Cüneyt Akman

Enflasyon: Bir tavuk ve yumurta meselesi!

6 Mayıs 2017

Ekonomide pek çok sorun, birbirinin hem sebebi hem de sonucudur. Her ne kadar asıl sebebin hangisi olduğunu bulmak için kimi teorik ya da istatistik metotlar geliştirilmiş olsa da genellikle kesin ispatın olmayışı işi yine biraz tercihe bırakır. Mesela bakınız şu meşhur “faiz enflasyonun sebebi midir, sonucu mudur” tartışmasına… Cumhurbaşkanı Erdoğan faizin asıl sebeb, enflasyonun da sonuç olduğundan emin. İktisat bilimi ise neredeyse hemen bütün ekolleriyle birlikte tersini düşünüyor: Enflasyon sebep, faiz sonuç. Yani Cumhurbaşkanının dediğinin tersine, önce faizler arttığı için sonra enflasyon artmıyor; enflasyon arttığı için (reel faizler artmasa bile) nominal faizler artmak zorunda kalıyor. Ayrıca genellikle gelecekle ilgili beklentiler de bozulduğundan çoğu kere reel faizler de artabiliyor.

Fakat ister (ilk) sebep faiz, isterse enflasyon olsun, yine de bir tavuk ve yumurta durumu orta yerde duruyor: Evet belki yumurta tavuktan çıkar ama tavuğun da sebeb-i vücudu yumurta değil midir?

Tıpkı bunun gibi gerçekten faizin sebebi enflasyon, yani “fiyat artışları” olsa da fiyat artışlarının “bir maliyet enflasyonu unsuru olarak” sebeplerinden biri de faiz artışı değil midir?

Tabi, faiz “maliyet enflasyonu”nun sebeplerinden sadece biridir. Faizlerin artmasını suni olarak engellerseniz onun yerine bu kez döviz kuru hızlı bir artış gösterir. O zaman da “maliyet enflasyonu”nun temel sebebi faiz değil, kur olur. Özellikle 2013 sonundan bugüne, hele de 2016 son çeyreğinden bugüne kadar olduğu gibi… Yok eğer gerçekten kötü bir ekonomi politikası ve daha da kötü bir siyaset ekonomisi izliyorsanız o zaman geçtiğimiz yıl sonundan şimdiye kadar olduğu gibi, hem kuru hem de faizi yükseltme beceriksizliğini becerebilirsiniz; ki böyle bir beceriksizliği becerebilmek iktisat tarihinde herkese kolay nasip olmamıştır.

TÜRKİYE’DE BİR KEZ DAHA ENFLASYON PANİĞİ BAŞLIYOR

Nisan 2017’de tüketici fiyatları (TÜFE) % 12’ye dayanınca (% 11,87), hele de toptan fiyatlar (ÜFE) imalat sanayinde %18’i, ara mallarında % 22’yi aşınca, tüketici fiyatlarının -gıda fiyatlarında umulan yaz ucuzlamalarına rağmen- pek gerilemeyeceği iyice belli oldu. Öyle olunca uzun yıllardan sonra iktisatçılarda yeniden ciddi bir enflasyon artışı endişesi başladı; neredeyse paniğe dönüşmek üzere olan bir endişe…

Türkiye’nin merkez bankası zaten neredeysehiç bir zaman enflasyon hedeflerini tutturamıyor. Enflasyon Türkiye’nin daimi problemlerinden biri… Fakat bunun fazlasıyla ciddi bir endişe kaynağı olduğu son zamanlar 90’lardı; biraz da konjonktürel olarak 2001 krizi dönemi… Sonrasında, evvelce dünyada da yaşanan hızlı enflasyon düşüş trendi nihayet Türkiye’de de kendini göstermiş ve bu durum hükümetin büyük bir başarısı olarak algılanmıştı.

Bu noktada Mahfi Eğilmez’in bir ders kitabı (olumlu anlamda) basitliğinde ve anlaşılırlığındaki şu yazısı önemli: http://www.mahfiegilmez.com/2017/05/turkiyedeki-enflasyonun-analizi.html

Mahfi Bey genel olarak enflasyonun nedenlerini şöyle özetliyor:

 

Enflasyon iki nedenle oluşur: (1) Toplam talep, toplam arzdan fazlaysa fiyatlar yükselir (talep enflasyonu), (2) Üretim maliyetleri artıyorsa fiyatlar yükselir (maliyet enflasyonu.)

Toplam talep niçin toplam arzı geçer? Madem talep varsa buna uygun olarak üretim niçin artıp arzın talebi dengelemesi gerçekleşmez? Bunun da çeşitli nedenleri var. En önemlilerini sayalım: (1) Talep, arza göre daha çabuk değişim gösterebilir. Üretim birçok alanda artan talebe hemen yanıt verecek kadar hızlı artamayabilir. Bu durumda talep fazlası fiyatların yükselmesine yol açar. (2) İhracat artışı iç talebin karşılanamamasına ve dolayısıyla iç fiyatların artmasına yani enflasyona yol açabilir. (3) Üretim birimlerinde sorunlar ortaya çıkabilir ve bu da arzın düşmesine yol açabilir. Arzın düşmesi demek talebin karşılanamaması ve fiyatların artması demektir.

 

Üretim maliyetlerinin artması hangi nedenlerle ortaya çıkar? Bunun da birçok nedeni olabilir. (1) Mesela ücretler hızlı bir artış gösterebilir. Bu durumda üretim maliyetleri artar ve bu artış fiyatlara yansıtılınca zincirleme etkilerle enflasyonist eğilimler ortaya çıkar. (2) Ülke parası yabancı paralara karşı değer kaybeder. Bu durumda ithal malları pahalanacağı için iç fiyatlar da artmaya başlar ve enflasyonist baskılar oluşur. (3) Çeşitli nedenlerle ülke açısından önemli olan bazı girdilerin fiyatları artabilir. Mesela petrol ve doğal gaz fiyatlarında ortaya çıkacak ani yükselmeler bunları kullanarak üretim yapan sanayi dallarında fiyat artışlarına ve o da zincirleme etkiyle enflasyona yol açabilir.” 

 

 

Daha sonra Türkiye’nin son yılını inceliyor ve son yıldaki enflasyon artışını döviz kurundaki artışa bağlıyor. Rakamlara, göstergelere baktığımızda haklı da… Olay tartışma götürmez bir gerçek… Peki ama o “gerçek”, gerçekten de gerçek mi?

 

Spekülatif felsefenin “Görünen gerçek değildir; gerçek daima görünenin ardında gizlidir” gibi ilkelerini zikrederek ukalalığa gerek yok ama burada mesele bana kalırsa gerçekten de öyle. Ne kur, ne de faiz enflasyonun gerçek sebebi… Onlar olsa olsa ara sebepler diyelim. Ya da görünürdeki sebepler…

 

Mahfi Bey’in saydığı ve zaten ders kitaplarında da olan “maliyet enflasyonu” sebeplerine bakalım. Bunların tamamı mikro ya da makroekonomi kitaplarında incelenmiş mekanizmalardır. Her durumda bunların karşı denge unsurları devreye girer ve fiyatlar eski seviyesine gelir. Ders kitaplarına bakılacak olursa böyle olması gerekir. Ama olmuyor; neden?

 

Normal şartlarda ister anaakım ister başka ekol iktisat teorisine bakalım aslında sür git bir maliyet enflasyonu mümkün değildir. Bir tek belki, ücret-fiyat spirali durumlarında bu mümkün… O da daha çok (sendikalar ve hükümetlerle ilgili) iktisat dışı bir konu sayılsa yeri… Üstelik onyıllardır böyle bir şey söz konusu da değil. Öyleyse dönemsel değil süreğen bir enflasyonu konuşuyorsak aslında maliyet enflasyonu diye bir şey de YOKTUR!

 

Yine arzın talebe uyum sağlayamayışı meselesi de süreğen bir enflasyonun sebebi olamaz. Ancak arızî bir durumdur, üretimin kendini toparlaması sayesinde arz artar ve kısmî fiyat artışı nedeniyle talep düşer; bunlar beraberce fiyat artışının sonunu getirir. Süreğen bir enflasyonun sebebi bunlar da olamaz. Halbuki hem dünyada, hem de Türkiye’de enflasyon süreğen bir durumdur. Örneğin ABD’de 1940’ta TÜFE (CPI) 14 iken 2016’da 240 olmuş. Yani ABD’de Tüketici fiyatları neredeyse 80 senedir artıp durmuş. Türkiye’de eski yıllara bakmaya gerek yok; paramızdan altı sıfır attığımızı hatırlamak yeter. Ondan sonra bile 2003’te 100 olan TÜFE şu anda 300’ü buldu. Yani bu durumu ne arz esneksizlikleri, ne ücret artışları, ne emtia darlıkları açıklar. Öyleyse enflasyonun ASIL SEBEBİ başka yerde aranmalıdır.

 

ENFLASYONLA FİYAT ARTIŞI AYNI ŞEY Mİ?

 

Belki de asıl kafa karışıklığı fiyat artışı ile fiyat şişmesini birbirine karıştırmaktan doğuyor. Yukarıdaki faktörler pekala dönemsel fiyat artış (ve inişlerini) açıklar. Ama sürekli fiyat şişini ise açıklayamaz. ENFLASYON (inflate) kelimesinden gelir. Bu kelime bir balon veya oto lastiğinin şişmesi, hava ile dolmasını anlatır. Bu anlamda iyi seçilmiş bir kelimedir. Olayın reel olmayan yanını işaret eder. Reel sebeplerden olan fiyat artışları enflasyon değildir. Reel sebepler (çok istisnai dönemler hariç) aynı yönde sür git devam etmez. Öyleyse gelin, Parasalcılığın peygamberi Friedman’ın meşhur lafına dönelim: Enflasyon her yerde ve daima parasal bir fenomendir!”

 

Böylece enflasyonun gerçek sebebine bir adım daha yaklaşırız. Peki gerçek sebep bu mudur? Yani 1980’lerde pek moda olan parasalcı görüşün iddia ettiği gibi, asıl ve hâttâ tek sebep devletin sorumsuzca parasal genişleme yapması; Türkçesi para basması mıdır?  Aslında bu da doğru değildir. İktisatçılar enflasyon günahını avlamak için koşarken şeytan onları iğva ediverir ve bir aşamada olmazsa bir başka safhada kendileri avlanıverir. Parasalcılar da işte o “ilk sebep” avında bu noktada yaya kaldılar. 2008 yılından beri dünya çapında tüm merkez bankalarının, çılgınca para basıp, o paraları Friedman’ı mezarında takla attıracak kadar “sorumsuzca” dağıtmalarına rağmen ortada bırakın tüketici enflasyonu patlamasını, istenen/özlenen bir gramcık fiyat artışı/şişmesi bile sağlanamıyor. Peki NEDEN? Sebep para artışı da değilse ne?

 

Fakat bu kez yazı fazla uzadı. İsterseniz İktisadın yedi ölümcül günahından belki de en büyüğünün izini sürerken biraz soluklanalım… Devamı AZZZ SONRAAA…

 

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları