Aylin Seçkin

Paylaşım “Gig” ekonomileri moda mı kalıcı mı?

24 Ağustos 2017

Sürekli artan bilgi işlemci gücü, big data, internet, yapay zeka ve online platformlar iş yapma biçimlerini ve iş piyasasını hızla değiştirmeye devam ediyor. Beraberinde gelen en büyük tartışma ise artan iş süreci belirsizlikleri, gelir dağılımında eşitsizliğin artması ve daha fazla teknolojik işsiz ile nasıl baş edileceği soruları. Bu yazının konusu ise iş ortamının ne şekilde değişime uğrayacağına dair tespit ve önerileri kapsıyor.

McKinsey Global Enstitüsü’nün Ocak 2017’de yayınlanan son raporuna göre tamamen otomasyona uğrayacak işler 800 adet tanımlı iş kolunun sadece % 5’ini oluşturuyor. Görünen o ki bütün işleri robotlara teslim etmeyeceğiz ancak robotlarla birlikte iş göreceğimiz kesin. Nasıl ki bilgisayarlar son 25 yıldır iş ortamının önemli bir parçası oldularsa robotlar iş bölümü de benzer şekilde olacak. Daha hızlı yaşlanan ülkelerde yüksek maaşlar otomasyona geçişi hızlandırırken, iş gücünün bol ve ucuz olduğu ülkeler bu konuda daha yavaş hareket etme lüksüne sahipler. 20. yüzyılda tarımdan sanayiye bir anda geçilmediği gibi otomasyon ve yapay zeka uygulamaları da zamana yayılacak. Bununla birlikte şu an tahmin edemediğimiz birçok yeni iş kolu açılacak. Türkiye tarımı 2,9 milyon işgücüyle %  61 otomasyon potansiyeline sahipken, 12 milyon çalışanı olan imalat sanayinde otomasyon % 50 civarında olması tahmin ediliyor.

Yapay zeka uygulamaları ve otomasyonun üretim verimliliğini arttıracağı çokça konuşulurken rutin özellikle fiziksel aktivitelerde çalışanları bekleyen yoğun iş kaybı madalyonun öbür yüzünü oluşturmakta. McKinsey Global Enstitüsü’nün raporu, otomasyonun bir yandan hata payını azaltıp, kalite ve üretim hızını arttırırken, insan kapasitesinin üstünde işleri yapabilen robotlar verimlilikte ortalama yıllık yüzde 0,8-1,4 arasında bir artışa sebep olacağını tahmin ediyor. Ancak bu verimlilik artışı ancak insanlar ve robotlar birlikte çalışabilirse gerçekleşebilecek. Söz konusu rapora göre 2016 yılında 15 trilyon dolar değerindeki global iş gücü maliyetlerinin yarısının 2055 yılına kadar (daha hızlı gelişmeler olduğu takdirde 2035, daha yavaş ilerlemesi halinde 2075 yılına kadar) otomasyona bir şekilde maruz kalacağını göstermekte. Bu işlerin içinde tekrarlanan, rutin fiziksel aktivite ortamları, veri toplama, girişi ve işlenmesi aktiviteleri en başta gelmekte. Teknoloji maliyetleri, hali hazırdaki teknik altyapı, sosyal ve hukuksal altyapı ve kabul bu değişimin hızına yön verecek en önemli faktörler.

Yeni teknolojilerin standart dışı problemlere farklı yeteneklerle çözüm bulacak yeni iş alanları açacağını da tahmin etmek gerek. Daha fazla esnek iş zamanı daha az güvenlik şemsiyesiyle birlikte hızla gelişmekte. Bu şekilde günlük, anlık, kısa süreli hizmet talepleri ve onları yerine getirmek isteyen kişileri, müşteri notlama sistemiyle sıralayan platformlar günlük yaşantının bir parçası olmuş durumda. Bu gelişimin arkasındaki en büyük güç ise sayıları yirmiye geçen yıllık 1 milyar dolar ve üstü cirosu olan platform şirketleri. Paylaşım ekonomisi şeklinde nitelenen bu firmaların önde gelenleri AirBnB, Uber, Lyft, Blabla Car, Nubelo, Amazon Mechanical Turk, Task Rabbit, YoupiJob, Frizbiz sayılabilir. İş gücü, mal ve hizmet talep ve arz dengelerinin daha hızlı ve daha iyi eşleşmesinde bu platformların rolü yadsınamaz. Zira, bilgi akışını iyileştiren kullanıcı ve müşteri yorumları piyasanın daha hızlı dengeye gelmesine yardımcı oluyor. Esnek, freelance işler düzenli geliri olanlara bile ek gelir sağlarken, birçok kişinin hayatını bu düzende sürdürebilmesi için bir fırsat sunuyor. Bu hareket özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Birleşik Krallık’ta dikkat çekici bir şekilde gelişmekte.

Paylaşım ekonomileri dünya ekonomisinde şimdilik küçük bir yer kaplamakta ama büyüyeceği kesin. ABD ve İngiltere’de iş piyasası yarı zamanlı, çeşitli işlerle çalışan eğitimli ve oldukça iyi eğitimli özellikle gençleri bir şekilde çekiyor. 2016’da yayınlanan PEW anketine göre % 5 Amerikalı son bir yıl içinde iş platformlarından gelir sağladığını belirtmiş. Henüz Türkiye için bu tarz anket çalışmaları yok ancak Uber ve Airbnb dışında lokal platformlar da hızla gelişmekte: bitaksi,  freecycle, GiysiTakasi, EsyaKutuphanesi, driveYoyo, UcuzaGidelim, OrtakAraba bunlardan sadece bazıları. Uber ve Deliveroo, Birleşik Krallığın en büyük iki hizmet platformu. Uber ile sadece Birleşik Krallık’ta 40 bin şoför anlaşmalı. Amerika’da bu ekonomi son 10 yılda % 66 büyüdü. 2020’ye gelindiğinde işgücünün yarısının bu piyasalarla bir şekilde bağlantılı çalışıyor olacağı tahmin ediliyor. Ancak, ABD için 2016 yılında yapılan Ernst & Young anket sonuçları trend konusunda bir fikir sahibi olmamıza yardımcı oluyor. Firmanın, Contingent Workforce adlı çalışmasında 2016 yılında Amerika’da 100 milyon doların üstünde cirosu olan ve binin üzerinde çalışanı olan 202 şirket ve bağımsız çalışan 1,008 kişi ile yaptığı anketin sonuçları oldukça ilginç. Sonuçlar, alternatif iş piyasalarının son on yılda % 66 oranında arttığı sonucunu elde ederken,  Autor ve Dorn (AER, 2013) makalesinin sonuçlarıyla da paralellik gösteriyor. Birleşik Krallık’ta da bu tarz işte çalışanlarda son on yılda % 28’lik bir artış olmuş. EY ayrıca 2020 yılına gelindiğinde her 5 Amerikalı çalışandan birinin, yani yaklaşık 31 milyon kişinin bu platformlarda çalışıyor olacağı sonucuna varmış. 2016 yılı için çalışmaya konu olan şirketler ortalama % 17 oranında yarı zamanlı eleman çalıştırdıklarını, bunun en önemli sebepleri arasında maliyet tasarrufu olduğunu belirtmiş. İş gücü verileri henüz bu sektörde çalışanların sayıları ve elde ettikleri gelir hakkında net bir bilgi sahibi olmamız için yeterli değil.  Birleşik Krallık’ta ise bağımsız çalışanlar 2006-2016 yılları arasında % 28 artarak 4,8 milyona ulaşmış. Benzer trend Hollanda, Belçika, Fransa ve Avustralya’da da hızla gelişmekte.

Gittikçe artan yetenek keşfetme hırsı, ucuza, kaliteli emeğe en hızlı bir şekilde ulaşabilme arzusu bu platformları küresel ölçekte büyütürken, birçok çalışanı, müşteriyi, hizmet talep edenleri birleştiriyor. İnsan bulutu diye de tabir edilen bu iş platformları gittikçe daha genç, yetenekli,  start-up mantığında iyi eğitimli gençler arasında da hızla yayılmakta. Çalışanlar bir yandan yeteneklerini sürekli geliştirerek müşteri memnuniyetini sağlayıp iyi referanslar toplayabilmek ve daha geniş kitlelere ulaşabilmek için yarışıyorlar.

Paylaşım ekonomileri konusundaki en önemli zorluk çalışma şartlarının standardizasyonu, sosyal koruma, yan hak ve ücretler ve vergi konularının her ülke istemine uygun olacak şekilde nasıl geliştirileceği meselesi. Bu yeni trendin umut vaat edebilmesi için ülke içinde hatta ülkeler arası taşınabilir sosyal güvenlik şemsiyesi ve diğer kamu ve özel sektör sigorta uygulamalarının geliştirilmesi şart gözüküyor. Bu konuda devlet istatistik kurumlarına da büyük iş düşüyor. Çünkü daha iyi ve yarı zamanlı ve bağımsız çalışanlarla ilgili daha sağlıklı veri toplanması bu konuda geliştirilecek sosyal politikaların başarılı olması için çok önemli.

Ayrıca, bu platformlarda talep edilen ve sunulan işler uzun vadeli ve sürekli gelir garantisi sunmadığından ipotek gibi finansal araçlardan çalışanların yararlanabilmesi imkansız. Çalışanların gelirlerinin kaynağının birden fazla işveren kaynaklı olması, klasik çalışan ve işveren tanımlarına uymayan çerçeve, toplu sözleşme, işsizlik sigortası, sağlık ve kaza sigortası gibi temel sosyal şemsiyelerden ve güvenlik sistemlerinden yararlanamayan geniş bir çalışan kitlesi söz konusu. Bu sebeple, iş gücü mevzuatının her ülkede gözden geçirilmesi ve hatta birbirleriyle uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca sosyal hak, sağlık ve emeklilik sistemlerinin taşınabilir özellik taşıması dahi düşünülmelidir.

Birçok ülke mevzuat konusunda adımlar atmaya başlamış durumda. İtalya Paylaşım Ekonomisi Kanunu üzerinde çalışıyor. Amaç dijital platformları regüle ederek rekabeti gözlemlemek, vergi kaçağını önlemek, tüketici ve çalışanları koruma altına almak. İngiltere’de bu ekonomi 5 milyon kişiyi kapsıyor. 2020-21yılları için 3,5 milyar pound vergi kaybı öngören İngiliz hükümeti konuyla ilgili belli başlı firmaları kanun çerçevesinde çalışanlarını koruma şemsiyesi altına almalarını teşvik etmeye çalışıyor. Amerika’da, Avrupa Birliği’nde konuyla ilgili benzer talepler ve çözüm önerileri en üst düzeyde tartışılıyor.

Bu platformlarla ilgili bir başka sakınca da zaten yüksek ve çok düşük ücretli çalışanlar arasında son derece ayrışmış işgücü piyasalarını ve ücretleri daha da kutuplaştıracak olmaları. Yüksek teknoloji eğitimli bir grup yüksek ücretli işlere doğru kayarken, otomasyon ve teknolojik gelişme eğitim seviyesi düşük kitleleri gittikçe daha fazla iş güvencesi olmayan günlük işlere yöneltirken gelir uçurumunun belki daha da artmasına sebep olabilecektir. Ancak, burada önemli olan günlük yaşamı sürdürebilecek gelir fırsatlarının yine de sağlanıyor olmasıdır. Devletin gelir transferi ya da benzer yardımları bu gruplara orta vadede destek olabilir. Bu noktada, temel üniversel gelir en azından bazı gruplar için düşünülecek bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır.

Aslında oyunun kuralları değişiyor. Yakın gelecekteki nesillerin eğitim istemi, iş tanımı, kariyer planları, çalışma biçimleri değişecek. Meslek tanımları, bir işte yıllarca çalışıp emekli olmak yerine, günlük iş fikri ön plana çıkacağından eğitim de aslında yaşam boyu olacak şekilde yeniden tasarlanmalı. Eğitim doğuştan mantık yürütme, problem çözme, sosyal ve duygusal yetenekler, yaratıcılık, merak, öğretme ve liderlik gibi kişisel yeteneklerin geliştirilmesi odaklı yeniden ve okulöncesini de kapsayacak şekilde yeniden tasarlanmalıdır. Ayrıca kodlamanın her seviyede eğitime girmesi de kısa ve orta vade eğitim reformu içinde yer almalı.

Bu dijital evrimin ışığında devlet politikaları, işgücü piyasasını güçlendiren, bürokratik engelleri azaltan,  inovasyonu teşvik eden bir anlayışla yeniden tasarlanmalıdır. İş piyasasında yaygın ve esnek, taşınabilir sosyal güvenlik sistemleri, vergi mevzuatında ise paylaşım platformlarının vergilendirilmesi ve rekabetin korunabilmesiyle ilgili, teknolojik değişimlere uyumlu gereken mevzuatların bir an evvel geliştirilmesi gerekmektedir. Bütün bunlar sağlanabilirse, bu platformlar belki de gelir adaletsizliği ve düşük gelir tuzağından geniş kitleleri koruyacak ve daha kapsamlı alternatif yaşam boyu çalışma mekanizmaları haline gelebileceklerdir.

Kaynakça:

Autor D. ve D. Dorn, (2013) “The Growth of Low-Skill Service Jobs and the Polarization of the US Labor Market” AER, 103(5), 1553-1597.

OECD (2016), “Automation and Independent Work in a Digital Economy”, Policy Brief on The Future of Work, OECD Publishing, Paris.

Ernst and Young, Is the gig economy a fleeting fad, or an enduring legacy?, July 2016 https://gigeconomy.ey.com/Documents/Gig%20Economy%20Report.pdf

McKinsey Global Institute, (2017), A Future That Works: Automation, Employment and Productivity

file:///C:/Users/aylin.seckin/Downloads/MGI-A-future-that-works-Executive-summary%20(1).pdf

PEW Research Center, (Eylül 2016), Gig Work, Online Selling and Home Sharing file:///C:/Users/aylin.seckin/Downloads/PI_2016.11.17_Gig-Workers_FINAL.pdf

 

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları