanın birçok bölgesinde iklim değişikliği ciddi ekonomik maliyetler getirmekte. Dünya Ekonomik Raporu’nun 2016 Küresel Risk Raporu’na göre, 2017’de dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük beş riskin dördü iklimle ilgili problemler: şiddetli hava şartları, su krizi, büyük doğal felaketler, iklim değişikliğine karşı uyum tedbirlerinin alınmaması olarak sıralanmış. Dünya Sağlık Örgütü, 2030-50 arasında, iklim değişikliğine bağlı olarak yılda 250 bin ekstra ölüm tahmininde bulunmuş. Avrupa Çevre Ajansı’nca (AÇA) tarafından Avrupa’daki geçmiş ve öngörülen iklim değişikliklerinin, ekosistemler ve toplum üzerindeki göstergeleri temel alınarak hazırlanan “Avrupa’da iklim Değişikliği, Etkileri ve Kırılganlık 2016 Raporu’na göre 1980’den bu yana meydana gelen aşırı hava olaylarının üye ülkelere maliyeti 400 milyar avroyu bulmuş durumda.

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Can Akın Çağlar’ın ifadesine göre, her 4 kişiden 3’ünün konut sigortası olmadığını, her 2 işletmeden birinin yangın sigortası bulunmadığını ve her 3 kişiden 2’sinin kasko sigortası olmadığını ifade ederek, şunları söyledi: “İklim değişikliği nedeniyle doğal afet riski artıyor. Ülkemizdeki düşük sigortalılık oranı nedeniyle vatandaşlarımızın ve kurumlarımızın ciddi hasar maliyetleri ile karşılaşma riski her geçen gün daha yüksek oluyor. Swiss Re şirketinin raporuna göre 2016 yılı için global afet sigorta maliyeti 95 milyar dolar civarı olmuş. Bu sene Amerika Birleşik Devletleri’ni vuran İrma ve Maria kasırgalarının maliyeti ise 700 milyar dolar.

2016 Mayıs’ında ayında Kanada, Alberta’daki Fort McMurray orman yangınlarının petrol kuyularına ve dolayısıyla Kanada ekonomisine maliyeti 10 milyar dolar civarı. Bu yaz da British Columbia eyaleti yangın felaketine yaşadı. Normalde yağışlı,, Karadeniz iklimine benzer bir iklimi olan o bölge tüm ortalama 37 dereceyle rekor kırarken bu sıcak ve kuraklık beraberinde aynı anda yüzlerce noktada çıkan yangınları getirdi. Bu yangınların sadece doğrudan maliyeti 90 milyon dolar oldu. Bunlar sadece doğrudan maliyetler. Bir de buna, hava kirliliği, kaybolan doğal güzellikler ve sağlık problemleri maliyetlerini de eklenerek yapılan tahminler zararın gerçek boyutunu gözler önüne sermekte.
Karbon emisyonlarına dikkat etmez ve bu konuyla ilgili önleyici politikalar geliştirilmezse Dünya Meteoroloji ve İklim Vakfı’nın tahminlerine göre (Climate Central and the World Meteorological Association) Kanada’nın soğuk bölgesi sayılan Calgary için yaz sıcaklıklarının 2100 yılında Los Angeles ile yarışır hale geleceğini öngörüyor. Kaliforniya orman yangınlarını kanıksarken Kanada için de artık benzer tahminler yürütülüyor. 49’uncu paralel ve üstünü gerçekten zor ve değişken iklim koşulları bekliyor.

Sonuç çok net ve açık: bu afetleri daha sık ve daha şiddetli görmeye devam edeceğiz. Sigorta sektörü ve ekonominin tüm aktörleri bu gerçeği bir veri kabul edip ona göre plan ve programlarını yapmaları lazım. İklim değişikliğinin yangın, sel, hortum felaketlerinin arkasındaki en önemli sebep olduğunu göz ardı etmek beraberinde ciddi maddi zarara ve can kayıplarına yol açacaktır. Bu konuyu artık ciddi bir konu olarak ele almak ve politika malzemesi yapmaktan çıkarmak gerekmektedir.

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları