Adnan Dalgakıran

Dengeli ve kaliteli büyümenin altın kuralı

24 Aralık 2016

Öylesine fazla konuda tartışmanın içerisine dalmış durumdayız ki tek bir olayı ele alıp büyük resmi görebilmek neredeyse imkânsız. Kuantum fiziğini anlatmaya çalışmak için verilen kelebek etkisi örneği, ekonomi ile ilgili kanunları açıklamak için de geçerli. Tıpkı körün fili tarif etmesi gibi, genellikle filin bacağını tutarak bütün vücudunu anlamaya çalışıyoruz.

Güçlü ve iddialı bir ekonomiyi oluşturmak için gerekli unsurları alt alta sıralamaya çalıştığımda uygun bir liste oluştu. Bu listenin alt kırılımlarına girdiğimizde ise devasa bir matris ile karşılaşıyoruz.

Burada yazılan yazılar, bu matris içerisinden küçük bir parçayı alıp analizini yapmaktan ibaret. Küçük gibi görünen ama bütünden önemli bir pay koparan unsur “sanayileşme”. Birinci sanayi devrimi, ikinci sanayi devrimi, üçüncü sanayi devrimi derken dördüncü sanayi devriminin yaşandığı bir zaman dilimi içerisindeyiz. Tıpkı inovasyonda olduğu gibi Endüstri 4.0 ile ilgili STK’ların sıkça yaptıkları“Toplantı 4.0” döneminde yaşıyoruz. Ancak tüm bu çabaya rağmen Endüstri 2.0’ı bile tamamlayamamış bir durumda olduğumuz gerçeğini kabullenmek zorundayız.

Birinci sanayi devriminde odun ve kömür, ikinci sanayi devriminde petrol ve elektrik, üçüncüsünde ise nükleer enerjiye geçiş söz konusudur.

Başka bir şekilde anlatmak gerekirse, birinci sanayi devrimi 1768-1787 yılları arasında buhar makinasının bulunmasıyla başlamıştır.

İkinci sanayi devrimi elektrikle birlikte seri üretime geçiş ile gerçekleştirilmiştir.

Üçüncü sanayi devrimi; endüstriyel ve dijital teknolojilerin, seri üretimin optimizasyonuna katılması ile oluşmuştur.

Dördüncü sanayi devrimi de “büyük veri”nin, yapay zekâ ve makine öğrenmesi ile işlenmesini kapsayan yeni bir dönemi ifade ediyor.

Peki biz sanayileşmenin neresindeyiz? Sanayimiz GSMH’nın ne kadarını oluşturuyor? Konuyu çok uzatmadan basitçe anlatmamız gerekirse, aşağıdaki grafiği dikkatle incelemeliyiz.

kisibasimilligelir

Tablo diyor ki Dünya’da gelişmiş ülkeler büyüme süreçlerinde 10 bin dolar kişi başı milli gelir seviyesindeyken, sanayinin GSMH içerisindeki payı %40 seviyesinde gerçekleşmiş.

Bize gelecek olursak şu an yaklaşık 10 bin dolar kişi başı milli gelirimiz var ve sanayimizin milli gelir içerisindeki payı %15’ler seviyesinde.

Bütün dünyada büyüme ve istihdam için hizmetler sektörünün önemi büyük ancak üretmeden veya yeterince sanayileşmeden büyük bir ekonomi ve sürdürülebilir refah oluşturmak mümkün değil.

Ülkemiz ekonomisinin problemlerinden birisi yeterince sanayileşmeden, hizmetler ve diğer alanların büyümesidir. Yazımın başında sanayi devrimlerinden bahsettim. Sanayimiz bu dört dönemi de adeta aynı anda yaşıyor.

Sanayimizin;

%36,4’ü düşük teknolojili,

%30,5’i orta düşük teknolojili,

%29,5’i orta yüksek teknolojili ve sadece %3,4’ü yüksek teknolojili sanayilerden oluşuyor.

Tüm bu veriler gösteriyor ki bu tablo değişmeden dengeli ve kaliteli büyüyen bir ekonomi oluşturamayız.

Durum böyle olunca da ne kadar inovasyon toplantısı yaparsak yapalım, ne kadar Endüstri 4.0 konuşursak konuşalım pek bir şey değişmeyecektir. Bu gidişle biz ancak “Toplantı 4.0” devrimi yaparız!

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları