Atilla Yeşilada

Serbest Piyasa Ekonomisi’ne elveda

11 Ağustos 2017

Off, çok canım sıkılıyor. Tüm yaşamımda olduğu gibi YİNE hiç benimsemediğim ya da sevmediğim fikir ve kurumları korumak  zorunda kalıyorum? Niye bu pis işleri başkası yapmıyor sanki?

Serbest piyasa ekonomisini sevmem, bireyler ve/veya toplum için en ideal ekonomik sonuçları otomatik olarak ürettiği düşüncesine ise kıçımla gülerim. Hükümeti sevmem, ama   birincil ekmek kapım olan bankalar başta büyük hiçbir şirketi sevmem. Niye serbest piyasa ekonomisi ve bankaları savunmak zorundayım, Ey Yüce Odin?

Serbest piyasa ekonomisine mecburen destek atıyoruz, çünkü Sanayi Devrimi’nin başlamasıyla birlikte, insanlık daha iyi bir ekonomik düzen icat edemedi. Biz de geçmişte devletçilik ve karma ekonomiyi denedik, ama beceremedik. Serbest piyasaya alternatifler teorik düzlemde hatalı değiller, ama insan tabiatı rekabetçi, devletler ise geri zekalı.   Elimiz mahkum serbest piyasacı olduk.

Bankalardan her pazarlama telefonu, her kredi kartı ya da hesap ekstresi geldiğinde yüksek sesle küfrediyorum.  Öte yanda, bankalar Türkiye ekonomisinin kan damarıdır, tasarrufu yatırıma, yani parayı fazlası olandan ihtiyacı olana taşırlar. Bu sistemle oynarsanız, elinizde patlar. İtalya’ya döner burası.

Bir süredir TCMB ve bankaları tacizden vazgeçen Sevgili Başkanım RTE ve çok kıymetli AKP hükümeti,  TBB Başkanı Hüseyin Aydın’ın “İlk altı ayda çok hızlı koştuk, şimdi biraz soluklanacağız ama asla durmayacağız” ifadeleri üzerine isyan etti. Yok öyle durmak filan, bankalar bu kadar kar etmesin, yeter ki şirketlere ucuz finansman sağlasın. RTE’in ekonomi başdanışmanı Cemil Ertem, sağlam bindirdi bankalara:

“Çünkü o kaynaklar [mevduat], Sayın Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi, diğer sektörlerin, hane halklarının kendilerine emanet ettiği sermayedir. İşte bu sermayeyi banka sektörü, sektörel tekel oluşturmak, diğer sektör temsilcilerini, hatta siyaseti kapısına dizmek için kullanamaz.

Yalnız Türkiye değil, buna hiçbir ülke izin vermez. “Şimdi artık hep birlikte duracağız” demek, bırakın sektörler arası rekabeti, sektör içi rekabetin en temel kuralını da çiğnemek değil de nedir?”

Ne yani bankalar, çok kar etmiyor mu? Biraz kardan fedakarlık edip de halka ucuz finansman sağlasınlar. Ne basit değil mi?  Siyasi görüşü ne olursa olsun, sokaktan çevirdiğiniz 10 kişiye bu soruyu sorun, “Evet, öyle yapsınlar” diyecektir. Ahh, işte gerçek popülizm. Çok zor konuları bir kaç cümlelik sloganlara indirgeyip, “çözüme engel olan” bir zavallıyı  günah keçisi icat etmek.

Bir kere, bizim bankalar kadar ekonomiye destek sağlayan başka bir sistem yoktur herhalde. Aşağıdaki tabloyu dikkatle inceleyin:

Banka daha ne yapsın?  Mevduatın %120’si kadar kredi vermiş ya. Kime vermiş? Toplam TL1.820 milyar kredinin TL 460 milyarı tüketiciye, TL1.361 milyarı da şirketlere gitmiş. Ne yani, şimdi de tüketiciye kredi vermesinler mi diyeceğiz? Yoksa, BDDK’nın kendi eliyle koyup her gün denetlediği sermaye yeterlilik oranı,  kredi riski rezervi, likidite rasyosu filan gibi sağlam bankacılık kriterlerini  elimizin tersiyle bir kenara itip, “basın ulan gaza, arkanızda devlet var” mı diyeceğiz?

 

Bankalar niye sanayiden fazla kar ediyor? Acaba bankalar mı tekelci, yoksa sanayici mi özsermayesini kullanmayıp aptalca finansman yöntemleri uyguluyor? Aynı sorun her alanda karşımıza çıkar. AVM’ler küçük esnafı öldürüyor, öyleyse kapatalım mı? İthal tarım ürünleri de çiftçiyi gebertiyor, niye müsaade ettiniz?

 

Bankalar çok mu para kazanıyor?  Yo, sermaye karlılığı %15 filan. Enflasyon %10 zaten, daha ne kadar AZ kazanmasını isterdiniz, Beyler? Banka karlılığı %10’a düşse, acaba Ziraat gibi güzide bir kamu kuruluşu dahi gidip dışardan kredi veya sermaye bulabilir mi?

 

Eğer Hüseyin Aydın’ı beğenmiyorsanız, niye Ziraat’in  başına koydunuz?  Niye TBB Başkanı seçtirdiniz? Bakın, bu eleştirilerin hiç birinin anlamı ya da doğruluğu yoktur. Mesele şudur, AKP’nin seçim kazanmak için hızlı büyümeye ihtiyacı var.

 

Bunun da tek yolu kaldı. Bankalara sopa gösterip ucuz kredi verdirtmek. Bu yüzden de ekonomik, ahlak ve ihtiyati kurallar ayaklar altına alınarak, her türlü baskı yapılacak. Bankalar da razı olacak sonunda, bu ülkede RTE’nin “yanınıza kalmaz” demesiyle hayatlar kararıyor, banka mi direnecek Ankara’dan gelen direktife?   Zaten burnuna kadar borçlu vatandaş ve “kar edemeyen” firmalara gırtlaktan aşağı ucuz kredi damlatılarak büyüme 1-2 çeyrek daha canlı sürdürülecek.  Sonra kredilerin vadesi gelecek.  Aaaa! Bir bakmışız geri ödeyen yok, bankaların takipteki alacakları dağ boyu, sermaye bizim Sarman’ın sırtında.  Kan damarları tıkandı, oyun bitti.

 

İşte serbest piyasa ekonomisi bu tür iş bilmeyen, ekonomiyi sadece iktidarını sürdürmek için bir araç olarak gören  hükümetler yüzünden hala hayatta. Çünkü, devlet eliyle ekonomi yönetmek serbest piyasaya nazaran çok daha kötü sonuçlar veriyor.

 

AKP’nin müdahale etmediği sektör yok ki? T. Telekom yakında yine Hazine’ye geçecek. Turkcell zaten ortaklar arası kavgadan fiilen kamu yönetiminde. Enerjide fiyatı belirleyen kamu, özel sektör geberiyor, ama elektrik ve doğal gaza zam yapmak seçim kaybettireceği için bırakın sürünsünler. Şimdiki enerji şirketleri batarsa, mallarını ellerinden alıp başka yabancılara ucuz fiyattan kakalarız.

Kasko sigortasında fiyatı koyan devlet, sivil havacılıkta özel şirketlerin nereye, ne zaman uçacağına karar vererek, THY’yi kayıran devlet. Karşılıksız çeki teşvik eden devlet,  hatta artık taksilere kamera koyarak dertlerimizi dökebileceğimiz son mekanı da Big Brother  denetimine alan devlet. Uber yaşadı.  Tüm ihaleler AKP yandaşlarına, tarımda yeniden devlet güdümü başlıyor. Daha ne kadar örnek vereyim, Dostlarım?

Son 3 yılda ekonominin her alanında AKP’nin gittikçe artan, hiç bir mantığı olmayan, tek amacı günü kurtarıp oy almak olan müdahalelerini gördük. Sonuçta özel sektör dinamizmini yitirdi. Devlet kapısında emir bekleyip, ulufeden payını alan bir yapıya dönüşüyor yavaştan.

Tüh bize be, Orta Doğu, Balkanlar ve Kafkasların en canlı, en girişimci, en parlak geleceği olan özel sektörünü de iğdiş edip, kapıkulu yaptık.  Bu ülkede tarih AKP’yi Türkiye’yi global ekonomik düzene entegre ettiği için hayırla yadedecek. Ama tüm  kazanımlarımızı seçim kazanmak uğruna kendi eliyle çöpe atan bu partiyi de affetmeyecek.

 

FÖŞ’ün çığır açan ekonomi  şaheseri “Muhalif Bir Ekonomistin Güncesi” kitapçılarda, ya da şuradan ısmarlayın:

 

http://scalakitapci.com/kitaplar/ekonomi/ekonomi-diger/muhalif-bir-ekonomistin-guncesi.html

 

Scala Kitapevi’nin adresini veriyorum, çünkü resmi dağıtımcıdır,  yoksa nerden isterseniz ordan ısmarlayın.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları