Çetin Ali Dönmez

Phishing for Phools

11 Eylül 2017

“Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti” diyeceğim bir kitap değil ama iyi bir kitap. Bir günde de okuyup bitiremedim bu arada, biraz daha fazla sürdü okumam.  Kitap, George Akerlof ve Robert Shiller gibi iki güçlü isim tarafından yazılmış, 2015 yılında. Bugüne kadar dikkatimi çekmemiş olmasına ve okumadığıma üzüldüm açıkçası. Çok güzel bir liberal piyasa eleştirisi ve çarpıcı örneklerle de desteklenmiş son derece akıcı ve anlaşılabilir bir kitap, halen okumadıysanız tavsiye ederim. Bir akademisyen olarak öğrencilerimize de okumalarını tavsiye etmeyi planladığım kitaplardan olacak. Özetle, yalnız başına bırakılan, müdahale edilmeyen, düzenleyici otoriteler tarafından denetlenmeyen piyasaların kendi dengesini bulacağı ve serbest piyasanın tüm tüketicilere faydası olacağı iddiasını çürüten bir kitap bu. Ben de daha önce bu konuya değinmiştim hatırlarsanız, devletin varlığının temel sebeplerinden biridir, denetim düzenleme yapmak ve gerektiğinde müdahale etmek diye yazmıştım.

Kitapta insan denen varlığın her zaman aklıyla ve rasyonel bir şekilde karar veremediği neredeyse hepimizin omuzlarında adeta bir maymun varmışcasına bazen saçma sapan kararlar verebildiğimiz, örneklere anlatılıyor. Sağlığına, maddi durumuna olumsuz etki edeceğini bile bile insanoğlu çoğu zaman başkaları tarafından atılan oltalara aldanıp kapitalist düzende av oluveriyor, avcılar da yine kendisi gibi insan ama daha uyanık, manipülasyonu, yönlendirmeyi bilen diğer insanlar.

Kitapta çok güzel örnekler var, bir zamanlar sigara ve tütün şirketlerinin tüketimi arttırmak için nasıl pazarlama kampanyaları düzenlediği, daha sonra da sigara içmenin zararlı olduğu yönündeki araştırmalara karşı alternatif ve büyük ölçüde manipulatif araştırmaları nasıl finanse ettikleri ve sebep oldukları ölümlerden bahsediliyor. Belki bazılarınız hoşlanmayacaktır ama yazarlar alkolü de aynı kefeye koyuyorlar, alkolün  neredeyse “crack” adı verilen uyuşturucu kadar bağımlılık yapabilecek tehlikeli bir ürün olduğunu iddia ediyorlar, uzun dönemli zararlarını gözler önüne seren araştırmalardan bahsediyorlar. Alkolün bunca zararına karşın hala başta sinema ve televizyon olmak üzere medya aracılığı ile sanki hiç tehlikesi olmayan normal bir şeymiş gibi pazarlanmasına tüketiminin teşvik edilmesine şiddetle karşı çıkıyor Akerlof ve Shiller.

Kitapta ilaç endüstrisi de eleştirilerden nasibini alıyor. İlaç firmalarının satışları arttırmak, yeni çıkan ilaçları pazarlamak amacıyla ne tür pazarlama taktiklerine başvurdukları, yeni çıkan ilaçların yan etkileri konusundaki araştırmalardan çıkan olumsuz sonuçları perdelemek ya da tevil etmek için ne tür çabalara giriştiklerini örneklerle anlatıyorlar,çekinmeden ilaç ismi ve ilaç firması ismi bile zikrediyorlar.

Amerika Birleşik Devletleri’nde emeklilik sisteminin özelleştirilmesi konusundaki düzenlemelerin yanlışlığı, sağlık sisteminde emeklilere sunulan kolaylıkların maliyet düşürmek amacıyla kaldırılması konularında da çok cesur eleştiriler var kitapta. Liberal piyasa ekonomisinin faydalarına inanan ancak sistemin tamamen para odaklı ve insanı umursamayan uygulamalarına karşı çıkan benim gibi adamlar için okuması çok zevkli bir kitap bu.

Bir zamanlar Borsa’da çalışırken yanlış olduğunu düşündüğümüz ve mücadele ettiğimiz “kamuda eşit işe eşit ücret uygulamasına “ karşı da güzel bir örneğe rastladım. Bizler çalıştığımız dönemlerde Borsa ve Sermaye Piyasası Kurulu gibi etkili görevlerde çalışanların kamudaki diğer çalışanlar ile aynı kefeye konulmaması, maddi imkanlarına dokunulmaması yönündeki çabalarımız olmuştu. Kitapta Madoff örneği verilmiş, sonu hapisle sonuçlanan bir Ponzi oyunun mimarı olan Madoff aslında daha önceden Amerikan Sermaye Piyasası Kurulu’na şikayet edilmiş fakat bu işe bakan uzmanlar klasik ve normal düzeyde bilgi sahibi olduklarından durumu anlayamamışlar ve Madoff soruşturmadan tabir yerindeyse sıyrılmış ve en sonunda piyasaya epey zarar verdikten sonra sonu hapisle biten bir süreçte yakayı ele vermiş. Shiller ve Akerlof özetle diyorlar ki; düzenleyici otoritelerde çalışanlara iyi maaş verin, bütçelerini yersiz bir takım argümanlarla kısmayın buralara kaliteli adamlar gelsin ki sonu daha ağır zararlarla bitebilecek girişimleri önceden fark edebilin. Sakalımız yok dinletemedik zamanında, gerçi bu iki yazarın da sakalı yok muhtemelen onu da dinlemez bizimkiler.

Akerlof ve Shiller’in eleştirilerinden kredi kartları endüstrisi de nasibini alıyor. Kredi kartı kullanımının nakit kullanımına göre gereksiz alışverişi nasıl teşvik ettiği, adeta bir alışveriş hapı haline nasıl geldiği konuya ilişkin araştırmalar referans gösterilerek çok çarpıcı bir şekilde anlatılıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde 2012 yılında kredi kartı şirketlerinin kazandığı paranın toplamının 150 milyar dolar civarında olduğu, bu tutarın Amerika’daki toplam gıda harcamalarının neredeyse % 20’sine yaklaştığı belirtilerek tüketicinin nasıl manipüle edildiği ortaya konuluyor.

Ekonomik örnekler dışında siyasete ilişkin de örnekler de verilmiş kitapta. Siyasetçilerimize ya da siyasete hevesli arkadaşlara da okumalarını tavsiye ediyorum son derece çarpıcı, ufuk açıcı örnekler var. Uzun zamandır yazmıyordum kusurumuza bakmayın, umarım daha kısa aralıklarla yazmayı başarırım, sağlıcakla kalın.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları