Baki Atılal

İnanan’ın kazandığı süreç

10 Mart 2017

BIST-100 endeksinde 75,656 seviyesinden başlayan yükseliş hareketi 91,500 direncine kadar devam edip buradan satışlarla karşılaşınca , hemen bu hareket nedensiz 83,000’e 80,000’e kadar gerileme olması lazımcılar ortalıklara çıkmaya başladı.

Hadi hep beraber çıkışın bence nedenlerine bakalım, katılıp katılmamanız sizin kaybınız ya da kazanışınızı belirlemiş olacak.

Türkiye’de GSYH yılın üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre %1,8 oranında küçülmüş ve bundan önceki 27 çeyrekte büyüme kaydeden ekonomimiz ilk defa daralmıştı. Yılın ilk dokuz ayı itibarıyla ise Türkiye ekonomisi yıllık bazda %2,2 oranında büyüme kaydetmişti.

2017 başında Ekonominin yavaşladığı bir ortamda enflasyondaki yükselişe karşın TCMB’nin faiz artıramayacağına inanan yatırımcılar kur-enflasyon-büyüme sarmalı korkusuyla Türkiye varlıklarında satışa geçmişti.

Bu ara da Fitch’in not indirimi için neredeyse her Cuma geldi geliyor stresi de yaşıyorduk. Bankacılık sektöründeki temel endişe kaynağı aktif kalitesinde bozulma görülme beklentisiydi. Ohal’de uzatılmıştı.

Bu olumsuzluklar sonucunda

a) BIST-100 endeksi , 2016’dan sonra 2017’nın ilk ayında da MSCI GOÜ’lere göre negatif ayrışırken endeks 75,656 seviyelerine geliyor,

b) 12 ay ileriye dönük F/K bazında iskontomuz %41’lere yükseliyor,

c) yabancı takas oranı %63,03 seviyesinde ,

d) Türkiye CDS’leri yılbaşına göre %5 primli benzer ülkeler ise %5 iskontolu işlem görürken,

e) MSCI endeksinde benzer görüntü ile karşılaşıyoruz biz %7 iskontolu işlem görürken MSCI endeksi %1,7 primli,

f) MSCI endeksine ülke bazlı baktığımızda hepsi primli sadece biz %7 iskontoluyuz,

g) dolar endeksi 101,43 iken usd/try 3,90 seviyesinde,

h) Tahvil tarafına bakarsak gösterge tahvil %11,55 ve 10 yıllık tahvil ise %11,94’den işlem görüyor.

Neredeyse tüm olumsuzlukları fiyatların içine yılın ilk 15 gününde koymuşuz. Bekliyoruz.

Ve yükseliş hani faiz artıramaz denilen TCMB’nin sıkılaştırma hamleleriyle (repo ihalesi açmaması ile) beraber başlıyor, dolar swap ihaleleri, faiz koridoru üst bandı ve GLP faizini artırımıyla devam ediyor, BDDK adımları ile bankalar üstündeki baskıların alınması amaçlanıyor, hükümetin teşvikler ve vergi ertelemeleri ekonomin canlanması ile sürüyor, Enflasyon beklentisi revize edilip %6,5’dan %8’e yükseltiliyor, TCMB faiz artırımı yayıp ortalama fonlama maliyetini %10’ün üzerine çekiyor, kısa sürer beklentisinde olanları yanıltan bu hamle devamlılık kazanıyor. İlk madde gündemden düşüyor. 10 Mart itibariyle baktığımızda 2 yıllık ve 10 yıllık ABD tahvil faizlerindeki artış sırasıyla %18 ve %11,7 iken, bizim BİST repo’daki faiz artışı %38,5 ve ortalama fonlama maliyetindeki artış 254 baz puan.

Fitch’in not indirimi etkili olmuyor çünkü beklenen fiyatlanmış bir adım. İkinci madde de gündemden düşüyor.

Bankaların aktif kalitesinde ise Kredi Garanti Fonu kapsamının genişletilmesi ve yeniden yapılandırma imkanlarının artırılması bankaların hem karlılık hem de sermaye yeterlilik göstergelerini olumlu etkileyecek gelişmeler oldu.

Bankaların özkaynak karlılığında iyileşme patikasına girdiğini, bu olumlu gelişmenin bankacılık sektörü hisselerinin piyasa değerlerine de yansıdı. BDDK verileri bankaların Ocak ayı net karının Aralık ayına ve önceki yılın Ocak ayına göre yaklaşık %50 artış göstererek 3,7 milyar TL düzeyinde gerçekleştiğini ortaya koydu. Bankacılık sektörünün ortalama özsermaye ve aktif karlılığı Ocak ayında artan karlılığa bağlı olarak %14,5 ve %1,6’ya yükseldi. Sektörün net faiz marjının %4,1 ile önceki ay düzeyinde kaldı.

Şubat ayında TÜFE endeksliler hesaplamada kullanılacak yüksek enflasyon nedeniyle karlığının yine olumlu etkilenmiş olduğunu göreceğiz. Kur ve faizlerdeki volatilitenin azalmasının da hem karlılığa hem de sermaye yeterlilik rasyolarına olumlu katkı yapacak. Dolayısıyla bankacılık sektörü olan ilginin devam etmesi sürpriz olmayacak. Üçüncü madde de gündemden düşüyor.

Bu olumlu gelişmeleri göz önüne alan ve 2016 yılında ve 2017’nin ik ayında MSCI GOÜ’lerin olumlu performansına negatif iştirak eden BIST-100 endeksi 12 ay ileriye dönük F/K bazındaki %40’lı seviyelere ulaşan iskontosunu %31’lere kadar çekmiştir.

Bu sabah itibariyle MSCI endeksine itibariyle bakıyoruz biz %11,83 primli işlem görürken, MSCI endeksleri %5 primli işlem görüyor.

MSCI endeksine ülke bazında baktığımızda en iyi performans gösteren 4’üncü ülkeyiz.

Yabancı yatırımcılar da bu beklentilere tarafsız kalmamışlardır. 2017 Ocak-Şubat döneminde 970 milyon dolarlık net alım gerçekleştirmişlerdir ki 2016 yılının tamamında 613 mn usd alım yapmışlardı. 11 Ocak 2017 itibariyle %63,03 seviyesinde olan yabancı takas saklama oranında %64,76 seviyesine çıktığını gördük. Bu dönemde gelişen ülkelere fon akımında da faydalanıyoruz. IIF verilerine göre Rusya ve Brezilya’dan sonraki en yüksek giriş Türkiye’de.

İşte size yükselişin nedenleri hala bunlar geçerli nedenler değil diyorsanız, shortta kalmışsınız demektir.

ABD’den güçlü veriler ve en son Yellen’in açıklaması ile birlikte %98 seviyesine çıkan Mart ayında faiz artışı beklentisinin kesinliğine bugün gelen verilerle bir kez daha onay verdik. İstihdam artışı 235 bin ile çok güçlü. Ücret artışı yerinde Mart artış banko, bana göre bu yıl 4 faiz artışı da hiç uzak değil.

Peki bizim Merkez 16’sında ne yapar? Gelişmelere bakalım çıkarım yapalım. Fed faiz artışı 4 olur mu?nun konuşulmaya başlaması ile birlikte 3,55’lik usd/try 3,5561’den 3,7861’e kadar çıkıyor. Merkez önce izlemede likidite yine sıkı ama kur artmaya devam ediyor. Kurdaki bu hızlı çıkıştan rahatsız olan TCMB’de aynen Ocak ayındaki gibi likiditeyi sıkılaştırmaya başlıyor. Önce gün içi işlem limitleriyle bankalar arası para piyasası borçlanma limitlerini ayrıştırdı, sonra fonlama miktarını yarı yarıya indirdi ardından %9,25’lik fonlamayı bugün yapmadı. Dün %10,71’e çıkan ortalama fonlama maliyeti bugün %10,82 çıkarken (yılbaşından buyana faiz artışı 254 baz puan oldu) pazartesi günü içinse %11 seviyesine çıkılması neredeyse banko.

Doların ve ABD tahvil faizlerinin FED’den dolayı güçlü kalması hem euro/usd paritesinde hem de EMEA (Orta doğu ve Afrika) para birimlerinin zayıflamasının devamına imkan tanıyor. FED’den faiz artırımı geldiği takdirde, ertesi gün toplanan PPK’unun %11 seviyesinde olan Geç Likidite penceresinde 100 baz puanlık artırımla %12’ye yükseltmesi şaşırtıcı olmayacak. Çünkü %10,13 seviyesine ulaşan enflasyona karşın %11’lik GLP , Merkeze rahat hareket alanı bırakmamaktadır.

Euro/usd’ de değinmeden olmaz. ECB beklenildiği gibi enflasyon ve ekonomik büyümenin beklenenden hızlı toparlanmasına rağmen faizlerde de tahvil alım programı ve miktarında herhangi bir değişiklik yapmadı. Banka, şu anda politika faizi olarak kullandığı borçlanma faizini % -0,4 düzeyinde bırakırken, kredi maliyetlerini belirleyen faizi de sıfır seviyesinde tutmaya devam etti.

Ama gitti; 2017 için Euro Bölgesi büyüme tahmini %1,7’den % 1,8’e ve enflasyon tahmini de %1,5’den %1,6’ya çekti. 2018 içinde büyümeyi %1,6’dan %1,7 ve enflasyonu da %1,5 ‘den %1,6’ya çıkardı. Peki parite buna nasıl cevap verdi. Önce bir sallandı ardından Euro bölgesi’nin görünümüne ilişkin yukarı yönlü değerlendirmelere tepki vermeye başladı , Lepen’in anketlerden geri düşmesi de hoşuna gitti. Zaten future piyasalara bakıldığında Mayıs ve Haziran ayları için ECB’nin mevcut -40 baz puan olan gösterge faiz oranını -20 baz puana yükseltmesi ama aylık 80 milyar Euro (Nisan ayından itibaren aylık 60 milyar Euro) tahvil alım programında ise değişiklik bekleniyordu ve 1,0530 güçlü desteğinde önce %23,6 fibonacci düzelteme seviyesi 1,0570’i kırdı ardından 200 günlük üssel hareketli ortalaması 1,06’yı geçti ve 1,0650 direncini de geçti (an itibariyle 1,0666). 30 Ocak haftasında 1,620 den başlayan hareket 1,0829 da son bulmuştu ama bu sefer 1,06 üzerinde kaldıkça hedef 1,0720.

En sona BIST-100’ü sakladım; TL bazlı teknik olarak baktığımızda 88,700 üzerinde kalmamız endeksin 93,400 seviyesini test edebileceğimizi göstermektedir. Dolar bazlı baktığımızda ise hedef seviyemiz 25,154 usd seviyesine denk gelmektedir.

Bu seviyelerin görülmesi dolar endeksindeki zayıflığın devamı ve TCMB’nin atacağı adımlarla geçilebilir. (2013’deki 93,398 seviyesi 50,594 usd’a denk gelirken, mevcut 3,6857 usd/tl ye göre 100,000 seviyesinin 27,131 usd olduğunu da hatırlatmak isterim.)

Geri çekilmelerde 89,500 destek 88,700 stop-loss, 88,700’ün kırılması halinde ise 86,900 ve 86,000 seviyelerine kadar aşağı salınım olabilir.

AMA 13-17 mart haftasına bakıyoruz, off offf. Trump politikalarının nasıl şekillenebileceğini göreceğimiz 13 Mart ABD bütçesi, 15 mart FED’in %98 seviyesine ulaşmış olan faiz artış beklentisine vereceği cevap ve yine 15 Martta Hollanda daki seçimler ve sonuçları, risk iştahında azalmaya neden olabilecek sonuçlar doğurabilir. Özellikle Hollanda seçimleri Euro/usd paritesinde ve yaklaşmakta olan Fransa seçimleri için olumsuzluk içerirse risk iştahının azalacağı kaçınılmaz bir sonuç olacaktır

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları