Baki Atılal

‘Öngörülemeyenler yılı’ geride kalıyor, 2017 ‘fırsatlar yılı’ olabilir

21 Aralık 2016

2016’nın başlığı bence hem global çapta hem ülkemiz adına “ öngörülemeyenlerin yılı “ dır.

Önce petrol’den başlayalım çünkü 2015 yılı DXY’nin ( dolar endeksi) risk iştahı bağlantısı ile açıklamıştık, 2016’nın  favorisi ise ilk petrol oldu. 2016’ya  27,06 usd/brl’den başlayan petrol şimdi 57,50 usd/brl, Deutsche Bank ve Coco tahvil krizi, eksi faiz veren Avrupa’ya Japonya’nın da eklenmesi, Mart-Nisan periyodunda Türkiye piyasaları beklentilerden güçlü gelen büyüme verileri, Merkez Bankası’nın üst bantta yaptığı faiz indirimi ve ucuz değerlemelerin desteğiyle MSCI Türkiye’nin  %19 dolar getiri ile gelişmekte olan ülkelere göre 15 puan daha fazla getiri sağlaması, 65.’nci hükümetin kurulması, Brexit ile ingiltere’nin AB’ni dışlaması, Gelişmiş ülkelerde büyümenin düşüklüğü ve devlet tahvillerinin üçte birinin (11 trilyon dolar) faizinin sıfırın altına düşmesi, 15 Temmuz darbe girişimi, S&P’nin  darbe girişiminin ardından Moody’in ise biraz daha sonra kredi derecelendirme notumuzu indirmeleri ki Moody’s den yapılabilir  notunu kaybetmemiz daha önemliydi, yurtiçinde Kur ve faizlerde başlayan beklenmedik yükseliş trendi, Çin yuanının küresel rezerv para statüsü kazanması, ABD başkanlık seçimlerini Trump’ın kazanması ile bir buçuk ayda %50 ve %75 değer kazanan ABD Tahvilleri, İtalya da anayasa referandumu ve Renzi’nin yenilgisi ile gelen istifa ve yeni hükümetin kurulması, Suriye’deki ve Irak’taki gelişmeler, küresel çapta artan terör olayları ve jeopolitik riskler.

2017 ise  yılı risklerin giderilmesi ile fırsatların çıkacağı bir yıl olacak gibi görünüyor.

Kısaca 2017’nin konu başlıklarını ; Brexit ile AB büyümesinin yavaşlaması buna karşın ABD’de büyümenin hızlanması ve faizlerdeki hızlı yükseliş,  ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’un  uluslararası ticari anlaşmalara bakış açısının gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği, G20 ülkelerinin kur savaşları, Çin ekonomisinde büyüme tartışmaları ve ekonomiyi destekleyici tedbir ve adımlar, Yuan devalüasyonu ve ihracattan iç talep odaklıya ekonomik transformasyon,  Küresel emtia fiyatlarında ciddi gerileme ve emtia ihracatçısı ve ithalatçısı ülkelere etkileri, OPEC üyesi ve üyesi olmayan ülkelerin petrol üretim kesintisi ve petrol fiyatlarının ülkelere etkisi, İran ; Uluslararası izolasyondan kurtulmasının ardından İran’daki dinamik girişimciliğin canlanması, Faizlerdeki yükseliş negatif faiz veren ülkeleri zorlarken reel getirisi yüksek olan ülkeler sermaye akımlarını kendilerine çekebilecek olması olarak sıralayabiliriz.

İLGİLİ HABERMobius'tan yatırımcılara 2017 için 7 tavsiyeMobius’tan yatırımcılara 2017 için 7 tavsiye

AVRUPA’DA SİYASET 

Avrupa tarafında  İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı (Brexit) sonrası AB bütünlüğünü daha fazla sorgulanacak. Siyasi gelişmelerin de bölge ekonomisine yön vereceği bir yıl olacağını düşünüyoruz. 2017 boyunca Avrupa’daki seçimler de popülizm endişesini diri tutacak. Mart’ta Hollanda’da genel seçimler, Fransa’da Nisan sonu-Mayıs başında Cumhurbaşkanlığı seçimleri (iki turlu), Haziran ortasında ise genel seçimler var. Mayıs ayında Birleşik Krallık’ta düzenlenecek olan yerel seçimler var, Almanya tarafında ise Mayıs ayına kadar sürecek eyalet seçimlerinin ardından Ekim ayında genel seçimler yapılacak. ECB’nin tahvil alım programında miktar azaltmasına karşılık teminatları gevşetmesi ve seçim yapılacak ülkelerin ekonomik büyüklükleri göz önüne alındığında hem AB’nin bütünlüğünün korunması hem de eur/usdparitesinin seviyesi sürekli gündemde kalacaktır.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE BELİRSİZLİK

Çin ekonomisindeki büyümenin %6-7 bandında kalıp kalmayacağı önemli.  Çin’de kredi büyümesinin milli gelire katkısı önceki yıllara oranla kısıtlı kalmaktadır. Özellikle konut piyasasında bir sıkıntı Çin’i son derece kötü etkileyecektir. %6’nın altına gerileyen bir büyüme senaryosunda, küresel resesyon endişeleri belirginleşerek piyasalarda dalgalanmaları artırabilir.

GOÜ’ler tarafında ise emtia fiyatları, Fed ve sermaye hareketlerinin yönüne ilişkin belirsizlikler sürüyor. Bu açıdan 2017’de büyümeye dönük risklerin aşağı yönlü olduğunu söylemek mümkün. 2017’de büyüme makasının GOÜ’ler lehine gelişimini sürdürmesi bekleniyor. (IMF, 2015’de %4 büyüyen GOÜ’lerin büyüme beklentisini ise 0,1 puan artırarak %4,2’ye yükseltti. Bu, GOÜ’lerde büyümenin 6 yıl sonra ilk kez hızlanması ve son 4 yıldır daralarak 2015’de 1,9 puana kadar düşen GOÜ ve GÜ’ler arasındaki büyüme makasının yeniden GOÜ’ler lehine açılması anlamına geliyor. GOÜ’lere dönük iyimser algı genelde sürüyor, ancak ABD seçimleri sonrası oluşan volatilitenin yakından izlenmesi gerekiyor)

Güçlü dolar/yüksek ABD tahvil faizleri kompozisyonunun devam etmesi küresel büyümeyi bir noktada baskılayabilir. Bunun bir uzantısı, ABD’de enflasyonun hızlanmasına Fed’in daha hızlı faiz artırımlarıyla cevap vermesi sonucu likidite koşullarının ve GOÜ’lerin olumsuz etkilenmesi beklenebilir.

İLGİLİ HABERGaranti Yatırım'ın 2017 stratejisi: Borsada %15 yükseliş potansiyeli varGaranti Yatırım’ın 2017 stratejisi: Borsada %15 yükseliş potansiyeli var

Petrol ve genel olarak emtia fiyatlarında bir toparlanma var; OPEC ve OPEC dışı ülkelerin üretimi azaltmakta  anlaşması petrol fiyatlarına bir miktar daha yükseliş getirebilir. Bu gelişmede başta Ortadoğu ve Rusya olmak üzere ülkelerin harcama kapasitelerinin artmasına neden olacağından dünya ticaretinde canlanma görebiliriz.

Trump’ın başkanlığı dünya ve Türkiye piyasaları açısından oynaklığın arttığı bir döneme girilmesine neden oldu. ABD uzun vadeli tahvil faizlerinin yükselmesi TL gibi gelişmekte olan ülkelerin para birimlerini ve tahvil faizlerini olumsuz etkiliyor. ABD uzun vadeli tahvil faizlerinde yükselişin durulması ile piyasalar nefes almaya başlayacaktır.

TÜRKİYE ZORLUKLARA DAYANDI

Türkiye tarafında ise, 2016’da bir ülkenin karşılaşabileceği sorunların azamisini yaşamasına karşın güçlü ve dinamik kaldığını söyleyebiliriz. Tüm çabalar hasarın şiddetini olabilecek minimum seviyede tutmak içindi. Ramazan Bayramı öncesi açıklanan ekonomi paketinin ve yılın sonlarına doğru genişletilen teşvik paketlerinin olumlu etkilerini 2017’de almayı bekliyoruz. Dolayısıyla 2017 yılını  toparlanma yılı olarak geçirmemiz zaruri görünmektedir.

Anayasa değişikliği referandumu ve TL’nin seyrine  göre TCMB’nin alacağı pozisyon, , büyüme yönünde atılan adımların sonuçlarının ne olduğunun görülmesi yurtiçi önemli gündem maddeleri olarak dikkat çekmektedir.

ABD tahvil faizleri ve dolar endeksinin seyrinden dolayı bol miktarda TCMB’nin tercihinin  büyüme politikasına destek mi enflasyonu kontrol altına almak mı olduğunu konuşulmasını beklemekteyiz. Kurdaki yükselişin bant aralığına girmeyip artış hızının korumasına döviz satarak mı faiz artışı yaparak mı karşılık vereceğinin tartışıldığı bir süreçle de karşılaşabilir. Ama konunun (beklentinin) TCMB’nin büyümeye destek vermesi olduğunu hepimiz biliyoruz. Kredi büyümesindeki yavaşlama kesinlikle tercih edilen bir seçenek değil, bu segmentin büyümesi ekonomik aktivitenin de artmasına yardımcı olacağından tüketicinin kur konusundan kafasının rahat olması gerekiyor. Bu da belirli bir bantta hareket etmesinin sağlanması ve enflasyonda gerileme ile olabilecektir.. Oynaklığın azalması risk priminin düşmesine bu etmenler de  aynı zamanda özel sektör yatırımlarının artmasına imkan tanıyacaktır

2008 krizinden sonra Türkiye’nin yakın ve orta doğu’ya yönelik ihracat hamlesi, 2012 yılına kadar, toparlanan petrol fiyatları ile büyük bir katkı sağlamıştı,  2014 yılından itibaren düşüşe geçen petrol fiyatları, yakın coğrafyamıza yaptığımız ihracatı olumsuz yönde etkilemiş, bu dönemde Avrupa ve Afrika üzerine yoğunlaşma yaşamıştık, petrol fiyatlarının yükseliş yeniden bu ülkelerle ticaret hacminin artmasına yardımcı olabilir.  Bu noktada bir çekinceyi de göz ardı etmemeliyiz. Bu da S.Arabistan  , Katar, Umman ve Abu Dabi’nin de dolar cinsinden tahvil ihraç ettiğidir. Bloomberg’in hesaplamasında GCC ülkeleri önümüzdeki 5 yıllık sürede toplam borçlanma ihtiyacı 760 milyar dolar olarak çıkmış. Petrole bağlı ekonomi ve gerileyen petrol fiyatlarının yarattığı erozyonun sonucu, dolayısıyla beklediğimiz oranda ticaret hacminin arttığını göremeyebiliriz.

Diğer taraftan dış ticaret işlemlerinde TL kullanımını artırmak için vadeli ithalat işlemlerindeki(  Kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalatta)  %6’lık KKDF’nin sıfırlanması iç piyasadaki döviz talebini azaltacağı gibi döviz dalgalanmalarının da sınırlanmasına yardımcı olabilir. TİM verilerine göre ihracatçılarımız 2016’nın 10 ayında 182 ülke veya bölgeye TL ile ihracat yapmıştır. Döviz talebindeki azalmanın “cari açık’ta olumlu” etken olması da kaçınılmazdır.

HİSSELER İSKONTOLU

Borsa tarafına bakarsak; BIST-100 ‘ün 1 yıl ileriye dönük F/K iskontosu %34-38 bandında değişmektedir ki tarihi ortalamalarımız %%17-21 bant aralığıdır. Göreceli baktığımızda ucuz kaldığımız düşünülebilir. Anayasa referandumundan sonra yapısal reformlara hız verileceğinin açıklanması ve jeopolik riskler bir süre daha bu iskontonun korunmasına neden olabilecektir.

Hükümetin büyüme yönündeki adımlarının gerçekleştiğinin görülmesi bu iskonto oranının azalmasına fırsat verecektir. Altyapı harcamalarındaki artış ,  Dünya’da demir-çelik, çimento ve bakır talebinin artması bu sektörlerdeki  firmaları, Savunma harcamalarının arttığı ve desteklendiği  süreçte bu alandaki firmaların, hızlı kredi büyümesinden olumlu etkilenecek sektörlerdeki firmaların talep görmesini beklediğimizden 2017’de hisse senetlerinin ön plana çıkmasını beklemekteyiz.

Mali teşvikler, korumacı politikalar ve göçmen kontrollerinin dolar üzerinde olumlu etkisinin görünmesi kaçınılmazdır. Brexit  görüşmelerinin başlaması ve hazirandaki seçimler sterlin üzerinde, Fransa, Almanya ve Hollanda’daki seçimler de euro üzerinde baskı kurmaya devam edecektir.

Brezilya, Rusya, Hindistan ve Güney Afrika’nın bütçe rakamlarının güçlenmesi ve  enflasyonun azalış eğilimi ile  güçlü büyüme beklentilerinin bulunması bizimle aynı sepette bulunan bu ülke ve para birimlerinin 2017 yılına bir adım avantajlı başlamalarına neden olmaktadır. Bizimde hükümetin büyüme üzerindeki teşviklerin etkisinin görülmesi ile birlikte  dolar/tl’deki oynaklığın azalmasına ve yatırım açısından olumlu trende( kurun bir bant aralığından dalgalanması öngörülebilirliğinin artması )  dönmesine imkan verecektir.

Enflasyon tarafında ise Gıda komitesinin etkinliği sayesinde gıda fiyatlarının baskılanmasına karşın kur ve petrol fiyatlarının yükselişi enflasyon üzerinde giderilmesi kolay olmayacak  en büyük zorluklarımız. Burada dolaylı olarak TCMB’nin yaklaşımı ve iletişimi önem kazanıyor.

ABD’de uzun vadeli tahvil faizlerinin dengelenmesiyle birlikte (Trump’ın başkan olmasıyla birlikte ABD tahvilleri hızlı bir ralli yaşamıştır. ABD nin; 2 yıllık tahvili  %73,  10 yıllık tahvili %50 ve 30 yıllık tahvili  %26 artış kaydetmiştir)hem bizim 10 yıllık tahvil faizlerimiz hem de Kur ve faize duyarlılığı düşük şirketin tahvillerine yönelim olmasını beklemekteyiz. Tabii ki sadece ABD faizlerinin düşmesi değil bizim de ödevlerimi tam olarak yapmış olduğumuz bir süreçten bahsediyoruz.

Üretim azaltılması ve kısıtlamasının  hem OPEC üyeleri hem de OPEC’e üye olmayan ülkelerin tercih etmesi brentte 60 dolar seviyelerinin görülmesine neden olabilir. Bu da Petrol kontratları cazip kılabilir.

Trump’ının başkan seçilmesinden sonra vaat ettiği yatırımları yapmak için(bakırın en önemli özelliği gümüşten sonra elektriği en iyi ileten metal olmasıdır. Bu özelliği ile özellikle kablo sanayiinde, inşaatlarda kolon ve kiriş güçlendirilmesi ile pirinç ve bronz alaşımların yapılmasında kullanılır.)  gereken bakır talebi bu emtianın fiyatındaki yükselişin devam etmesine  imkan tanıyabilir. O zaman Bakır kontratları  da göz ardı etmemek lazım.

Olumsuz beklentileri yazmak daima kolaydır. Başladığında yazı akar da akar, ama zorluklar içinde olumlulukları bulmak zordur, uğraştırır ve olumsuzlukların giderilmesi sonucu ortaya çıkar. 2017’de görünürde bu yönde oldukça zor bir yıl olacak.

İLGİLİ HABERBorsa'da 2017'de hangi temalar öne çıkacak?Borsa’da 2017’de hangi temalar öne çıkacak?

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları