Çetin Ali Dönmez

Daha insani bir finansal ve ekonomik sisteme ihtiyaç var

9 Mart 2017

Kapitalist, sosyalist ya da başka adlar altında uygulanmakta olan neredeyse hiçbir sistem azınlık bir grup dışında insanları mutlu etmiyor, kapitalist sistemin bir parçası olan ülkemizde de durum farklı değil. Çalışanlar mutsuz, çalışmayanlar mutsuz, sıkıntı büyük. Temel problem insan odaklı olmayan insani değerlere hiç önemi vermeyen, gücün, itibarın para ile makam mevki ie ölçüldüğü, parası olmayanın, güçlü olmayanın ezildiği sistem ya da sistemlerin hüküm sürmesi.

Maksimize edilmeye çalışılan şeyler hep para ile ölçülüyor, satışlar, kredi hacmi, ihracat, rezervler, kâr; özetle para, para, para. Dini değerleri kendisine ölçü alan kesimlerde de farklı olan bir şey yok, para, servet güç bütün değerlerin üzerine çıkmış onları ezmiş durumda.  Din asıl amacından sapmış tamamen ritüellere sınırlanmış, sosyal hayatta, yardımlaşmada işlevsiz hale gelmiş halde. Dolayısıyla dindar ya da dindar olmayan fark etmiyor, insanların çoğu küresel ölçekte mutsuz, parası olmayanın yanında parası olanların da huzurlu olduklarını sanmıyorum.

Bu bağlamda, finans kökenli olmam sebebiyle ayrıca ifade etmem gerekiyor, konvansiyonel finansal enstrümanlar özellikle borçlanmaya ilişkin olanlar toplumsal refaha katkıda bulunmakta yetersiz kalıyor. Bankalar faizle borç veriyor, ödeme gücü çoğu zaman dikkate alınmıyor, insanlar daha fazla tüketime borç almaya teşvik ediliyor,  borcu alan ödeyemediğinde borcun faizi katlanarak büyüyor, borçlunun durumuna bakılmaksızın teminatlar nakde çevriliyor, evlere haciz geliyor. Herhangi bir bankanın bireysel kredi alacaklarının bir kısmını affettiğini hiç duydunuz mu?  Aslında belki böyle bir uygulamayı bir bankamız yapsa ve bunun da reklamını  kimseyi rencide etmeden yapsa marka değerine faydası olur ve küresel ölçekte de örnek oluruz diye düşünüyorum.

Bir örnek daha vereyim; Türkiye Varlık Fonu’nun kuruluş aşamasında Meclis’e sunulan metnin gerekçe kısmında islami finansman varlıklarının kullanımının yaygınlaştırılması ifadesi yer almıştı belki hatırlarsaınız. Bu ifadeye karşı laik devlet prensibi çerçevesinde karşı argümanlar da medyada yer aldı, dini kurallara uygun olan enstrümanların yaygınlaştırılması laiklik ilkesine aykırıdır diyenler de oldu. Ben olayın yine insani boyutundan yaklaşmak istiyorum, belki de bu ve benzeri durumlarda “İslami finans”  terimi yerine “faizsiz finans” , “katılım bankacılığı” ya da “kapsayıcı finans ürünleri” demek daha doğru bir yaklaşım olurdu.  Çünkü daha önceki bir yazımda da belirttiğim gibi aslında faiz yasağı sadece İslam dinine özgü bir durum değil, semavi dinlerde faiz ya da tefeci faizi yasağına ilişkin hükümler var.

Hülasa, küresel ekonomide bir tıkanma olduğu çok açık, gelir dağılımı adil değil, özellikle Amerika’da Trump’ın iktidara gelmesiyle Obama dönemindeki sosyal politikalar da terk edildi, gidiş hayra alamet değil, korumacı içe kapanma eğiliminde olan milliyetçi ekonomik söylemler giderek güç kazanmakta, bunun önüne geçmenin yollarını aramak gerekiyor. Kaybedecek bir şeyi olmayan insandan her zaman korkmak gerekir, her tür kötülük, terör, şiddet bu tür insanlardan gelir. Teror olaylarına karışan kişilerin neredeyse tamamı gelir seviyesi düşük toplum kesimlerinden insanlar. Zenginin güçlünün fakiri fukarayı gözetmesi toplumsal barış açısından son derece hayatidir ve aslında zenginlerin lehinedir. Yoksulu görmezden gelen toplumlar kaynaşamaz, sokaklar güvenli olmaz, eğitim seviyesi de düşük olur, bu tür toplumlarda aşırı milliyetçi, otokratik rejimler güç kazanır fakirin kaybedeceği bir şey yoktur eninde sonunda, karnı doyduktan, bir ev sahibi olduktan sonra demokrasi insan hakları vs. umurunda değildir. Çok demokratik bir ülkede aç, işsiz ve sahipsiz olmak mı, yoksa demokratik olmayan bir ülkede işi, az da olsa aşı ve düşük kalitede de olsa sağlık güvencesinin olması mı insanlar için daha tercih edilir sorusunun cevabını siz verin.

Demokrasi tek başına karın doyurmuyor maalesef, demokrasiyi kaim kılmanın yolu sosyal adaletin tesisi, ideolojik yaklaşımların terk edilmesi, toplumun düşük katmanlarında yaşayanların geçim sıkıntısına duyarlı olunması, düşük gelirli kesimlere kaliteli eğitim imkanlarının, iş hayatında, mesleklerinde yükselme imkanlarının sağlanması, sosyal sınıflar arası geçişkenliğin kolaylaştırılması, eğitilmiş nüfusa iş imkanlarının sağlanması ile mümkündür. “Biri yer biri bakar kıyamet o zaman kopar” lafını boşa etmemiş atalarımız. Mesele sadece ekonomik dışlanma ile de sınırlı değil, Gelişmiş dünyda ABD’de ve Avrupa’da insanları dinleri ve ırkları nedeniyle ayrıma tabi tutmak eğilimi güç kazanmakta, bu durumun tek suçlusu aslında gelişmiş ülke yöneticileri ya da onların vatandaşları da değil. Göç eden farklı etnik ve dinsel grupların da bu eğilimin oluişmasında katkısı olduğunu düşünenlerdenim. Şehirde yaşayıp şehirli olamayan,  yaşadığı toplumla en azından asgari ölçülerde kaynaşamayan göçmenlerin de suçu var bu gidişatta. Ülkemizde dahi Suriyeli göçmenlerin neredeyse tüm illerimizde görünmesiyle birlikte onlara karşı toplumsal negatif bakış açısının oluştuğunu gözlemlemişsinizdir.

Çok sayıda nitelikli düzgün göçmenler de olmasına rağmen, “bunlar hastalık getiriyorlar, her tarafta dileniyorlar, hırsızılık kaçakçılık vb. suçlara bulaşıyorlar, ülkemiz vatandaşlarının çalışacağı işlere daha düşük ücretle talip olarak işsizliği arttırıyorlar“ şikayetleri gelmedi mi kulağımıza hiç? Aynı dinden olmasın rağmen Suriyeli göçmenlere karşı oluşan antipatiyi dikkate elırsanız Alman’ın, Fransız’ın, Amerikalı’nın göçmenlere karşı tavrını daha kolay anlayabilirsiniz. Bunun çözümü kanaat önderlerinin, siyasilerin, din adamlarının uzlaşmasından, daha fazla işbirliği yapmasından  geçiyor. Yoksula göçmene işsize yardım etmek, onları anlamaya çalışmak toplumsal barışın tesisi açısından son derece hayatidir.  Yoksul ülkelere, gelişmekte olan ülkelere gelişmiş ülkelerin destek olması, sürdürülebilir bir büyüme ortamının sağlanması da küresel barış için çok önemlidir. Hayat sadece kurlardaki hareketten, faizlerin ya da borsanın yükselip düşmesinden ibaret değildir.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları