Amerikalılar Wall Street’ten kaçıyor

Tüm dünya borsalarında “köpük” ve sonrasında da ödemeler dengesi ve tüketime  olumsuz yansıyacak panik atakları riski yükseliyor. Satış dalgası S&P500’den başlayabilir
09:2012 Ekim 2017
Amerikalılar Wall Street’ten kaçıyor
Tüm dünya borsalarında “köpük” ve sonrasında da ödemeler dengesi ve tüketime  olumsuz yansıyacak panik atakları riski yükseliyor. Satış dalgası S&P500’den başlayabilir

CNBC.com  haberine göre Amerikalı yatırımcılar iyice pahalılaşan Wall Street yerine fonlarını yurtdışında değerlendiriyor. Ama, artık ucuz bir hisse senedi pazarı kalmadı. Tüm dünya borsalarında “köpük” ve sonrasında da ödemeler dengesi ve tüketime  olumsuz yansıyacak panik atakları riski yükseliyor. Satış dalgası S&P500’den başlayabilir.

Wall Street dışında  hisse senetleri gelişmiş ülkelerde yüzde 20 ve gelişmekte olan ülkelerde yüzde 27 artarak iyi bir yıl geçirdi ve geçmişe nazaran  daha çok ABD merkezli yatırımcı bu ralliye katıldı. Ancak analistler boğa piyasasının sona yaklaştığına  dair uyarıyorlar.  Wall Street ve tüm dünyada hisse senetlerinde fiyat-kazanç oranının Büyük Finansal Kriz (Lehman Krizi) öncesi seviyelere yakın olduğu belirtiliyor.

Bu yılın en çok prim yapan 10 Exchange Traded Fund’ından  (ETF, borsada işlem gören ülke veya tematik açık uçlu fonlar) beşi MSCI EAFE gelişmiş piyasalar endeksi ve MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar (GOP) endekslerini izledi. FactSet Research Systems adlı araştırma kuruluşuna göre, bu küresel ETF’ler Eylül ayı sonuna kadar yatırımcılardan toplamda 62 milyar dolar aldı, bu da S&P500’e yatırım yapan ETF’lere girişlerin iki katına denk geliyor.

Wall Street’ten dünyanın kalanına  fon akışını tetikleyen nedir? İlk olarak, yabancı hisse senetlerine olan akışları ABD’yi geride bırakmış olsa bile S&P500 ETF hala genel girişlerde ilk sırada yer alıyor. ABD’li yatırımcıların yurtdışı pazarlarda hala tecrübesi az ve prtoföylerinde yeterli miktarda ABD-dışı mali araç tutmuyorlar. Birçok mali danışman ABD’li yatırımcılara varlıklarının en az yüzde 20’sini yurtdışı hisse senetlerine yatırmaları konusunda öneride bulunuyor. Hatta bazıları daha ileri gidiyor.

Yeske Buie danışmanlık şirketinin genel müdürü Dave Yeske, coğrafi olarak her zaman nötr olduğunu ve yatırımların yarısının ABD, yarısının yurtdışında; ve bu kesitin de yüzde 11 civarında gelişmekte olan piyasalarda bulunması gerektiğini söylüyor.

Fed’in faizleri yükseltip bilançosundaki  tahvilleri satmaya başlamasıyla  yatırım odağı  merkez bankalarının hala gevşek para politikası izlediği yabancı piyasalara dönerken, ABD hisselerinde dokuz yıl süren boğa piyasasının yaşlandığı algısı  da parayı yabancı hisse senetlerine itiyor.

Zacks Investment Research’den Neena Mishra “Yatırımcılar, ABD hisse senetlerinin çok yükselen değerlemelerinden endişelenirken Avrupa ve gelişen piyasa ETF’lerine para akıtıyorlar. Tarihteki ikinci uzun boğa piyasasında yavaşlama belirtisi görülmese de VIX’in bu denli düşük seyretmesi hayra alamet değil” diyor.

WALL STREET DIŞINDA HİSSE SENETLERİ NE KADAR UCUZ?

Spark Asset Management’dan Timothy J.Bain gelişen piyasa hisselerinin görece ucuz kaldığını, fiyat-kazanç oranlarına göre S&P500 değerlemelerinin yarısından işlem gördüğünü belirtiyor.

Brilliant Advice’dan Cern Basher “S&P500 yüzde 60 prim yaparken, Avrupa ve Asya hala kriz öncesi 2007 seviyelerinde bulunuyor.” dedi.

Ama çok da aşağıda değil.

Gelişmekte olan piyasalar hala ABD hisse senetlerinden daha iyi görünüyor: S&P500’deki hisse senetlerinin tahmin edilen F/K’sı  23.  MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar (GOP) Endeksi ise beklenen karların  yaklaşık 12 katından işlem görüyor. GOP hisse senetleri bir zamanlar olduğu kadar ucuz değil, özellikle de kendi tarihsel değerlemeleriyle karşılaştırıldığında.

GOP  finansal kriz öncesindeki yüksek seviyelere döndü, kendi tarihsel ortalamasının üzerine çıktı. Ama, Gelişmekte Olan Ülkeler’in 21ci Yüzyılın başındaki harkulade büyüme performansını bir kez daha yakalaması zor.

Wells Fargo yatırım enstitüsü küresel stratejisti Sameer Samana “MSCI GOP Endeksinin 20 yıllık ortalama F/K’sı 14,5 iken şimdi 16’ya yükseldi. Değerlemeler resesyon haricinde çok nadir daha yüksekte bulunuyor (çünkü resesyonda karlar düşüyor). Dünya genelinde varlık fiyatları uçtu, hiçbir şey ucuz değil” diyor.

Mishra “Dünyanın diğer bölgelerinde de hisseler önemli ölçüde prim yaptı” diyor ve yurtdışındaki gelişmiş piyasalara yatırım yapmanın iki sebebini ekliyor: güçlü ekonomik büyüme ve Avrupa’da azalan siyasi riskler (Katalonya hariç) ve hisselerinin 1989 zirvesinin altında olmasına rağmen Japonya ekonomisinin toparlanmaya işaret etmesi.

2009’un başından bu yana S&P500 endeksi yüzde 232’den fazla arttı, Avrupa ve GOP endeksleri yüzde 110 ve Japonya hisseleri yüzde 72 artış kaydetti.

Chicago’daki Duff&Phelps’in genel müdürü John Creswell “S&P500 son beş yılda çok daha iyi bir performans gösterdi ancak bu durum portföyü  2017’de diğer bölgelere  kaydırma gerekliliğini vurguluyor” dedi.

Yale ekonomisti Robert Shiller tarafından ortaya atılan başka bir değerleme ölçütü olan CAPE (ekonomik döngüye göre ayarlanan F/K oranı), gelişen piyasa hisselerinin diğer hisse senedi piyasalarına göre en iyi değeri koruduğunu ileri sürüyor.

Alman fon yöneticisi StarCapital son araştırmada hisse senedi piyasalarının tarihsel olarak ortalama 18,3 CAPE ile değerlendiğini kaydetti. Şu anda 40 ülkenin hisse senedi piyasasının 15’i bu ortalamanın altında bulunuyor – Rusya ve Brezilya CAPE oranına göre en iyi değerlere sahip olanlar arasında yer alıyor (ama ekonomileri de Gelişmekte Olan Ülkeler arasında en zayıfları). Bölgesel CAPE değerlemesine göre, StarCapital gelişmekte olan piyasaların cazibesini koruduğunu, Avrupa’nın nötr olduğunu ve Kuzey Amerika’nın pahalı olduğunu belirtiyor.

Texas’daki Haven Financial Advisors’dan Louis Kokernak, ABD hisse senedi getirilerinde düzeltme tetikleyecek bir süreç olan  Fed’in faiz artışına başlamış olmasına odaklanırken, Avrupa ve Japonya hala düşük faiz oranıyla piyasalara teşvik sağladığına dikkat çekiyor. Ancak Euro-bölgesi borsalarında riske dikkat çekiyor: Avrupa Merkez Bankası’nın Fed’in ayak seslerini takip edip parasal genişlemeden yakında çıkmasını bekliyor. ECB yaz boyunca toplantılarda bu konuyu ele almadı ancak bu sonbaharda tartışmaya başlayabilir.

Samana “ECB tahvil alımının azaltılmasını konuşuyor ve BOE faiz artışını tartışıyor. Merkez bankalarının küresel çapta politika değişikliği söz konusu” dedi. “Düşük faiz oranları hatta negatif yurtdışı oranlar, hisse senetleri, yüksek getirili ya da gelişen piyasa borçları olsun değerlemeleri pompaladı, şimdi bu süreç tersine işleyecek” dedi.

2017’de doların düşmesi de Wall Street dışında  hisse senetlerini destekledi. Morningstar’a göre, ABD hariç 21 gelişmiş ülkeyi kapsayan MSCI EAFE, yılın başından bu yana ABD doları cinsinden yüzde 20 yukarda bulunuyor ancak yerel para birimi bazında  sadece yüzde 10 kazandırdı. Brezilya, Çin ve Rusya gibi 24 ülkeyi kapsayan MSCI GOP Hisse Endeksi dolar bazında yüzde 27 yukarıda, yerel para birimi olarak ise yüzde 23 yukarıda bulunuyor.

Peki ya dolar düşmek yerine, geçtiğimiz ay sinyallerini verdiği gibi yükselişe geçmiş olsaydı? Bu durum yabancı hisse senedi alımına karşı bir senaryoyu destekleyecekti.

Mishra’ya göre “Eğer Fed Aralık ayında faiz artırırsa, dolar yukarı yönlü trendine devam eder, bazı yatırımcıların gelişmekte olan piyasalardan paralarını çıkardığını görebiliriz.” Ancak Mishra birçok gelişmekte olan  ülkenin, cari işlemler fazlası ve güçlü döviz rezervleri ile daha iyi ekonomik temellere sahip olduğunu da ekliyor. “Taper tantrum tekrarını göreceğimizi sanmıyorum.”

Creswell döviz kurlarının yatırımda kilit faktör olarak kullanılamayacak kadar öngörülemez olduğunu belirtiyor. “Zamanla dövizde bazı kazançlar elde edip kaybedebilirsiniz. Amaç para kazandıran ve zamanla değer üreten şirketler satın almak.”

Creswell  Wall Street dışında gelişmiş ve gelişmekte olan piyasaların dünyadaki hisse senedi değerlemesinin kabaca yarısını oluşturduğunu söylüyor. Creswell ve Yaske birçok ABD’li yatırımcının yabancı hisse senetlerine daha fazla para yatırması gerektiğini söylüyor.

Wells Fargo’dan Peter Donisanu “ABD’li yatırımcıların genel olarak yurtdışı varlıklara daha az yatırım yaptığını düşünüyoruz” diyor.

Yorumlar

Son güncelleme: 09:2012 Ekim 2017
Paylaş Tweet